Böyle giderse, korsan gösteri olur

Deniz Baykal, Başba-kan'a cevabi mektubunu gönderdi göndermesine... Görüşme talebini de kabul etti, buluşma adresi olarak CHP Genel Merkezi'ni de gösterdi...

Deniz Baykal, Başba-kan’a cevabi mektubunu gönderdi göndermesine...
Görüşme talebini de kabul etti, buluşma adresi olarak CHP Genel Merkezi’ni de gösterdi...
Fakat mektubun sonunda Başbakan’a bir teklifi var ki, işte o, çok acıklı geldi bana.
Bir defa peşinen, ‘açılım politikası’nı mahkûm ediyor, tehlikeli bir tuzak olduğunu söylüyor.
“Hiçbir şekilde sizinle birlikte olamayacağımız açıktır” diyor.
Peki o zaman, daha baştan reddettiği bir sürecin nesini konuşmak istiyor, neden randevu veriyor Baykal?
Cevabı aslında basit;kendi şovunu yapmak için.
Çünkü diyor ki; ‘Baş başa olsun, ikili görüşelim, bir hafta içinde...Amma kapalı kapılar ardında olmasın, millet de duysun konuştuklarımızı... Bir TV ekibi, görüşmemizi çekip yayınlasın.’
Heyhat!.. Niyet gene üzüm yemek değil, bağcıyı dövmekmiş meğer.
***
Başımıza daha neler gelecek?
“Ya bütün açılımlarda amaçlarına ulaşırlarsa...”
Nasıl telaş etmeyelim?
Mehmet Barlas, dünkü yazısında enfes bir kurgu yapmış.
Çizdiği, muhalefetin resmidir.
“Bu gidiş, iyi gidiş değil” diyor.
Kinaye yapıyor, eleştirilerin absürdlüğünü, tutarsızlığını anlatmaya çalışıyor.
Gelin görün ki, muhalefetin, Ermenistan açılımına tepkileri, o iptidai cümleden öteye geçmiyor.
Baksanıza, Ermenistan’la nornalleşme protokolüne imza attık.
Sarkisyan, 14 Ekim’de futbol maçı için bize gelmeye hazırlanıyor.
Baksanıza, hükümet, demokratik açılım sürecinden vazgeçmiyor.
Terörle mücadelede daha önce hayal dahi edemediğimiz mesafeler alınıyor.
Bölücülük tehdidi, tarihe karışıyor.
Kürt meselesi, hal yoluna giriyor.
Maazallah böyle giderse, diğer sorunlarımız da çözülecek.
Bu gidişle Kıbrıs meselesi de çözüme kavuşacak.
Kavgalı olduğumuz bir tek komşu bile kalmayacak etrafımızda.
Kabus senaryomuza bakar mısınız, Allah aşkına?
***
Korktuğumuz şeye bakar mısınız?
Oysa çok alışmıştık, her 24 Nisan’da hop oturup, hop kalkmaya.
Washington’daki Musevi lobisini aman kırmayalım diye, ne güzel titizleniyorduk.
Parlamentolarda, mantar gibi birbiri ardınca alınan soykırım tanıma kararlarıyla boğuşup duruyorduk.
Yalnız ABD kongresinde gündem sırasına giren önergelerin kadük olmasını beklesek, gene iyi...Keşke öyle olsaydı.
Fransa’dan Kanada’ya, Doğu Avrupa ülkelerinin parlamentolarına kadar, her yerde karşımıza çıkıyordu diaspora.
İşleri güçleri, dikkatimizi bölmek, enerjimizi tüketmek, bizi yormaktı.
‘Gelin, ortak tarih komisyonu kuralım’ diyorduk, işlerine gelmiyordu, kaçıyorlardı.
Gerçekler ortaya çıksın istemiyorlardı.
Artık yapamayacaklar!
Ne kötü, değil mi?
Muhalefetin tepkilerine bakarsanız, evet çok kötü!
Ama neresi?...
Bu tarihi adımı AK Parti hükümetinin atmış olması mı?
Öyleyse ne duruyorsunuz, katkıda bulunun, siz de başarıya da, sevince de ortak olun.
Kenarda durmayın böyle.
***
Baykal, tumturaklı bir dille yazmış mektubunu.
Yapacağı şovun ön duyurusu sanki...
Yakında Başbakan’la buluşacaklar.
O görüşmeyi korsan bir gösteriye dönüştürmektense, sürece özgün katkılarını yapsa, fena mı olurdu?