Çare sonik bombardıman silahı mıdır?

Mısır'da darbe oldu, mırıldanarak konuştular. Suriye'de kimyasal katliam yaşandı, efendi efendi söyleniyorlar. 'Askeri müdahale çare değil' diyor, alternatif çareler öneriyorlar.
Çare sonik bombardıman silahı mıdır?

Polis teşkilatının lağvedilmesini henüz kimse istemedi. Taksim Dayanışması’ndan da böyle bir talep gelmiş değil daha.
Neyse ki aklın kapsama alanındayız, konuşmaya hâlâ yerimiz var.
Kolluk yetkisini, park forumları ile halk komitelerine devretmek değilse neyi konuşuyoruz peki?
Türkiye’ye biber gazı satışının durdurulmasını...
Uluslararası Af Örgütü, ABD başta olmak üzere üretici ülkelerden sevkıyatın durdurulmasını istiyor.
Masa başı haber kıvamında bir analizleri de var. Son 20 günde elindeki 150 bin gaz fişeğinden 130 binini harcamış polis. Aşırı abanıldığı için stoklar hızla erimiş, bugün yarın yeni siparişlerin verileceği söyleniyormuş. Bir başka söylentiye göre ise 150 bin yeni fişek çoktan tedarik edilmiş.
Kimyasal silahla 100 binden fazla insan katledildi Suriye’de. Buna karşı 6 adımlık bir eylem çağrısı yaptılar.
Gaz biberi için açıkladıkları Türkiye planı ise 4 adımlık. Üstelik ilk adımı Suriye’yle aynı: Silah ambargosu!
Suriye’de Esad rejimine karşı alınmasını istedikleri her tedbiri, muhalif güçlere de istiyorlar. Silah ambargosu ikisine de uygulansın, savaş suçlarından iki taraf da mesul tutulsun. Birine ne şart koşuluyorsa diğeri için de geçerli olsun...
Suç işleme imtiyazı kimseye tanınamaz, eyvallah. Kimse ‘Savaş Suçları Mahkemesi’nden muaf tutulamaz.
Prensipte hepsi doğru, hepsi haklı talepler. Af Örgütü’nün gözettiği hakkaniyet dengesi, kredilendirilmeyi hak ediyor.
Fakat Türkiye’ye karşı aynı derecede hassas değil terazileri. Gösterici şiddetine, numunelik olsun tek kelime göndermeleri yok.
ABD, AB ve dünya kamuoyunu, ‘barışçıl gösterileri’ polis zoruyla bastıran Türkiye’ye karşı harekete geçmeye çağırıyorlar. İlk adım da ‘konvansiyonel silah’ kapsamına soktukları biber gazı sevkıyatını kesmeleri olacakmış.
Gezi olaylarında dünyayı ilk kez ayağa kaldırmıyorlar. Taksim’de adam boğazlanıyormuşçasına bastıkları feryat, “İstanbul’da karanlık günler” etiketiyle kopardıkları vaveyla hâlâ kulaklarda.
Mısır’da darbe oldu, mırıldanarak konuştular. Suriye’de kimyasal katliam yaşandı, efendi efendi söyleniyorlar. “Askeri müdahale çare değil” diyor, alternatif çareler öneriyorlar.
Gezi’de ise aktivizmin dikâlâsını sergilerken biber gazı yerine var mı bir önerileri?
Medeni dünyada, biber gazı yerine alternatif arayışları var. Biber gazı da cop yerine ikame edilmiş nitekim.
Mesela Af Örgütü için, Occupy Wall Street eylemlerinde denenmiş akustik tabanca (LRAD Sound Cannon) okey midir?
Biber gazıyla kıyaslandığında, çıldırtıcı bir tizlikle kulakları sağır eden bu uzun menzilli ses bombardıman silahı, daha mı az zararlıdır ve işgal eylemlerini dağıtmada bir çare olabilir mi?