Cemaatin başı ve sonu

Cemaatin namı, kendi gerçekliğini çoktan aştı. O kadar ki, artık kimse, 'Hangi cemaat' diye bile sormuyor.

Cemaatin namı, kendi gerçekliğini çoktan aştı.
O kadar ki, artık kimse, ‘Hangi cemaat’ diye bile sormuyor.
‘Cemaat’, belli bir yapıyı anlatan özel isim olarak kullanılıyor.
Keza, bu yazıda ‘cemaat’ olarak anılan da, aynı yapıdır.
‘Cemaatin işleri’, ucu bucağı olmayan çağdaş bir ahtapot miti gibi cazip...
Etrafında konuşmak, kolay ve tatlı geliyor.
Kadrolaştıkları, her yere sızdıkları, orayı burayı ele geçirdikleri, önlenemez bir güce ulaştıkları, kontrol dışına çıktıkları ve başka daha neler neler...
Gelişigüzel ağza ne düşse, söyleniyor.
Efsanenin parıltısı, dayanılmaz bir şekilde kendine çekiyor.
Konuşuldukça kulaktan kulağa yayılıyor; yayıldıkça daha çok konuşuluyor, ‘cemaat’.
‘Serbest tahta’ymış gibi, herkes kendince yakıştırıp, içerik yüklüyor.
Haliyle, tevatürden geçilmiyor ortalık.
‘Duydunuz mu, duydunuz mu?’ diye, aslı bilinmeyen her karışık iş, cemaate hamlediliyor.
Oysa cemaat, bu efsanede, başı sonu meçhul soyut bir evrendir.
Nerede başlayıp, nerede bittiği sır...
Bilen yok...
Aslı olmayan hayalin sınırları da olmaz ki, diyemiyorsunuz.
***
Cemaatle kastedilen çevrenin, neden kendilerine ‘hareket’ demeyi uygun gördüğünü, galiba anlıyorum.
Hareket, canlı bir organizmadır; yaşayan, dinamik bir süreç...
Cemaatse; olup bitmiş, nihai sınırlarına ulaşmış, tekamülünü tamamlamış bir bünye...
Cemaat adını, istemiyorlar.
Çünkü, boşluk görülen her yere yazılacak bir dolgu malzemesi haline geldi.
Bu efsunlu kelimeyi nereye koysanız, gidiyor.
Geçerli bir cümle elde etmiş oluyorsunuz.
Okunduğunda, anlamlı ve makul bulunuyor.
Öyle ki, İngilizce’nin joker fiilleri ‘Get’ ve ‘Take’ bile, bu kadar çok fonksiyonlu değil.
Sıkıştınız mı, hemen araya bir ‘cemaat’ lafı attırın, olsun bitsin.
Konuşma esnasında, düşüncelerimizi toplamak için kısa ‘ses’ geçişlerine ihtiyaç duyarız.
Korkarım yakında ‘cemaat’
lafı, zaman kazanmak için kullandığımız o asalak kelimelerden biri olacak.
‘Eee’, ‘Yani’, ‘Şey’  ya da ‘Mesela’ kelimeleri yerine de, ‘Cemaat’ denmeye başlayacak.
***
Aslında ‘Cemaat’, büyük bir vehimdir.
Öcü mü lazım, günah keçisi mi?...
Muğlak, müphem ne varsa, hepsinin ilacı niyetine verilen bir vehim...
Dolayısıyla da kaşımaya, istismara fazlasıyla müsait...
Bazıları sanıyor ki, gerçek bir tanedir.
Gerçek, parçalardan müteşekkil...
Yekpare bir gerçeklik peşinde koşmayın boşuna, yorulduğunuzla kalırsınız.
Cemaat de, yaşadığımız gerçekliğin parçalarından biri.
Kendi içinde de çok parçalı bir gerçek.
Bazı şeylerin aslını, belki hiç öğrenemeyeceğiz.
‘Cemaatin işleri’, buna örnektir.
Bazı şeyler, galat-ı meşhur olarak kalacak; doğru sandığımız yaygın yanlışlar...
Unutulmasın ki, üzerinde konuştuğumuz ‘cemaat’, bu haliyle bir şayiadır.
Gerçeğin, hayal gücümüzle zenginleştirilmiş bir gölgesi...
Gerçek, mutlaka başka... Amacı, meşguliyeti, faaliyetleri, mensupları, aidiyet bağları, network özellikleri...
Bence, aynı sosyal amaçlara gönül vermiş insanların esnek ilişkiyle bağlandığı bir topluluktur.
Aralarındaki bağ güçlü, ama katı hiyerarşiye tabi değil.
Ne ki, adı çıkmış bir kere.
‘Şuyuu, vukuundan beterdir’.
Görüyorum ki, ısrarla ‘cemaat’ denilen ‘hareket’ de, durumdan mustarip.
Haksız da sayılmazlar.