Cemaatin hükümete bir çalımı mı?

Hizmet hareketi, 'Camia' ya da yaygın bilinişiyle 'Cemaat', netameli konularda kendini açık seçik deklare etti.
Cemaatin hükümete bir çalımı mı?

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, cemaat-hükümet kavgası üzerine dönen tüm fiskosları biriktirmiş, toptan cevap verdi.
Ahali, benden de bu konuda bir-iki şey duymak ister diye lafa girmemezlik edemiyorum.
11 maddelik bir açıklama. Her maddede, ‘Cemaat’in kanına dokunmuş bir söylenti, bir komplo dedikodusu sansürsüz olarak verilip onu çürütecek argümanlar sıralanıyor.

Gezi olaylarının arkasında ‘Cemaat’in olduğundan yargı ve poliste kadrolaştıklarına, dershanelerin had bildirmek için kapatılacağından bürokrasiden tasfiye edileceklerine, siyasi iktidara gizli ortaklık peşinde koştuklarından devlet içinde devlet gibi davrandıklarına kadar cemaat-hükümet kavgası hakkında her ne tevatür varsa, hepsini tek tek masaya yatırmışlar.
İki şeyi çok önemsedim.

Birincisi, ‘Cemaat polisi’ ve ‘Cemaat yargısı’ isnatlarını, ilk kez başka tarafa çekilmeyecek netlikte reddetmeleri.
Devletin polisi ve yargısı olur, demokrasilerde o devleti de seçilmişler eliyle kurumlar sevk ve idare eder.
Bu hiyerarşik gerçekliğe bağlılıklarını, şek ve şüpheye mahal bırakmayacak tarzda kayda geçirmişler.
Artık bir yargı tasarrufuna, bir polis icraatına dokundurduğunuzda kimse, cemaat adına alınganlık göstermeyecek.
İkincisi de, ‘Hizmet’ hareketini yani cemaati bir sivil toplum örgütü olarak konumlandırıp siyasetle ilişkilerinin doğal sınırlarını çizmeleri ve kendilerini asıl faaliyet alanlarına çekmeleri.
“Aliyyülâlâ! Ve fakat nereden icap etti MİT krizi gibi geçip gitmiş ‘Cemaat komplosu’ iddialarını bugün yalanlamak? Fitneyi canlandırmak da niye?” diyebilirsiniz.

“Daha önceleri nerelerdeydiler” demektir bu.

Derim ki; sükûtları ikrara yorulmuş olabilir. Biraz da oradan yürüdü fitne. Geç de olsa nihayet, AK Parti’yle iktidar mücadelesine girdikleri ve gizli güç odağı oldukları algısının üstüne yatmadıklarını gösteriyorlar. Bu iyidir. Gerisini kurcalamayın.
Zamanlamanın sebeb-i hikmeti hariç, fevkalade açıklayıcı buldum.

Hizmet hareketi, ‘Camia’ ya da yaygın bilinişiyle ‘Cemaat’, netameli konularda kendini açık seçik deklare etti.
Pozisyonunu alenileştirmesi her halükârda olumludur, ‘Cemaat’in şiar edindiği müspet hareket prensibine de uygundur.
Her ne fenalık başa geldiyse gizli kapaklı iş çevriliyor algısından gelmedi mi?

Karanlıkta kalmak, yüzü saklamak, pozisyon belli etmemek, açık oynamamak münafıklık alameti de sayılan menfi hareketler değil midir zaten?
Fitnenin önü de ancak böyle alınır.

‘Efradını cami, ağyarını mani’ bir açıklama. Ciddi-gayri ciddi, makul veya akla aykırı denmemiş; en uçuk kaçığı dahil hiçbir tez dışarıda bırakılmadan az-çok hepsine bir şey söylenmiş.

‘Batıl olanı tasvir, saf zihinleri bulandırır’ ilkesini ihlal etmek pahasına hem de.
Doğru da, ayyuka çıkmış şayianın nesini gizleyeceksiniz?
O sebeple, “Bazı fitneleri bertaraf etmek için geç kalındı” demek, daha yerinde bir itiraz.
Fakat geç de olsa hiç olmamasından iyidir.
Tek kusuru var açıklamanın. Gezi bahsindeki abartılı vurgular fuzuli kaçmış.
Gezi’de de cemaat parmağı arayan saçmalıkların haddinden fazla kaale alındığı izlenimi veriyor.
Yine de metinde, hükümete çalım atma gayretkeşliği sezmedim. İhtiyaç fazlası birkaç cümleyi saymazsak...