Cevdet Bey'in hayat bilgisi

Sosyal hayatı yok denecek kadar az olan biri, bu tür düzenlemelerin sosyal hayat üzerindeki etkilerini nasıl bilecek ki vur deyince öldürmesin?

İçki yasakları tartışılıyor. Ben farklı bir tarafındayım.

Düzenlemenin mimarı, yazılanlara göre Cevdet Erdöl. Sigara yasağının da başrollerinde o yer alıyordu.

Sınırlamalar getirilirken çizginin nerede çekileceği fikri gerçekten de onun kafasının altından çıktıysa bir sorunumuz var.
Cevdet Bey’i tanırım; işini ciddiye alan, samimi ve düzgün bir siyaset adamıdır.

Mesele etmiştir bu işleri, düzenlemenin lüzumuna yürekten inanmıştır, bunu da “Memleket insanına bir faydamız olsun” heyecanıyla yapmıştır.

Amenna!

Fakat hayat bilgisi ve kişisel deneyimi, böyle bir görev için yeterli mi emin değilim.

Ve hatta gençliğinde bile bir okey kahvesinde ya da bir eğlence mekânında oturup bir bardak çay içmiş midir, şüpheliyim.

Sigara tiryakiliğine getirilen yasaklar da alkol tüketimine ilişkin kısıtlamalar da sosyal hayatı tanzime yönelik.

Sosyal hayatı yok denecek kadar az olan biri, bu tür düzenlemelerin sosyal hayat üzerindeki etkilerini nasıl bilecek ki vur deyince öldürmesin?

Sigara ve alkol kullanımı, genel sağlık ve toplumsal yarar açısından elbette birtakım düzenlemelere tabidir.

Ama alınacak tedbirlerin sosyo-ekonomik ve psikolojik tesirleri de hesaba katılmak, bireysel özgürlüklere müdahaleye varıp varmadığı da nazarı dikkate alınmak kaydıyla.

Çünkü tercih özgürlüğü, en az gençleri kötü alışkanlıklardan korumak kadar korunması gereken bir şey.

İşin sırrı, aradaki ölçüyü tutturmakta. Kantarın topuzunu fazla kaçırmamakta.

Ömründe bir dal keyif sigarası dahi tüttürmemiş birinden tüm bu ölçüleri gözetmesi beklenebilir mi, tereddüt içindeyim.

Mesleğinin ehli, iyi yetişmiş bir tıp profesörüdür Cevdet Erdöl. Ancak sigara ve alkol yasakları, sadece tıbbın konusu mu?

Mesele sağlıktan ibaret değil ki! Sosyal hayatın kanunla biçimlendirilmesinden söz ediyoruz.

Zararlı alışkanlıklarla mücadelede, kamu otoritesine de sorumluluklar düştüğü muhakkak.

Aşırıya varmayan, kişisel özgürlükleri ve farklı yaşam tarzlarını gözeten tedbirleri bu yüzden destekliyorum.

Velakin ayıpsız, günahsız bir doğru davranış modelini yasalaştırmak hukuk felsefesinin neresine uyar derseniz, size verilecek bir cevabım yok.

İşin garip tarafı, düzenlemenin mimarı gösterilen Cevdet Erdöl’ün de bu kabil sorulara cevap verecek ehliyette olmaması.

İfrattan kaçarken tefrite düşmeden, bir uçtan öbürüne savrulmadan da yapılabilecek şeyler nihayetinde.

Yeşilay gibi gönüllü misyonların varlığını anlamsızlaştıracak ölçüdeyse bir düzenleme, aşırıya kaçılmıştır.

Diyanet gibi güzel ahlakı vaaz edip özendiren kurumlara hiç alan bırakılmadıysa, yani kötü huylar baştan sona yasağa bağlandıysa yine aşırıya kaçılmıştır.

O noktada olduğumuzu sanmıyorum.

Tütün gibi alkol kullanımında da yeni düzenlemelere ihtiyaç vardı.

Mesele, Yeşilay’a ve güzel ahlak öğütlerine de hâlâ ihtiyaç kaldı mı?

Bir yerde yanlış yapma hürriyeti yoksa orada, özgür iradeyle doğruyu seçme şansı da yoktur.

Cevdet Bey’in yasal ve kamusal eli birkaç kez daha değerse tercih hürriyeti, özgür irade ve sosyal hayattan geriye ne kalır, hiç bilmiyorum.