CHP'nin İmralı zikzakları

Ne değişti de Kılıçdaroğlu dün yapıcı baktığı süreci bugün yıkmaya çalışıyor?

Kılıçdaroğlu, çözüm sürecinde yapıcı olacaktı. Ne oldu da birdenbire yıkıcı bir tutuma geçti?

Başından beri sürecin merkezinde Öcalan vardı, bugün de o var.

Başından beri görüşmeleri MİT yürütüyordu, bugün de MİT üzerinden yürüyor.

Başından beri BDP, Kandil ve Avrupa kanadı sürecin tarafı ve parçasıydı, bugün de öyleler.

Başında ne konuşulduysa bugün onlar oluyor.

Sabotajlar olabileceği söyleniyordu, başarısız girişimler oluyor.

Aktörlerin rol dağılımında zorluklar çıkması bekleniyordu, adaya gidecek heyette sorunlar çıkıyor.

Kandil’den aykırı sesler gelebileceği tahmin ediliyordu, kimi cızırtılar geliyor.

İşi yokuşa sürenlerin zuhur etmesi öngörülüyordu, iki taraftan da malum tipler arzı endam ediyor.

Hülasası, sürpriz yok, süreç olağan seyrinde ilerliyor.

Üstüne üstlük, her geçen gün daha çok ciddiyet kazanıyor, her geçen gün daha çok yaklaşıyor sonuca.

Umulmadık ölçüde iyiye gidiyor işler. Bundan iyisi Şam’da kayısı. Ve fakat CHP ne istiyor da olmuyor, belli değil.

Kamuoyunda sürece ilişkin umut, beklenti ve memnuniyet arttıkça CHP’de ters orantılı bir huzursuzluk baş gösteriyor.

Hal ve gidişten şikâyetçi Kılıçdaroğlu. Bir telaş Köşk’e koşup Cumhurbaşkanı’ndan sürece el koymasını istiyor.

Acil müdahaleyi hangi şartlar gerekli kıldı? Kılıçdaroğlu neden dün desteklediği süreci bugün durdurmak için çırpınıyor? Bilen yok.

MİT’i, görev ve yetkilerinin dışına çıkmakla, arkasındaki siyasi iradeyi de hukuku çiğnemekle suçluyor.

O günden bu tarafa kanunlar değişmedi, hükümet değişmedi, Başbakan ile CHP Genel Başkanı da değişmedi.

Kılıçdaroğlu, o gün sürece kredi açıp alenen katkı vermişti. Öyleyse ne değişti de dün yapıcı baktığı süreci bugün yıkmaya çalışıyor?

Grup konuşmasına kadar bekledim belki bir açıklama getirir diye. Ama süreci es geçti. CHP’nin niye zikzak çizdiğini siz anladınız mı bari?

Bay vuruşarak çekilen Deki

 

Hasan Pulur, 50 yıldır yazdığı Milliyet’le yol ayrımında. T24’e, standart bir patron sıkıştırma röportajı vermiş. Repertuvarı vasat, performansı da.

Gitme zamanının gelip çattığını görüyor. Ama çekip gitmek yerine kendini kovdurmak için ne lazımsa yapıyor.

80’lik yazarın yaşı kadar eski bir numara bu. Tipik biçimde ‘vuruşarak çekilme’ taktiği izliyor. Amacı, ucuza gitmemek. Kovulursa yüklüce bir tazminat alacak. Şanı şerefiyle bırakırsa eli boş kalacak. Tabii ki o yükünü tutmayı seçiyor.

Altından arabası alınmış. Yazdıklarına karışılmasından çok buna içerliyor. “Beni böyle yıldırıp kaçıramazsınız, kovacaksanız adam gibi kovun” diyor.

Ve Babıâli’nin en beylik repliğiyle günün Bay Deki’si Hasan Pulur oluyor.