CHP'nin Jön Türkleri

Dünkü grup konuşmasında Kılıçdaroğlu ne yaptı peki? Kavgayı parti içinden başka mahallelere taşıdı

Jön Türkler, Abdülhamit’i yıkmaya çalışırken etnik azınlıklarla da işbirliği yaptılar. Azınlıklar ise Abdülhamit’in şahsında, aslında Türklüğü yıkmak istiyorlardı. Yani?

Yanisi şu: Jön Türklerin, Türklük hakkında en ufak bir fikirleri yoktu.

Peki ya CHP’li ulusalcılar? Onların da ulus hakkında, Jön Türklerin Türklük hakkında bildiklerinden daha fazlasını bilebildiğini sanmıyorum.
Baştaki tespiti, mealen Ayşe Hür’ün pazar günü Radikal’de çıkan yazısından aktardım. ‘İdraksiz Türk’ten Türk milliyetine’ başlıklı yazısı, tek kelimeyle ibretamiz.

Türklüğün kökenlerine dair çarpıcı bilgiler veriyor Ayşe Hür. Aynı zamanda Türklük mefhumu hakkındaki yaygın cehaleti de teşhir ediyor.
Yahya Kemal’de milliyetçilik fikrinin nasıl geliştiğine ilişkin alıntı böyle mesela. Sorbon Üniversitesi’ndeki hocası bir derste şöyle diyor: “Tarihte keşfolunmamış iki meçhul var; biri coğrafyada kutuplar, diğeri tarihte Türk’tür.”

Yine mesela, Şevket Süreyya Aydemir’in Suyu Arayan Adam’da anlattığı anekdot. Birinci Dünya Harbi’nin Kafkas Cephesi’nde bir grup Anadolu köylüsüne “Biz Türk değil miyiz?” diye soruyor 17’sindeki Aydemir. Hep bir ağızdan cevap veriyorlar: “Estağfurullah.”
Fakat bütün bunlar içinde, beni en çok girişteki tespit çarptı. Yahya Kemal’e ait orijinal şekli şöyle:

“Paris’te talebe mitinglerine gidiyordum. Balkan Harbi arifesinde bizim ekalliyetler Rumlar, Bulgarlar büyük mitingler tertip ediyorlardı. O sırada bizim Jön Türkler, Abdülhamit’i yıkmakla meşguldüler. Yoksa Türk milletinden falan haberleri yoktu. Baktım, bu Rumların, Bulgarların yıkmak istedikleri Abdülhamit değil, başka şey. Bunlar Türk milletini yıkmak istiyorlar.”

CHP’de Birgül Ayman Güler’in ulusalcılığı, Jön Türklerin Türkçülüğünü andırıyor. Bunlar Türklükten ne kadar haberdarsa Güler de ulus fikrinden ancak o kadar haberdar.

Abdülhamit, Osmanlı’yı bir arada tutmak için İslam birliği siyaseti güdüyordu. Jön Türkler de son çare diye hedef küçültüp etnik temelli Türk birliğini savunacak güya. Ama Abdülhamit’e vururken aslında siyasal kimlik olarak Türklüğe de vurduklarını görmüyorlardı.

Birgül Ayman Güler’in durumu da farksız. Ulus fikrini, bütün etnik kimliklerin üzerine çıkarıp yücelteyim derken siyasi ulus kavramına en büyük darbeyi vuruyor, farkında bile değil.

Kemal Kılıçdaroğlu derseniz krizi yönetmekte zorlanıyor. Hem ulusalcı söylemi büsbütün reddedip partide bir çatlamaya meydan vermek istemiyor. Hem de bunu yapmadan partiyi bir arada tutmakta güçlük çekiyor.

Bana düşmez gerçi ama söylemeden edemeyeceğim. Faturayı medyaya kesmektense ulusalcı CHP’lilere şu basit gerçeği hatırlatabilirdi Kılıçdaroğlu: Keskin ulusalcılık, en başta ulusal birliğe zarar. Çünkü bölüp parçalıyor.

Cumhuriyetin, Osmanlı bakiyesinden tek bir ulus yaratma projesi zorlama bir projeydi. Sorunlu bir işe soyunmuşlardı ve getirdikleri ‘siyasal Türklük’ tanımı tutmadı. Tabii değildi çünkü. Eşyanın tabiatına aykırı olduğu için de her yerinden çatırdıyor.

Türk ulusunu Kürt milliyetiyle bir ve eşit görmemek, işte o dökülen uluslaşma yani Türkleştirme projesine bile aykırı, ondan daha geri ve çok daha döküntü bir anlayış.

Zırva tevil götürmez. O sözlerin kıvırma payı yoktu. Derleyip toparlamaya çalışmaktansa CHP’nin de ulusun da selameti için vakit kaybetmeden geri alınmalıydı.

Dünkü grup konuşmasında Kılıçdaroğlu ne yaptı peki? Kavgayı parti içinden başka mahallelere taşımak gibi yanlış bir stratejiye takılıp kaldı. Medyaya saldırarak neyi halletti? Hiçbir şeyi.