CHP'nin taşeron siyaseti

Gelelim CHP'nin ahvaline. Nihayet, memlekete lazım gelen sosyal politikaları bünyesinde geliştirmenin kıvanç ve gururunu yaşıyor olmalı.
CHP'nin taşeron siyaseti

Umut Oran

Haberi okuyan da sanacak ki bu taşeron işçi dedikleri kanun kaçağıdır, bir nevi korsan taksici. CHP Genel Merkezi’nde suçüstü yakalanıp kayıt altına alınmış.

İş dünyasından gelmese bilmezliğine verirdim ama değil. Kaderin garip bir cilvesi işte. Haberi, bir bayram müjdesi gibi kamuoyuyla paylaşan da Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran.

“CHP’de taşeron devri sona erdi” başlığıyla çıktı haber. 37 çalışanları, daha önce taşeron konumundayken doğrudan parti kadrosuna geçirilmiş. CHP’nin kadrolu personeli olup kurtulmuşlar kaçak göçek çalışmaktan.

Umut Oran, büyük bir iş başarılmış edasında alayıvala ile duyuruyor gelişmeyi. Sosyal demokrat bir parti olarak emeğe verdikleri değerin göstergesiymiş.

Artık ne zaman geldilerse “Gelir gelmez olaya el koyduk, çalışanların emeğini her şeyden üstün tuttuğumuz için gereğini yaptık” vurgusuyla takdim ediyor bu icraatı. Şöyle bir ifadesi bile var: “Taşeron işçilik, özellikle emekçiler yönünden büyük hak kayıplarına neden oluyor.

Onların iş güvencelerini, kazanımlarını bir boyutuyla tehdit ediyor. Biz bu duruma daha fazla müsaade edemedik.”

Ne anlaşılıyor peki Umut Bey’in bütün bu anlattıklarından? Birincisi, demek ki CHP bunca zamandır taşeronlaşma karşıtlığı yapacağım diye ortalığı ayağa kaldırırken genel merkezinde taşeron işçi çalıştırıyormuş.

İkincisi, CHP istihdam ettiği taşeronların sigortasız ve yasal güvenceden mahrum olarak bir tür kaçak işçi statüsünde çalıştığını zannediyormuş. Bu vaziyeti de bile bile sürdürmüşler bugüne kadar.

Üçüncüsü ve en vahimi, ekonominin doğal dinamiklerinden türeyen taşeronluk müessesesinin sosyal demokrasiye esastan aykırı olduğuna inanıyorlarmış.

Fazla söz lüzum etmez, şu kadarını söylemekle iktifa edeceğim: Taşeron işçi dedikleri, kaçak çaycı çalıştırmak gibi kayıtdışı bir durum söz konusu olmadıkça İş Kanunu’na tabi bir firmanın sigortalı müstahdemidir. CHP’nin kadrolu personeli hangi haklara sahipse aynı yasal haklara sahip yani. Aradaki fark, birinin patronu devlet kapısı gibi bir siyasi partiyken diğerininkinin kendi halinde küçük sermayeli bir ticari işletme olmasıdır.

Taşeronlaşma dedikleri şey de bir sorun değil esasında. Kamu ve özel teşebbüs şirketlerinin zamanla hantallaşması sorununa karşı üretilen rasyonel bir çözümdür. Her kurum kendi bünyesinde bir yemek, bir ulaştırma, bir temizlik, bir güvenlik şirketi barındıracağına bu alanlarda uzmanlaşmış şirketlerden hizmet satın alır. Birçok açıdan hem daha verimli, hem daha mantıklı hem de çok daha tasarrufludur. Ayrıca bilmedikleri işkollarına girerek dikkatlerini dağıtmak yerine, asıl işlerine odaklanmış olurlar.

Gelelim CHP’nin ahvaline... Bu son adımla, nihayet asıl faaliyet alanına konsantre olmuşa benziyor. Memlekete lazım gelen sosyal politikaları bünyesinde geliştirmenin kıvanç ve gururunu yaşıyor olmalı. Siyaset yapma görevini hakkıyla yerine getirmenin iç huzuru içindedir herhalde. Genel merkezin yemekhane davasıyla meşgul olmak, camların temizlik meselesini dert edinmek, bina güvenliğine kafa yormak, makam araçlarının garaj sorunlarına eğilmek de hiç şüphesiz mühim bir siyasi tercihtir vesselam.