Cumhurbaşkanı, Kılıçdaroğlu'na ne demiş ki?

Çözüm sürecinde hiçbir şey değişmediğine göre Kılıçdaroğlu'nun tavrı niye değişip duruyor?

Galiba cingözün biri, Kılıçdaroğlu’na demiş ki: “Koşun koşun, MİT yasasında açık buldum. MGK tarafından görevlendirilmedikçe MİT İmralı’yla görüşemez, yetkisi yok.”

Yasada sayılan faaliyetlerin dışına, ancak MGK ekstra bir görev verirse çıkabiliyormuş MİT. İmralı’yla çözüm görüşmeleri yürütmek de yasal görevleri arasında geçmiyormuş.

Bir aklıevvelin fikri gelmiş olmalı. Başına MİT kanunu düşmedi ki kendiliğinden hareketlensin Kılıçdaroğlu.

Geçen haftaki kapalı grup toplantısında çözüm sürecini desteklemekten ansızın çark etti. Hangi uyanık mevzuya uyandırdıysa MİT’i ve hükümeti hukukun dışına çıkmakla suçladı. İmralı sakiniyle görüşmek yasal değilmiş.

Aynı gün apar topar randevu alıp Köşk’e koştu Kılıçdaroğlu. “Milli Güvenlik Kurulu, Öcalan’la görüşmesi için MİT’e yetki verdi mi” diye sordu. Vermediyse durum vahimdi.

Cumhurbaşkanı Gül’den bu kanunsuzluğa el koymasını istedi. Süreç durdurulmalıydı. Aksi halde MİT Müsteşarı Hakan Fidan da suç işlediği için okka altına gidecekti.

Köşk dönüşünde, ne konuştuklarını açıklamayı Cumhurbaşkanı’nın takdirine bıraktığını söyledi Kılıçdaroğlu. Daha da gitmedi konunun üstüne, konuşma orucuna girdi.

Cumhurbaşkanı Gül ise yararlı bir görüşme olduğunu belirtmekle kaldı. Açık vermedi.

MGK kararları gizlilik esasına tabi. Malum, toplantıda konuşulanlar açıklanamıyor.

Cumhurbaşkanı, Kılıçdaroğlu’na en fazla demiştir ki: “Çocuk oyuncağı mı bu, MİT kafasına göre böyle bir işe kalkışır mı? Elbette MGK görev verdi ama bu bilgi mahremdir, sizin devlet ciddiyetinize emanet.”

Yoksa bayram değil seyran değil. Kılıçdaroğlu’nun başına MİT kanunu da düşmedi. Durduk yere niye havalanıp sürece verdiği desteği geri çeksin? Hem niye ortalığı birbirine katan kendi değilmiş gibi sonrasında derin bir sessizliğe gömülsün?

Salı günkü grupta aynı savı tekrarlamak bir yana, lafını dahi ağzına almadı. Köşk ziyareti hakkında tek kelime etmedi.

Çözüm sürecinde hiçbir şey değişmediğine göre Kılıçdaroğlu’nun tavrı niye değişip duruyor?

Demek ki o sabah ilkin kim ne dediyse Kemal Bey de onu diyor.

Fakat Cumhurbaşkanı ne demiş ki bıçak açmıyor ağzını? İş yapmayınca kapattı gitti dükkânı.

Sonradan gelen suskunluğuna rağmen performansı gayet başarılı. Kılıçdaroğlu, en yüksek mevkideki siyasi Bay Deki olmayı tabii ki de hak ediyor. ‘Pek iyi’ derecesiyle hem de.

Arınç’ın tanıdık mevzuatı

 

Eski Türkiye’de iktidar siyasetçilerinin başmuavini, Hızır gibi kurtarıcısıydı. Başı sıkışan topu mevzuata atardı.

Artık yeni Türkiye’de yaşıyoruz. Adam kayırmacılık bitti, partizan kadrolaşma yok. Ehliyeti ve kifayetiyle hak etmediği yere gelemiyor kimse.
CHP’li Oktay Ekşi, Bern Büyükelçiliği’ne 12 bin dolar maaşla atanan basın ataşesi Hacı Mehmet Gani’nin durumunu soruyor. Gani, son seçimlerde AK Parti’nin Amasya adaylarından.

İsviçre basını 3 dil kullanıyor; Almanca, Fransızca ve İtalyanca. Gani’nin üçünü de bilmediği, İngilizcesinin de hal hatır sormaya bile yetmediği iddiasına, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç cevap veriyor. Diyor ki: “9 ay İngilizce kursuna devam etmiştir. Bu göreve atanması mevzuata uygundur.”

Kâğıt üstünde öyle de ya mevzuattan başka hiçbir şeye uymuyorsa! Bay Deki’lerden tanıdık değil mi bu klasik mevzuat dili?