Davutoğlu'nun İran, Suriye ve Mısır kartları

Ilımlı ve reformist bir konuşma yaptı Ruhani. Tam beklendiği gibi. Dünyaya meydan okumadı, saldırgan bir üsluba sarılmadı.

Önce Tahran. Yemin törenine kadar olan kısmı dün anlatmıştım. Tören nasıl geçti ve sonrasında neler oldu?
Meclis kürsüsünde yemin eden bir İran cumhurbaşkanını ilk kez yabancı devlet erkânı da canlı dinledi. Hazirun arasında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da oturuyordu. Devlet başkanı ve başbakanlarla birlikte ön sıraya alınmıştı.
Ilımlı ve reformist bir konuşma yaptı Ruhani. Tam beklendiği gibi. Dış politika sorunlarına girmedi. Dünyaya meydan okumadı, saldırgan bir üsluba sarılmadı. Onun yerine, içerdeki reform ihtiyacına ağırlık verdi. Ekonomik sıkıntıları aşmaktan bahsetti. Dili ölçülü, yapıcı ve mutedildi. En çok tekrarladığı şey de ‘itidal’ kelimesi oldu.
Davutoğlu, ertesi sabah Ruhani’yle ilk görüşmesini yaptı.
Dönüş yolunda bize de anlattı, iyi geçmiş, hatta çok iyi.
Kendisini Türkiye’ye davet etmiş. “Suriye’yle ilgili kaygılarımızı ve görüş ayrılıklarımızı gidermek için birlikte çalışmak”tan söz etmişler, ‘İşbirliğimizi her alanda geliştirme arzusunu’ dile getirmişler.
Seyahatte uzun uzun Suriye’yi de konuştuk.
Başbakanları Tahran’daydı. Davutoğlu ısrarla görmezden geldi, yokmuş gibi davrandı.
Temastan kaçınacağını söylemişti zaten.
3 kez değme mesafesine geldiler ama üçünde de yüz vermedi. Teğet geçtikleri anların hepsinde tokalaşma hamlesine fırsat bırakmadan öbür tarafa döndü.
“Şam’la vaziyeti biliyoruz, PYD ve Nusra cephesinde durum nedir” dedik biz de.
Şöyle söyledi: “Biz kimseye düşman değiliz. Onun için daha Rasulayn’da olaylar başlamadan önce PYD ile bir kanal açtık. Kahire’de görüşüldü. Fakat rejim Kusayr ve Humus’ta Hizbullah ile mesafe alınca PYD’yi de aynı amaçla kullanmaya kalktı. Yani nasıl orada Hizbulah’ı kullanıyorsa kuzeyde de PYD’yi kullanmak istedi. PYD de ibre rejimden yana kayınca bu oyuna girdi.
Hem PYD’den en fazla şikâyet edenler, sanıldığı gibi Türkmenler ve Araplar değil diğer Kürtler.
Biz de önce Salih Müslim’i getirdik. Mesajlarımızı verdik. O da gerekli açıklamaları yaptı. Bundan sonra da Türkiye’ye gelip gidecek.
Bu içerdeki algıyı da değiştirdi. Kürt bölgesine insani yardımların da önünü açıyoruz. Cuma günü, Ulusal Koalisyon Başkanı Jarba ile görüştüm. İki taraftan da muhalefette birlikte olmalarını istiyoruz.
Müslim’den 2-3 gün sonra da Barzani geldi. PYD tek temsilci grup değil. Biz tüm Kürt gruplarla görüşüyoruz. Onların haklarını gerekirse biz savunuruz. Bu anlamda kimseyle kavgamız yok, kimseyi dışlamıyoruz. Muhalif bütün unsurların mutlaka Ulusal Koalisyon’a ya da Askeri Komite’ye girmesini istiyoruz.
Nusra’ya gelince, hiçbir yardım vesaire yapılması söz konusu değil. Bu haberleri kasıtlı çıkarıyorlar...”
Ve Mısır.. Sıkışılan kapandan nasıl çıkılacağı konusunda Türkiye’nin bir fikri ve alttan alta ciddi gayretleri varmış, öğrendik.
Üzerinde çalışılan çıkış yolu, 6 maddelik bir planmış.
Davutoğlu birkaç ipucu verdi:
“Demokrasiyi bir an önce restore etmek gerek.
Bir yol haritası üzerinde ortaklaşa çalışılıyor.
Planın özeti; Mursi ve siyasi tutukluların serbest kalması, herkesin katılacağı sivil bir konseyin kurulması ve sivil bir yol haritası açıklanması, geçici bir başbakan ve teknokrat bir hükümetin başa geçirilmesi, süreçle ilgili tüm taraflara güvence verilmesi, sokakların rahatlatılması, ülkenin bu yönetimle seçime gitmesi ve anayasanın yazımı, yeni parlamento ve cumhurbaşkanının seçimi.
Bu noktalar üzerinde Brüksel ve Washington’la da ortaklaşa çalışılıyor. Afrika Birliği ile de burada görüştük. Bu doğrultuda bir heyet şu anda Kahire’de temaslarda bulunuyor.”
Şöyle bağlayalım: İran, Ruhani’yle yeni bir açılım peşinde. Davutoğlu da boş durmuyor, “Bunu Türkiye için bir fırsata çevirebilir miyiz” diye.