Dayanın hükümet gitmiyor

İtirazların, Gezi Parkı'ndaki ağaçların sökülmesine olmadığı görüldü. O halde biraz daha dayansınlar, sandığa kadar hükümet gitmiyor.

Hükümet, sokağın sesine kulak versin, eyvallah. Haklı ve meşru bir talep bu.

Siyaset, halka tepeden bakmasın. AK Parti'nin de şiarı değil miydi zaten?

Ama sokak da ne dediğini bilmesin mi biraz?

Gezi Parkı'ndaki ağaçları korumaksa mesele, sokağın meramı yeterince anlaşıldı. Eylem, amacına ulaştı.

Üstelik mahkeme de duruma el koydu, tartışılacak fazla bir şey kalmadı.

Münakaşa kesilmediğine göre dert başka.

Yok istedikleri, hükümeti düşürmekse şimdilik Gezi Parkı'nda elde edilen kazanımlarla yetinsinler.

Yetinsinler diyorum, çünkü hükümeti işbaşından göndermek için bir zahmet sandıkların kurulmasını bekleyecekler.

Git demekle hiçbir hükümet bırakıp gitmez.

Makul olmayan taleplere sokaktan geliyor diye hiçbir başbakan kulak vermez.

Mantıken karşılayamayacağı isteklerle hükümetlerin karşısına çıkmak, olmayacak duaya amin demekten farksız.

Önümüz ful seçim. Birinden birine taleplerini tutturabilirler belki.

İtirazlarının, yalnızca Gezi Parkı'ndaki ağaçların sökülmesine olmadığı görüldü.

O halde biraz daha dayansınlar, çünkü sandığa kadar hükümet bir yere gitmiyor. Gitmesin de.

Olması gerektiği gibi hesaplarını sandıkta görsünler.

Taksim'e AVM yapma fikrine itiraz, demokratik bir haktı. Sokakta nümayişe kalkışmak da öyle. Ama kitleleri coşturacağım diye bire bin katmak değil.

Herhangi bir icraatta hükümete karşı gelmek demokratik bir haktı. Ama Türkiye'nin menfaatlerine muhalefet etmek değil.

Şehre Central Park gibi bir park önermek demokratik bir haktı. Ama bu teklifi dayatmaya kalkışmak değil.

Bunları ayırt etmek çok mu zor?

Radikal yaptı mesela. Alternatif çözüm olarak bir teklifte bulundu, Başbakan tarafından kabul görmedi.

Hayır, illa Central Park olacak diye, kimse de bunu bir inatlaşmaya çevirmedi.

Demokratik tartışma böyle cereyan etmez mi?

AK Parti'ye düşmanlık yapacağım diye Türkiye'ye düşmanlık yapmanın demokrasiyle, hak ve özgürlüklerle bir alakası yok.

Bu tantanada gürültüye gitmesin. Şehir Hareketleri ve Habitat Koalisyonu imzalı bir metin okudum, hayretler içinde kaldım.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne çağrıda bulunuyorlar.

Diyorlar ki barış ve dostluk, olimpiyat idealleridir. Taksim'de polis bu ideallere biber gazı sıkıyor. Onun için de Türkiye, 2020 olimpiyatları listesinden derhal çıkarılmalı.

Aksi halde olimpiyatlar, kendi idealleriyle çelişirmiş.

Dertleri, Gezi Parkı'na sahip çıkmak değil hükümeti zora sokmak.

Gözlerini o kadar köreltmişler ki Türkiye'yi şikayet edip olimpiyat adaylığından düşürmeyi bile göze alıyorlar. Yeter ki AK Parti hemen bugün iktidardan düşsün.

"48 saat dayanın hükümet gidiyor, Anayasa Mahkemesi darbe yapacak" tweetlerinden tutun da, "Sıkın dişinizi, Türk baharı geldi geliyor" coşkusuna kadar... Ajitasyonun, dezenformasyonun, gazlamanın biri bin para.

Asparagas haberler, uydurma foroğraflar, coşku verici yalanlar sosyal medyada uçuştukça talepler de uçuşa geçti.

Polis, gaz bombasıyla müdahaleyi çığırından çıkarmıştı.

Birileri de misilleme olarak ajitasyon gazını çığırından çıkardı.

Masum ve haklı bir amaçla başladı her şey. Onu da tutup Taksim'i, Tahrir Meydanı yapma hevesine kurban ettiler.