Dikkat! Müzakereden şeytan çıkabilir

Her karaltı kuşkulanmaya, her şüphe ciddiye alınmaya değer. Uyanık kalıp dikkati ayakta tutmak şart!

Yayın eğriliğinin onun doğru hali olduğunu söyler sufi öğretisi. Tabiatta her şey, tam da olması gerektiği gibidir.

İşte böyle sufimeşrep bir iyimserlik seziyorum havada. Barışa çok yakınız. Bu da beni korkutuyor.

Ya bir terslik olur da işler aksi giderse?

Zerre miskal gevşeme kaldırmayacak bir süreçteyiz. Hele ağız gevşekliğini, boşboğazlığı hiç kaldırmaz.

Elden bırakılmayacak tek şey, azami ihtiyattır bence.

Hükümetin iradesi, her zamankinden daha cesur. İmralı’yla gizlemeden, saklamadan görüşerek siyaseten büyük risk aldı.

CHP’nin yaklaşımı

CHP’nin yaklaşımı, hiç olmadığı kadar destekleyici. Müzakereleri teşvik etmesi, iktidarı cesaretlendirmesi paha biçilemez kıymette.

BDP, geçmişe nazaran çok daha yapıcı ve sorumlu davranıyor. Bu tavrın çözüme katkısı inkâr edilemez.

İmralı sakini derseniz, dünden hazır. Öcalan, PKK’yı dağdan indirme rolünü oynamak için can atıyor.

Tamam, bunları olduğu gibi kabul edelim de gerçek olamayacak kadar iyi görünüyor her şey.

Arada bir kollarımızı çimdiklemeye de rüyada olmadığımızı hatırlatacak uyarılara da ihtiyaç duymalıyız.

Rehavet çökmesin

Nasıl olsa çözülüyor diye rehavet çökmesin üstümüze. Başa gelmeyen kalmaz sonra.

Sufilerin büyük şeyhi İbn Arabi’nin sözüdür. “Arpa tohumundan buğday beklemek ahmaklıktır” der.

Buğday tohumunun doğuştan gelen kabiliyeti de buğday bitirmektir. Aksi umulmayacağı gibi mümkün de olamaz.

Bu öğretide, “Yayın eğriliği dahi onun doğruluğundandır.”

Fakat doğru hali eğrilik olan kötülerden iyilik falan da sadır olmaz, bilelim.

“Cinsine çekmiştir, onun doğru hali kötü olmaktır zaten, doğuştan gelen vazifesi kötülük etmektir” denilebilir mi?

Karakter sorunları veya art niyet, kişinin yamuk fıtratına bağlanıp hoş görülebilir mi? “Ne yapalım tiyneti bozuk, mizacı eğri bunun” denilip mazur karşılanabilir mi?

Sufi, naif bir zaviyeden bakar hayata. Eşyada bin türlü deruni anlam bulur. Kainat, sırlı bir kitaptır onun gözünde.

Sonsuz bir mana âlemine açılan işaretlerle canlı ayetlerle doludur.

Ehl-i tasavvuf, işini yapan şeytana bile kızıp öfkelenmez. Sadece varlığındaki hikmeti arar.

Daha iyisini mümkün, hayatı da zorluklara karşı amansız bir mücadele olarak görenler içinse durum farklı.

Verili durumu, olması gereken tabii hal olarak almayız çünkü. Kötülük kötülüktür ve sağ yanağımıza vurana, sol yanağımızı çevirmeyiz.

Kötülük, kimi yerde iyilikle iç içe geçen uçsuz bucaksız bir evren. Ve etrafta, sureti haktan görünen çok sayıda iblis dolaşıyor.

Tuzakları kestiremeyiz

Nerelere saklandıklarını, hangi karanlık köşeden çıkageleceklerini, ne tür hile ve tuzaklara başvuracaklarını, barış çabalarını neresinden baltalayacaklarını kestiremeyiz.

Ancak müzakere sürecini raydan çıkarmak için yapmayacakları şey yoktur.

Çözüm isteyenlerin de iyi niyetlerine kurban gitmek gibi bir lüksü olmamalı.

Her karaltı kuşkulanmaya, her şüphe ciddiye alınmaya değer. Uyanık kalıp dikkati ayakta tutmak şart!