Dilek Hanif de beğenmemiş

Neyin hıncı, neyin kavgasıdır bu? Tek bir izahı görünüyor, modacı kıskançlığı.
Dilek Hanif de beğenmemiş

Gözde modacının, THY hostesleri için tasarladığı yeni kostümler eleştiriliyor. Eleştiri ne kelime, yerden yere çalınıyor.

Dilek Hanif çırpınıyor anlatmak için, dinleyen kim? Deneme çizimiydi, ön çalışmaydı, eskiz provasıydı, taslak modeldi açıklamaları kaynayıp gidiyor arada.

Daha nihaileşmemiş, daha altına Dilek Hanif imzası atılmamış, hatta daha THY yönetimine bile sunulmamış. Seçenekler arasından bir seçenek. Üstelik ön elemeye takılıp kalmış.

Hazırlanan 20 kadar alternatif var, en evvel bunun üstü çizilmiş. Dilek Hanif yine de modacı meslektaşlarının elinden yakasını alamıyor.
Nasıl bir öfke, nasıl bir kıskançlıksa dinmiyor. Yaka paça tutmuş, linç ameliyesinden geçiriyorlar kadıncağızı. Yaptığına yapacağına bin pişman ediyorlar.

Neyin hıncı, neyin kavgasıdır bu? Tek bir izahı görünüyor, modacı kıskançlığı.

Dilek Hanif’ten yerli ve özgün bir kıyafet tasarlamasını istiyorlar. O da alternatifli çalışıyor. Bir tanesi sızıyor bunlardan. Ama kendisinin de yaptıktan sonra beğenmediği model bu. Farklı çağrışımları, özgün görünmemesi, biraz Körfez havayollarını anıştırması, fakat en çok da kullanım rahatlığı açısından hantal kalması sebebiyle.

Ön eleme safhasını geçen tasarımlar, nihai değerlendirme için THY yönetimine sunulacak. Neresinden bakarsanız, elindeki işi tamamlamak için henüz 2 ayı var Dilek Hanif’in.

Sızdıran her kimse süreci bilmiyor olamaz. Natamam bir çizim etrafında bu koparılan neyin çıngarıdır öyleyse?

THY’nin zedelenen ticari itibarı, bozulan imajı ayrı. Büyük şirkettir, başının çaresine bakar. Fakat Dilek Hanif’in mesleki itibarına verilen zararın telafisi yok.

Beşer bu, şaşabilir de. Ama değil, yaptığı işi görünce kendi de beğenmemiş. Bunu açık açık söylüyor. Çalışma odasından sızdırılmasa böyle bir taslağın varlığından hiçbir zaman haberimiz olmayacak. Çöpe atılıp gidecek.

Bunları duyup bildikten sonra hâlâ üstüne gitmenin manası nedir?

Yok, böyle çizim Dilek Hanif gibi bir modacının estetik zevkinden hiç geçmemeliymiş. Taslak bile olsa kabul edilemezmiş. Hayaline dahi uğrasa başından kovmalıymış. Çapına, adının büyüklüğüne yakışmamış filan.

Her yaptığını beğenmek Tanrı’ya mahsus bir lüks. Tevrat’ın Yaratılış kitabında anlatılanlar geliyor aklıma. Tanrı ışığı yaratır; gökleri ve yeri, suyu ve havayı yaratır, sırasıyla. Her defasında yarattığına dönüp bakar ve iyi olduğunu görür.

Yaptığını beğenir Tanrı. Her şeyin en iyisini bilen ve gücü her şeye yetendir o. Yaratılışın 6. ve son günü yaptıklarına toptan bir daha bakar. Hepsini görür ve “Çok iyi oldu” der, “işte çok iyi oldu”.

Dilek Hanif’i savunmuyorum. Dilek Hanif’in tartışılan eskizini de savunmuyorum. Çünkü beğenmedim. Ama Dilek Hanif’in, kendi yaptığını beğenmeme hakkını savunuyorum.

Biz aciz yaratılmışlar, yaptığımız her şeyi beğenmeyiz. Daha iyisini, daha mükemmelini ararken yaptıklarımızı yırtıp çöpe attığımız da olur.
Çöplükten çıkarılmış eskizler üzerinden Dilek Hanif’i yerip kınıyoruz. Bizim taslak çöplüklerimiz karıştırılsa ne hazineler çıkacak. Biraz ayıp olmuyor mu yahu?