Diren Lice'den 'Çözüm'e direnmeye

Taksim Dayanışması, Gezi'nin yönünü başka tarafa çevirdi. Benim tavrım yine de değişmese miydi yani!

Gezi’ye bakışım başından beri aynı. Dün neydiyse bugün de o. Öyleyse neden yazılarımın tonu değişti?

Önce şunları bir okuyun:

Bir: “İktidarın Lice’de karakol istemeyen kardeşlerimize saldırısını hepimize yapılmış kabul ediyoruz. #direnLice” (Taksim Dayanışması’nın resmi Twitter hesabından)

İki: “ARTIK SADECE İSTANBUL’DAN ANKARA’DAN MERSİN’DEN İZMİR’DEN DEĞİL DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN VE LİCE’DEN SESLENİYORUZ.

Daha eşitlikçi, daha özgürlükçü ve daha kardeşçe bir dünya özlemiyle sokaklara hak arayışına çıkan canlarımızdan Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş ve Ethem Sarısülük savaş sırasında bile görülmeyen bir vahşet, nefret ve şiddetin kurbanları olmuşlardır.
Tüm dünyanın gözü önünde hakları ve arkadaşları için direnen emekçi arkadaşımız Ethem Sarısülük, kameraların önünde, Taksim Gezi Parkı direnişinin birinci haftasında, 1 Haziran’da, Ankara Kızılay Meydanı’ndaki destek eyleminde polis tarafından başından kurşunla vuruldu. Ethem’in ne kaskı, ne yeleği ne de silahı vardı. Ethem orada bizlerle yani arkadaşlarıyla, barışçıl bir hak arayışındaydı.
Bütün bu gerçekler ve özellikle de Ethem’in katillerinin serbest bırakılması karşısında adalet taleplerimizi haykırmak üzere Taksim’de buluşmaya karar vermişken; iktidarın acımasız ve akıl almaz bir şiddet gösterisine daha tanık olduk.

Lice’de barış ve demokrasi talepleri ile karakollara ek inşaat yapılmasını protesto eden yurttaşlarımıza ateş açıldı. Basından edindiğimiz bilgilere göre kardeşimiz Medeni Yıldırım canını yitirdi, onlarcası yaralandı.

Bu kurşunlar hepimize, barışa, kardeşliğe, demokrasiye ve dayanışmamıza sıkılmıştır...” (Taksim Dayanışması’nın resmi sitesindeki bir basın duyurusundan kesitler)

Yazılarımdaki tavrın neden değiştiğine şimdi cevap veriyorum.

Çünkü işin rengi değişti.

Çarpıtmaları geçtim, kışkırtmaları bıraktım. Demokratik itirazdan, barışçıl gösterilerden ne anladıklarını da koydum bir kenara...

Yahu, en ateşli devrim bildirileri bile ninni gibi kalmaz mı bu metinlerin yanında!

Artık sokakta hak aramaktan çıktı iş, Kürtleri barış masasından kaldırıp sokağa çekme projesine dönüşüyor.

Ucu, Çözüm Süreci’ne dokunuyor.

Sürecin selameti

Keşke ana kitlesi, Gezi enerjisinin bu istikamete akıtılmasına izin vermeseydi.

Silahsız çözüme bu kadar yaklaşılmışken süreci tehlikeye atar hale gelinmeseydi.

Taksim Dayanışması, Gezi’nin yönünü başka tarafa çevirdi. Benim tavrım yine de değişmese miydi yani!

Diren Lice diyenler, Lice’yi barışa değilse neye direnmeye çağırıyor?

Bu arada, 3. Köprü Yerine Yaşam Platformu’ndan tutun da Karadeniz İsyandadır Platformu’na varıncaya kadar, CHP ile İşçi Partisi’nden Halkevleri’ne kadar uzanan 118 bileşen içeriyor. Ulusalcı olup da Taksim Dayanışması’nda olmayan yok.

İçlerindeki bu ‘Kürt kardeş’ sevgisine gelince; o dün yoktu, bugün peydah oldu işte. Bilin bakalım niye?