Emine Hanım baş tacı da Hayrünnisa Hanım değil mi?

Bu eski taktik fena halde demode olmuştu. Artık hanımefendiler arasında çatışma kurgulamaktan vazgeçildi sanıyordum.

Başlarda, Tayyip Erdoğan’la Abdullah Gül’ün arasını açmak umuduyla epeyce denendi. İkilik yaratıp AK Parti’nin tepesinde çatlak meydana getireceklerdi.

İkisini her fırsatta birbiriyle karşılaştırmak; yetmedi, eşleri arasında türlü mukayeseler yapmak, hatta birbirlerine karşı kışkırtmak âdetten olmuştu.

Bilhassa, aileleri üzerinde çok çalışıldı. Hanımefendiler arasında ‘soğuk rüzgârlar’ estirildi. First Lady’lik yarışlarına sokuldular.
Hesap bu ya, hanımlar bilenip evde karşı karşıya gelirse beyler de siyasette gelecekti.

Aralarını bozmak için ne fitne lazımsa yapmak bir modaydı ve medyayı acayip sarmıştı.

Tahrik edici kıyaslamaların ardı arkası kesilmedi. Belki tutar diye aralarına kıskançlık ve nifak tohumları serpildi.

Ancak ne yaptılar ne ettilerse tutmadı, tutmayacağı görüldü ve terk edildi.

Bu eski taktik fena halde demode olmuştu. Artık hanımefendiler arasında çatışma kurgulamaktan vazgeçildi sanıyordum.

Fakat Hürriyet Pazar’da, mezarından kalkmış bir hortlak gibi apansız karşıma çıkmasın mı!

Daha doğrusu kaçırmışım, gözü takılanlar beni de bu konuşulacak laf çıkarma girişimine uyandırmasın mı!

Tolga Tanış yazmış, Washington’dan. Emine Hanım, pespaye dedikodulara prim verir de Hayrünnisa Hanım’ın üzülmesinden mutluluk duyar zannetmiş.

Bilmiyor ki tiksinecek kadar çok çektiği, illallah edip yaka silktiği bu bayat dedikodulara en çok o buğz edecek.

Sureta, Emine Erdoğan’la ilgili müspet bir izlenimini aktarıyor. Fakat bir batında birkaç ayıp birden ediyor Tolga.

Abdullah Gül diye bahsettiği, Cumhurbaşkanı. Karısı diye kestirip attığı, eşi Hayrünnisa Hanım. Ondan mustarip oldukları şayiasıyla zan altında bıraktıkları, Cumhurbaşkanı’nın yakın çalışma arkadaşları.

Hepsi, iş önlüklerinin altında şeref ve haysiyet taşıyan birer kişilik. Makamları, mevkileri, memuriyet sıfatları bir yana, en azından insan olarak asgari saygıyı hak ediyorlar.

Tolga, güya Emine Hanım’a selam çakacak, hepsini tek kalemde harcıyor.

Ben okurken ‘edep yahu’ dedim ve en az 3 tanesini saydım. Bir de siz bakın, bakalım bu notta kaç tane belaltı vuruş bulacaksınız:

“Şunu da söylemem lazım: Emine Erdoğan’la ilgili çok yazıldı çizildi. Ama kendim görünce inandım, hakikaten inanılmaz sıcak ve samimi biri.

Başbakan’ın Beyaz Saray’daki sabah toplantısı bitti. Emine Erdoğan’ın bir konuşmasını dinlemek için Mayflower Oteli’ne gittim. Yanına gidip izlemeye başladım.

Konuşmaya gelen kadınlarla diyaloğu... Herkesle tek tek içten ilgilenmesi. Sıcaklığı. Nasıl bir dengedir acaba bu! Çiftler her zaman zıt olmak zorunda mıdır?

Mesela Amerika’da da Barack Obama seviliyorken Michelle Obama’nın insanlara antipatik geldiği konuşulmuştu bir ara.

Onu geçin, Chicago’da geçen sene NATO Zirvesi’nde takip ettiğim Abdullah Gül’ün karısıyla arasındaki denge de biraz ona benziyor. Korumalar, danışmanlar Hayrünnisa Gül’den nasıl illallah ettiyse Abdullah Gül’ün insani ilişkileri o kadar sıcaktı.

Diyeceğim; Erdoğan çiftinde de Güllere göre roller tam tersi. Tayyip Erdoğan yakın çevrenin çekindiği kişi. Emine Erdoğan ise herkesin görünce sevdiği, Erdoğanların sempatik yüzü.”