Eyvah Öcalan eldivensiz!

Rivayet ediyorlar ki Öcalan İmralı'da çok sıkılıyor, daha geniş bir yere çıkmayı arzu ediyor, böyle giderse de çözüm sürecinden elini çekecek.
Eyvah Öcalan eldivensiz!

Hep şifreli mesaj gönderirdi. Düz metne çevirmek için mutlaka dilinden anlayan bir dekoder lazımdı.
Hatta yakınlarda, Kandil sakinlerine bu yüzden çok kızdığı bile söylendi.
Sebep, ağzından her çıkanı harfiyen yapmalarıydı.
Dediklerinin emir telakki edilip birebir yerine getirilmesinden değildi fakat rahatsızlığı.
Ya nedendi?

Herhangi bir metin çözümleme ameliyesine tabi tutulmadan, üzerinde kafa patlatılmadan, bir güzel işlenmeden, adamakıllı yorumlanmadan, tek tek elden geçirilmeden sıradan bir faninin sözleri gibi muamele görmekten şikâyetçiydi.
Onun için kız kardeşi ve dayısının aile görüşünden dönüşte söylediklerine çok şaşırdım.
Rivayet ediyorlar ki Öcalan İmralı’da çık sıkılıyor, daha geniş bir yere çıkmayı arzu ediyor, böyle giderse de çözüm sürecinden elini çekecek.
Ne şifre var bu sözlerde ne giz perdesi ne de esrarengiz bir hava.
Düz, yalın ve sıradan bir gramer, alelade bir insani duyguyu dışavurmak için kullanılmış.
Öcalan’dan, tevile ihtiyaç bırakmayan cümleler işitmeye alışık değildik.
Çözüm sürecinin başında fırsatçılığa tenezzül etmeden, ‘ben ne olacağım’ demeden kendi akıbetini pazarlık konusu yapmamış, yapanları da terslemişti.

Cümlelerindeki bütün felsefi karmaşıklığa rağmen anlamıştık ne demek istediğini.
Türkiye özgürleşirse herkes gibi o da özgürleşecekti, kendisi için bir şey istemiyordu.
İstemesine gerek de yoktu, çünkü zaten mesele kökten çözülmüş oluyordu.
İş önce barışı getirmekti, gerisi kendiliğinden gelecekti.
Öcalan açısından takınılacak doğru tavır buydu.
Davasını, her türlü şahsi kaygının üzerinde tutan fedakâr bir dava adamı görüntüsü veriyordu.
Ne değişti de aynı Öcalan, şimdi basit ve gayet sıradan bir dille kendisi için bir şeyler istemeye başladı?
Yer darlığından şikâyet ediyor, İmralı’da sıkılmaktan yakınıyor, daha ferah bir yere nakil ve daha iyi koşullar istiyor vesaire.
Cezaevi şartları düzelmezse çözüm sürecinden çekileceğini dahi söylüyor. Kişisel durumuna o derece odaklanmış.
Kız kardeşi Fatma Öcalan ile dayısı Süleyman Arslan’ın aktarımları böyle yansıtıyor onu.
Kız kardeşi diyor ki: “Artık hapisten sıkılmış. Böyle olmaz. Normal hapis olsun, başka bir şey istemiyorum. Artık o kapalı yerde dayanamıyor...”
Dayısı ise Öcalan’ın “Barış süreci böyle olmaz. Böyle olursa, ben elimi çekerim, burada oturur izlerim, ben karışmam” dediğini söylüyor. “Barış olmadığından dolayı canı sıkılmış” şeklinde de bir yorumu var.
Soru şu; bu da şifreli mi, yoksa düz bir metin mi?
Şifreliyse sorun yok ve fakat şifresizse gelin de çıkın işin içinden.
Öcalan’ın öfkesi kime; ağırdan alarak çekilmeyi geciktiren Kandil’e mi, birinci aşama tamamlanmadığı için ikinci aşamaya geçmeyen hükümete mi?