Genelkurmay'ın sloganlarını kim yazıyor?

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, yine yaptı yapacağını. Genelkurmay'ın 30 Ağustos Zafer Bayramı afişlerini eleştirdi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, yine yaptı yapacağını.
Genelkurmay’ın 30 Ağustos Zafer Bayramı afişlerini eleştirdi.
Daha doğrusu, o afişlerdeki bir sloganı...
Günay’ın doğru bulmadığını söylediği slogan şu:
‘Güçlü ordu, güçlü Türkiye’.
İlk seferde göze, kulağa fazlasıyla aşina gelen bir slogan.
Aslında biraz da sıradan, harcıâlem kokuyor.
Yine de öyle zannediyorum ki, pek çoğumuz bu sloganı o kadar sevmedi.
Hatta yadırgayanlarınız, anlam veremeyen, alaka kuramayanlarınız olmuştur.
Alışık olduğumuz, artık sıradanlaştırdığımız bir propaganda dilinin bizde reaksiyona yol açması, şaşırtıcı geldi bana.
Bunun üstünde düşünmeliyiz.
Çünkü normal olan, kaale alınmamasıydı; dikkate değer bulunmaması, görmezden gelinmesi...
Öyle olmadı, bütün eskimişliğine rağmen dikkatimizi çekmeyi başardı.
Ve Ertuğrul Günay çıkıp, birçok kimsenin aklından geçeni açıktan söylemiş oldu.
Bense, şunu merak ediyorum;
Acaba bu slogan, hangi ihtiyaçtan doğdu?
Neyi anlatmak için tercih edildi?
Kim, nasıl bir çalışmanın sonunda onu buldu?
*** 
Hiçbir propaganda amaçsız olmaz.
Öyleyse, bu sloganın da bir amacı olmak gerek.
Bizi bir şeye ikna etmeye, inandırmaya çalışıyor.
Olsa olsa, aksi söz konusu olan bir şeydir bu.
Gelin bakalım, ne olabilir?
Bir; Türkiye’nin güçlü bir ordudan vazgeçme ihtimali.
Bu olamaz; zır deliler bile inanmaz ki, bunu çürütmeye ihtiyaç duyulsun.
İki; hayır, gereksiz bir şişinme sloganı da değil bence.
Tipik bir ‘kendi kendimize propaganda’ durumundan fazlası, mevzubahis.
TSK’nın yıprandığı, zayıfladığı gibi bir hissiyatı dışavuruyor.
Sebepsiz bir kötü psikolojiyi yansıtıyor.
Üstelik, altnda sakladığı varsayımlar da  fena halde yanlış.
Demokratikleşme, sanki TSK’nın aleyhine işliyor.
Biri güçlendikçe, diğeri zayıflıyor gibi...
Daha iyi anlamak için, bu sloganın diğer muhtemel alternatiflerine bakın.
‘Güçlü millet, güçlü Türkiye’...
‘Güçlü birey, güçlü Türkiye’...
‘Güçlü demokrasi, güçlü Türkiye’...
‘Güçlü ekonomi, güçlü Türkiye’...
Misaller, böyle sürüp gidiyor.
Bunlar arasında bir öncelik sıralaması yapsanız, ‘Güçlü ordu, güçlü Türkiye’ sloganı, hangi basamakta yer alırdı?
Sorulmaya değer...
Cevabı, herkes kendi içinde versin.
***
30 Ağustos sloganını ben de yadırgadım.
Ama gerekçelerim Ertuğrul Günay’dan biraz farklı.
Soğuk Savaş’ın güvenlik pazarlamasına ait olduğu için, çağrıştırdığı daha başka onca şey için...
Zımnen de olsa;
En büyük milli markamızı ordu, en önemli ihraç kalemimizi de ‘güvenlik tedarikçiliği’ olarak lanse ettiği için...
Bizi, Batı İttifakı’nın doğu sınırlarını bekleyen ‘ileri karakol’ olduğumuz günlere geri götürdüğü için...
Soğuk Savaş bittiği halde, ordumuzu hala eski dünya düzenine göre konumlandırdığı için...
Alınmasınlar ama, biraz da Orta Asya’daki kardeş cumhuriyetleri andırdığı için...
Ben, bu sloganı yakıştıramadım.
***
Son bir mesele daha var.
O da, Bakan Günay’a itiraz ettiğim nokta.
Diyor ki;
‘Irak ordusu güçlüydü, Saddam’ı koruyamadı’.
‘İran ordusu güçlüydü, Şah’ı koruyamadı’.
Yani güçlü ordu beslemesi, o ülkenin güçlü olmasına yetmez.
Ki doğru, doğru olmasına... Güçlü ordulardı her ikisi de fakat,  haklı değillerdi...
İş, yalnızca güçlü değil, aynı zamanda haklı da olmakta!...