İmralı görüşmelerine arabesk katkılar

İmralı ve Kürt sorununu arabeskleştirmek, çözüm sürecine gerçekten katkı yapmıyor.

Aslında bir katkısı yok bu arabeskleşmenin, başlığa bakmayın siz. Bilakis, aşırı doz balın zehre dönüşmesi gibi sürece zarar verme potansiyeli yüksek.

İmralı görüşmelerine destek mahiyetinde ama şahsen öne çıkma kaygısıyla verilen yerli yersiz beyanatların ilki de değil hem bu.

Evvelce, ‘anlatıcı sorunu’ diyerek benzer bir tehlikeyi ortaya koymuştum. Konuşma dozu daha önce aşılmıştı yani.

Ancak AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, bu doz aşımı sorununu yeni seviyelere taşıdı.

Önceki durumlarda bir parça işgüzarlık, biraz aşırı duygusallık, kısmen de ego patlaması ya da taşması mevzubahisti. Bu yeni yüksekliğe ise ben kısaca arabeskleşme diyorum.

Söylediklerine bir daha göz atın, neyi kastettiğimi anlayacaksınız.

Şöyle şeyler konuşuyor: “Kaç tane bizim çocuklarımız ölmüş biliyor musunuz? Hani birileri terörist diyor, birileri PKK’lı diyor, birileri gerilla diyor. 22 bin tane PKK’lı öldürüldü, yani 22 bin tane çocuğum öldürüldü. Hepsi benim çocuğum. Diğer milletvekilleriyle aramızdaki siyasi fark bu işte..”

Pozitif psikoloji yaymak için bu cümleleri kurduğuna eminim.

Hissiyatında samimidir, amacı da mutlaka halisanedir. İnsani duyarlılıkla yaklaşılırsa sorunun çözüleceğine inanıyordur. Meseleye farklı bir bakış açısı getirmeye çalışıyordur vesaire.

Cuma İçten’in iyi niyetli olduğuna ne şüphe! Kesinlikle öyledir. Velakin buram buram arabesk kokuyor sözleri.

Arabesk kokuyor, çünkü dili fazlaca abartılı. ‘Evlat’ edebiyatı için yaşı bile tutmuyor. Etkilemek istediği kitleye sadece bu yüzden antipatik gelmesi işten bile değil.

Yaşından, başından büyük laflar ettiği duygusu uyandırmak herhalde dağdakilerin motivasyonuna yardımcı olmayacaktır.

Dağdan indirileceklerde reaksiyon yaratacak sözlerin de çözümü kolaylaştırmayacağı açık.

Cuma İçten 1973 doğumlu. Henüz 40 yaşında. PKK kurulduğunda, o daha ilk mektebe başlamamıştı bile.

Gelgelelim, birinci kuşak PKK’lılar çoktan 60’larına merdiven dayadılar. Dağ kadrosunun ileri gelenleri, evlat tabir edilmek için biraz yaşlıca kalıyor onun yanında.

Murat Karayılan 1954 doğumlu mesela. Örgütte kıdem alan pek çok isim, aynı şekilde Cuma İçten ve akranları için ‘amca’ denilecek yaşlara geldi.

O ise “Çocuklarımız artık dağdan inip annelerinin, babalarının kucağına dönsünler” diyor.

Dönsünler de inip inmemeye karar verecek olanlar, torun torbaya karışacak çağda. Anne kucağı mı kaldı ki hasrete dayanamayıp bu çağrıdan etkilensinler!

Ters bir psikolojiyi tetiklemek, tabii ki Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten’in maksadını aşıyor. Çözümü samimiyetle istediğinden, dağdakilerin eve dönmesini bütün kalbiyle arzuladığından şüphe etmiyorum.

Fakat bunun gerçekleşmesi için hiç değilse çözüm süreci üzerinden siyasi popülizm yapmamak gerek.

Cuma İçten’le sınırlı değil bu eleştirim. BDP cehanından da sürece yaramayacak söz ve eylemler çıktığı oluyor. Onları da eleştiri konusu yapıyorum yeri geldiğinde.

Meselem, ne şahıslarla ne de partilerle. Sürecin selametiyle uğraşıyorum.

Kimsenin şahsıyla alakadar olmadığımı özellikle belirtiyorum ki yanlış manalara çekilmesin.

Cuma İçten, benim için örneklerden sadece bir örnek. Şahsen alınmasın. Kimseyi kırmak da gücendirmek de istemem.

Bilin ki en az onun kadar ben de bütün kalbimle söylüyorum. Sorunu arabeskleştirmek, çözüm sürecine gerçekten katkı yapmıyor.