İmralı'yla müzakerenin anlatıcı sorunu

Ya ortada ciddi bir senkron sorunu var. Yahut da Başbakan'ın 'Terörle mücadele, siyasetle müzakere' dediği konsept, organize bir şekilde uygulanıyor.
İmralı'yla müzakerenin anlatıcı sorunu

Aşırı şeffaflıktan mıdır, senkron bozukluğundan mı emin değilim. Anlatıcılar, hassas bilgileri paylaşırken hiç cimri davranmıyor. Belli bir planlamaya göre de hareket etmiyorlar.

Ölçülüp biçilerek gıdım gıdım verilmesi gereken malumat, bol keseden gelişigüzel saçılıyor ortalığa.

Gördüğüm en önemli sorun, sürecin iletişimindeki bu başıboşluktur.

İkinci sorun da şu: MİT müzakere ediyor. Ama polis şehirde göz açtırmıyor, asker de dağda nefes aldırmıyor.

Ya devletin kafası karışık. Ya ortada ciddi bir senkron sorunu var. Yahut da Başbakan’ın “Terörle mücadele, siyasetle müzakere” dediği konsept, organize bir şekilde uygulanıyor.

Bu sonuncu olasılık daha geçerli sanırım.

Görüşme trafiği, şimdilik Öcalan üzerinden yürüyor. Ancak BDP ve Kandil’in de kontrollü olarak sürece dahil edileceği söyleniyor.

Başbakan şeffaf, teması gizlemiyor. Kılıçdaroğlu, halka doğrular söylendiği için memnun. Süreç, açıktan ilerliyor.

Yalnız, halka karşı dürüst olmanın da ötesine geçiliyor neredeyse. Operasyonel mahremiyetin yerini, yarı saydam bir iletişim plansızlığı alıyor.

Şu halde, bütün risklerin hesaba katıldığını varsayabilir miyiz?

KCK operasyonları aralıksız sürüyor. Mağara baskınlarına fasıla verilmiyor. Yine de polis ve askerin müzakerelerden habersizmiş gibi davrandığına bakmayın derim.

Kandil’in huylandırılması, BDP’nin dışlanmışlık hissine kapılması veya Avrupa kadrolarının kışkırması ihtimali göz ardı edilmiş olamaz. Hatanın bu kadar büyüğünü ummak, geride işleyen akla ve mantığa hakaret.

Asıl sorun, sürecin aleni yürütülmesinden kaynaklanan risklerde.

Kamuoyunun çözüme ikna ve razı edilmesinden önce, ana aktörlerin rızası sağlanmalı değil miydi?

Sıralama tersine çevrildi. Yemeğe tatlıdan başlamak gibi. Daha dağdakiler silah bırakmaya razı edilmeden, daha BDP oyuna sokulmadan, daha Avrupa kanadıyla konuşmaya oturulmadan gelin güvey olundu.

Öcalan’la temastan başka, elde avuçta bir şey yok. Onun da masadaki çözüme ne kadar inandırıldığı su götürür. Fakat oldubitti havası estiriliyor.

Halkın beklentisi yükseltilirken dağdaki psikolojinin ihmal edilmesi ters tepkilere zemin hazırlayabilir oysa.

MİT, polis ve asker organizedir bu sefer, ne yaptıklarını da gayet iyi biliyorlardır muhtemelen.

Velakin anlatıcılar sahaya niye erken çıktı?

Plan dahilinde bilgi sızdırmak bir yana, başıboş bir iletişim süreci yaşanıyor.

Evet, PKK’yı dağdan indirecek herhangi bir çözüm paketi, izaha muhtaç olacaktır. İçeriğinin mutlaka açıklanması gerekecektir.

Barış için çabalamak da iyidir tabii ki ama doğru ve zamanında anlatılmak kaydıyla.

Ben ikisinden de kuşkuluyum. Anlatıcıların ortalığa zamansız düştüğünü ve piyasaya sağlıksız anlatımlar sürdüğünü gözlüyorum.

Beklentilerin doğru yönetilememesi, sürecin önündeki en ciddi tehlikedir.

Anlatmak lazım, hem de iyi anlatmak lazım da kimle ve nasıl?