İnternet medyası ıslah olur mu?

İnternet medyasına da biraz aile terbiyesi, bir miktar kişilik, az da olsa medeni cesaret, konuşma adabı ve dürüstlük kazandırabiliriz.

Dijital medya denince kişiliği gelişmemiş, karakteri oturmamış, sözüne güvenilmez, ağzıbozuk, tek ayak üstünde 50 yalan söyleyen arsız bir palavracı geliyor gözümün önüne.

Kahraman kisvesine saklanmış ödlek ve sinsi bir tip. Sahte, çünkü kendinde olmayan fazileti de satıyor, malumatı da. Sahte bilgiç, sahte derviş, sahte o, sahte bu, velhasıl sahte her şey. Aç bir canavar gibi kimi zaman başıboş bir güruh olup linçten lince koşuyor, kimi zaman bir karalama makinesi ki içinde her şey var ama en az bulunan şey insanlık.

Uzatmayayım, çocukluğu kötü geçmiş ergen bir geveze canlanıyor kafamda: Lafını da kendini de bilmeyen, kompleksli, tatminsiz, özgüveni sorunlu, agresif, bulaşık ve küstah. Kavgacı ama kavgasının neyle olduğundan dahi bihaber.

Kâğıdın hükümranlığına son verdiğine inanılan dijital medya hakkındaki durum tespitim budur.

Sosyal medya mecraları, henüz gelip geçici bir moda. Akacağı yatağı bulamamış, daha ne yana gideceğine karar verememiş, deli akan serseri bir su.

Vatandaş gazeteciliği de haddinden fazla bir mübalağa. Hak edilmesi için daha 40 fırın ekmek yenmesi gereken bir yakıştırma. Aslı astarı ispata muhtaç bir rivayet. Gereğinden ziyade şımartılmış bir dünkü çocuk.

Yeni nesil Web’in, makineye öğrenmeyi öğreteceği söyleniyor. Web 3’ün daha öncekilerden farkı, anlamları sökebilecek olmasıymış. Bu sebeple Semantik Web de diyorlar adına.

Bu bir umut ışığı olabilir, ihtiyaç duyulan çıkış bu imkânda saklı olabilir.

Belki bu vesileyle çok bilmiş internet medyasına da biraz aile terbiyesi, bir miktar kişilik, az da olsa medeni cesaret, konuşma adabı ve dürüstlük kazandırabiliriz.

Yalan söylememeyi, iftira atmamayı, kara çalmamayı, pusuya yatmamayı, sahte kimliklerin arkasından kalleş iftiralar sıkmamayı da bu arada öğretebilirsek ne âlâ.

Bu yazıyı, İnternethaber sitesinden Hadi Özışık sipariş etti. Sitenin 13. kuruluş yıldönümünü idrak ediyorlarmış. Benden de görüş istedi, bunu gönderdim.

Ancak günün anlam ve ehemmiyetine binaen, hissiyatımı gazete kâğıdına da geçirmeliydim. Gördüğünüz gibi yaptım da...

İnternethaber.com’a yayın hayatında nice başarılı yıllar diliyorum. Önünde kat edilmeyi bekleyen uzun ve zorlu bir yol var. Temennim, dijital medyanın kendine gelip insanileşmesine karınca kararınca da olsa katkıda bulunmasıdır. Baki dostlukla...

Radikal İnternet’e de selam olsun



1 Mayıs fecaati için günah keçisi bulundu. Komedyen Şahan Gökbakar.

Twitter âleminde, Taksim’i birbirine katan göstericileri yermişti. Radikal İnternet de mesajlarına takla attırıp “Gökbakar polisin gaz atmasını savundu” diye verdi.

Adamın polis gazına filan destek verdiği yoktu halbuki. Hepi topu, Taksim’in altını üstüne getirmenin 1 Mayıs’la ve işçinin, emekçinin hak davasıyla ne alakası olduğunu sorguluyordu.

Polis haklı demiyordu, polise taş atanların haksız olduğunu söylemeye çalışıyordu. Ayrıca polis gazı bir sonuçtu, sebep değil. Sebep, 1 Mayıs’ı Taksim’e çıkma hakkını elde etme bayramı zanneden sendikaların kör inadıydı.

Radikal İnternet, aradaki farkı görmedi. Gökbakar’ın sözlerini ters çevirip kendi ezberine oturttu. Küçük bir çabayla büyük bir tek yanlılık örneği sergiledi ve bu müstesna becerisiyle de dijital Deki’miz olmaya hak kazandı. Bravo!