İsmimi bağışlıyorum

Bana adınızı bağışlar mısınız? Ben bağışlıyorum. İsmim, Ertuğrul Özkök'ün ismine armağan olsun.

Bana adınızı bağışlar mısınız?
Ben bağışlıyorum.
İsmim, Ertuğrul Özkök’ün ismine armağan olsun.
Çünkü, ‘AK Parti mi, AKP mi?’ tartışmasına felsefi bir boyut kazandırdı.
Çünkü, herkeste gıpta edilecek taraflar bulursunuz.
Onun da güzellikleri var.
Ben, Ertuğrul Özkök’te en çok iki şeye gıpta ederim.
Bir; pazar yazılarının tadı.
İki; komplekssiz oluşu; pişmanlıklarını, özürlerini, yanlışlıklarını hiç çekinmeden yazabilmesi.
Daha yeni, isim tartışmasında üslup şehvetine kapıldığı için kendi kendisini eleştirdi.
Bunlar, bilhassa egosu şişik gazeteci taifesinde nadiren görülen hasletlerdir.
Yalnız Özkök bilmeli ki, dara düşenin imdadına koşmak da büyük bir erdem...
Ben de şimdi halimi Özkök’e şikâyet edip, kendi payıma yardım istiyorum.
***
‘AK adı verilmez, alınır, hak edilir’ dedi.
Dedi demesine de, cin şişeden çıktı bir kere, durur mu?
Ondan ilham alan bir okuyucum da tutturdu, benim adıma taktı...
İsmimi hak etmediğimi düşünmesin mi!
İlla, mahkeme kararıyla değiştirmemi istiyor.
Ne diyeceğimi bilemedim.
‘Edepsizlik etme’ diyemedim; tartışmayı uzatmak neye yarar ki...
Hem bana göre bu, terbiye değil, huy meselesi.
‘Can çıkar, ama huy çıkmaz’, derler.
Genlerimize mi işlemiş ne, birinden hoşlanmadık mı, adına göz dikeriz önce.
Hemen lakap uydurur; adıyla, soyadıyla oynamaktan tarifsiz bir keyif alırız.
Ama ortada da bir cenaze var, kaldırmak gerek.
Biri çıkıp, ‘isminizle müsemma değilsiniz’ derse, haliniz nice olur?
O kimseye ne demek lazım gelir?
Öyle ya, bir okuruma göre ben, ‘Akif’ adını hak etmiyor muşum.
Mesela Ahmet Taşgetiren, ismiyle müsemma olmak için taş mı getirmek zorunda?
Ya Hüseyin Gülerce... Hep güler yüzlü mü olmalı, soy ismini hak etmek için?
Eğer biri çıkar da beğenmedim halini, ismine uymuyor derse?...
Olmaz demeyin, hepimizin başına bir gün gelebilir.
Acaba iyi mi etti, isim felsefesi yapmakla, emin değilim.
Daha, park ve bahçelerin tabelalarını ne yapacağımıza karar veremedik.
Kenan Evren adını okul ve sokaklardan kazıyıp kazımamayı tartışırken, bir de bu çıktı başımıza.
Tartışmayı buraya Özkök taşıdığına göre, bence bize çıkış yolunu da o göstermeli.
***
İsim takıntılıyız, velhasıl.
Öteden beri isim beğenmeme alışkanlığımız var.
Onun için lakap takmayı bu kadar çok seviyoruz.
Başkalarına yeni isimler vermeye çok hevesliyiz.
Sadece AK Parti’ye adıyla hitap etmemek değil mesele.
Kürt Bölgesel Yönetimi’ne de Kuzey Irak adını uygun görüyoruz.
Biz ne dersek, o!...
Herkes kafasına göre isim seçecek değil ya.
Yağma yok... Önce layık olup olmadığına bakıp, değilse kendi yakıştırdığımız isimle çağırırız biz.
Bütün bunları bilip gördükten sonra Ertuğrul bey, siz söyleyin;
Benim halim ne olacak şimdi?

Sabih Kanadoğlu Moldova’ya
Kriz mühendisliği, her babayiğidin harcı değildir.
Çetin Altan, koca bir ömrü bize ‘nasıl dünyalılaşacağımız’ı anlatmakla geçirdi.
Meslek erbabımız, dünyanın her yerinde iş yapacak standartlara yükselmeliydi.
Bu konuda güzel haberlerim var.
Tesisatçılarımız henüz Moldova’da musluk tamir edebilir mi, bilmiyorum.
Ama orada kriz mühendislerimize çok iş düştüğü kesin.
Galiba, dünyayı  yavaş yavaş kendimize benzetiyoruz.
Ne kadar övünsek, az.
Cumhurbaşkanlığı seçimini büyük bir maharetle krize dönüştürmüştük.
Şimdi o krizi, civar bölgelere de ihrac ediyoruz.
***
Başbakan Erdoğan’ın daha geçen hafta ziyaret ettiği Moldova’da siyaset kilitlendi.
İktidardaki Komünist Parti, iki turda da Başbakan Zinaida Grecenaii’yi seçtiremedi.
101 sandalyeli Meclis’te, 61 oyu yakalayamadılar.
İlk turda 60, ikincisinde 59 oy çıkmış.
Muhalefet
partileri boykot edince, gerekli çoğunluk sağlanamamış.
3 Haziran’dan bu yana Meclis münfesih; erken seçime hazırlanıyorlar.
Yine de cumhurbaşkanlığı seçimini, dört başı mamur bir demokrasi krizine çeviremediler.
İçinden bu kadar kolay çıkılan krize, kriz denir mi?
Arap saçı gibi kör düğüm olmalıydı.
Diyorum ki, 367 Sabih Kanadoğlu bir el atsa...
İşe yarar bir formül bulur, belki.
Olmadı, seçildikten sonra hâkim karşısına çıkarma yollarını gösterir.
Garip gurebaya yardım, sevaptır...