İsyan ile inat arası bir şey

İsyan değil, inat değil. İtiraz ahlakıdır bize lazım olan, itiraz!

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın, olası müdahalelere karşı bireysel tercih özgürlüğünü savunması gibi bir şey. Ne fazla ne eksik.
Nurettin Topçu’nun, vaktiyle ‘İsyan Ahlakı’ dediği şey gibi.

Fethullah Gülen Hoca’nın, tersini ‘İnat Ahlakı’ kavramıyla açıkladığı şey gibi.

Uysal bir koyun olmakla geçimsiz bir anarşist olmak arasında bir şey.

Ama ikisi de değil.

Sorgulayan, itiraz eden çelik gibi bir iradeyle inat bataklığına saplanmış dar bir bakış arasında yani.

Her yeniliğe karşı çıkmaz, her karara karşı gelmez ama kayıtsız şartsız teslim de olmaz.

Ne otorite tanımaz bir başkaldırı romantizmidir Nurettin Topçu’nun İsyan Ahlakı ne de iradesiz ve şahsiyetsizleştirilmiş bir itaat kültürü.
İkisinin arasında bir şeydir.

Sorgusuz sualsiz boyun eğmekle sormadan, soruşturmadan gelene geçene başkaldırmak arasında bir irade davasıdır.

İtiraz Ahlakı da diyebiliriz, bireysel iradenin şahlanışı veya İrade Ahlakı da koyabiliriz adını.

İsyan Ahlakı, anarşizmin tuzaklarına düşmediği kadar körükörüne inatlaşmanın şehvetine de esir olmayan bir iradenin özgürlüğüdür.

Bir eline Ay’ı diğerine Güneş’i versen, dünyayı ayaklarının altına sersen dengesini kaybedip şaşmayacak bir irade.

Haşim Kılıç’ın özgür iradeyi müdafaası gibi bir şeydir.

Seçme hürriyetinde kendini ortaya koyar.

Seçimlerine müdahale edilmiş, tercihlerine yasaklar konmuş bir iradenin özgürlüğünden söz edilemez.

Özgür irade yoksa İsyan Ahlakı da yoktur.

İsyan Ahlakı yoksa İnatlaşma Ahlakı devreye girer.

Senin ak dediğine, o kara der.

Sen ağzınla kuş tutsan, olmaz der.

Allah bir, Muhammed de onun resulüdür desen, inanmaz.

Padişahın kızı olsan, seni beğenmez.

Taksim’in ortasında AVM ve rezidans yapılmasına itiraz etmekle kalmaz, ağaçları müdafaa ile de yetinmez.

Müzmin muhalif derler yahut daha eskilerin muannid muarız dedikleri cinstendir. İlla, haklıyken haksız duruma düşer.

Doğru-yanlış ayırt etmeden senden gelen ve gelebilecek her şeye karşıdır.

Karşıtlığı inada bindirmiş bir muhalif olarak gerçeklerden kopar. Gezi Parkı’nı, Tahrir Meydanı zannetmeye başlar.

Bir ağaç savunusu, bir park müdafaası olmaktan çıkarır meseleyi, topyekûn bir kalkışmaya çevirmek ister.

İnadı inattır. Karşısında zıtlaşabileceği kendi gibi inatçıları nerede olsa bulup çatar.

İtiraz Ahlakı, başkaldırı manasına isyan ile gözü kör eden inat arasında bir şeydir.

AVM ve rezidansa karşı olmakla baştan ayağa AK Parti’nin her şeyine karşı olmak arasında bir şey.

Yeri geldiğinde Tayyip Erdoğan’ın bir sözünü ya da bir politikasını eleştirmekle ondan ölesiye nefret etmek arasında bir şey.

İnadına AVM’ci olmak, inadına rezidansçı olmakla Gezi Parkı’nı inadına direniş için bayraklaştırmak arasında grimsi bir şey.

Siyasi iradeye kafa atmadan da itiraz edilebileceğini, farklı yaşam tarzlarının siyasi müdahalelerden düşmanca olmayan ikazlarla da korunabileceğini göstermek gibi bir şey.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın yaptığı gibi yani.

İrade özgürlüğüne, ideolojik baskılardan ve siyasi tarafgirlik damarından da özgürleşmiş bir iradeyle sahip çıkmak gibi.

İsyan değil, inat değil. İtiraz ahlakıdır bize lazım olan, itiraz!