Kadın cinayetleri ne zaman başladı?

Bir telefon ötedeki Adalet Bakanlığı'na sorsalar öğrenecekler işin aslını. Ama yok, haberin doğru olup olmaması önemli değil

Zavallı kadınlarımız... Gün geçmiyor ki biri öldürülmesin.

Sanki toplum birdenbire değişti ve erkekler kadınlarına saldırır oldu.

Merak ettim ve 30-40 yıllık gazeteleri inceledim. Şaşırırsınız, kadın ölümünden ya söz edilmiyor veya en iç sayfalarda küçük puntolarla verilmiş. Vaka-i adiyeden gibi muamele görmüş.

İstatistiklere baktım ki, oooooo ölüm üzerine ölüm. Amma kimse ilgilenmiyor.

Medya haber değerinde bulmuyormuş. Ne acı değil mi?

Analar edebiyatı yapmakta üstümüze yoktur. Kadını başımızın üstünde taşıdığımızı söyler dururuz. Bunca riyakârlıktan sonra da kadınımızı doğrarız.

Vahşi bir toplum muyuz?

Her gün TV’lerde öyle cinayetler izliyoruz ki, vahşetten kuşkulanmıyor değilim.

Neyse ki son dönemlerde kadınlarımıza sahip çıkma modası başladı. Hiç değilse lafını ediyoruz. Hiç değilse -lafla bile olsa- sahip çıkıyoruz.”

Mehmet Ali Birand, son yazısında söylemişti bunları. Vefatından sonraki gün Posta gazetesinde okumuştuk.

Rahmetli, anafikrini de başlıkta özetlemişti zaten. Tek satırla ‘Kadın cinayetleri hep vardı, şimdi uyandık’ diyordu.

Denetimli serbestlikle ilgili yazılanlara, çizilenlere bakıyorum da Birand’a hak vermemek elde değil.

Gazeteler, televizyonlar denetimli serbestlik yasasından en çok kadın katillerinin yararlandığını haber veriyor.

Cezaevlerinden erken tahliye olan mahkûmların neredeyse tamamı, kadına şiddet suçundan yatanlarmış. Hemen hepsi sokağa salıverildikleri için de kurbanlarını şimdi yeniden can korkusu sarmış.

Birand’ın yaptığını yaptım. ‘Kadın cinayetlerinde mi yoksa cinayet haberlerinde mi patlama var’ diye bakmıştı o. Öldürülen kadın istatistikleriyle gazete arşivlerini karşılaştırınca da asıl patlamanın gazete haberlerinde yaşandığını görmüştü.

Ben de denetimli serbestlik yasasından yararlananların toplam mevcuduyla bunların içindeki kadın düşmanlarının sayısını karşılaştırdım.

Kadına karşı şiddet ve cinayet suçlarından hüküm giyenlerin oranı kaçtı acaba? Dışarı çıkanların hepsi kadın katili miydi?

Nasıl yaptığımı söyleyeyim. Çok basit, telefonu elime alıp Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in basın bürosunu aradım. Herkesin deneyebileceği bir yöntem.

Bakanlık Müşaviri Adnan Boynukara’ya ulaşamayan gazeteci yoktur herhalde. Arayanlar içinden tabii, arayıp sormayı aklına getiremeyen araştırmacı gazeteciler başka.

Her neyse, netice şu: Oran yüzde 1 bile değilmiş. Sayıyla da yazıyla da yüzde birin altında.

Denetimli serbestlik yasasından yaklaşık 15 bin hükümlünün faydalanabileceği öngörülüyormuş. Kadına karşı işlenen suçlardan yatıp da bu kapsama girenlerin oranı ise toplam içinde yüzde 1’leri bulmuyor.

Ne diyordu Birand: ‘Kadın cinayetleri hep vardı, biz yeni uyandık.’ Uyandık uyanmasına da palavra sıkarak mı kapatacağız arayı?

Kadın sorunlarına nihayet uyanmış duyarlı medyamız, uykuda geçirdiği zamanı yalan yanlış haberlerle telafi etmeye çabalıyor.

Bir telefon ötedeki Adalet Bakanlığı’na sorsalar öğrenecekler işin aslını. Ama yok, haberin doğru olup olmaması önemli değil.

Denetimli serbestliği, kadın katillerini tekrar sokağa salmak için mahsustan çıkarılmış bir yasa gibi göstermek daha seksi geliyor.