Kandil'e benden söylemesi

CHP ve MHP gibi çözüm karşıtlarına makbule geçecek bir tek açık, çekilme kararını gölgede bırakabilir.

Kandil’de beklenen gün geldi çattı. PKK’nın sınır dışına çekilme kararı bir basın toplantısıyla açıklanacak. Önümüzde, hazır John Kerry örneği duruyor. Umarım Kandil’in sözcüleri, Amerikan Dışişleri Bakanı’nın düştüğü hataya düşmezler.

İşin içinde kameralara konuşma şehveti varsa kamyonu devirme tehlikesi de vardır daima. CHP ile MHP’ye kazara kaldırılacak gollük bir top, maazallah süreci raydan çıkarmaya yeter de artar bile.

Mektuplar gitti geldi, heyetler mekik dokudu, fikir teatileri oldu, niyetler beyan edildi, son söylenecekler söylendi. Şimdi sıra eylemde. En kritik aşamadayız. Kandil’de, Türkiye ve dünya medyasının katılımıyla geniş çaplı bir basın toplantısı düzenlenecek. Çekilme kararı, yetkili ağızlardan ilan edilerek aleniyet kazanacak. Ancak kullanılacak dil, hiç istemeden bir çuval inciri berbat da edebilir. Her şey, fazladan edilmiş bir çift söze bakar.

Örgütün yönetici kadrosu, iletişimin inceliklerine, propagandanın sırlarına vâkıftır elbette. Yıllar içinde çok ciddi tecrübeler kazandılar, PR işinde hayli ustalaştılar. Gaf yapmayacak kadar çenelerine hâkimdirler, ona da şüphe yok. Coşarak ağızlarından yanlış bir söz kaçırmayacakları kesin, sürçülisanda bulunmayacakları da.

Şurası muhakkak ki ne deyip ne demeyeceklerini sizden de benden de gayet iyi bilirler.

Yine de tüm iyi niyetimle dikkatlerini çekme gereği duyuyorum. Çünkü o Amerikan Dışişleri Bakanı ki diplomasi dünyasının cambazıdır, gafil avlanabiliyor. Bir sözle binbir çabanın eseri olan bir diyaloğu yıkıp viran eyleyebiliyor. İsrail’le yeniden kurulan ilişkilerin kötü başlamaması için Erdoğan’ın, Gazze’ye hemen gitmemesini önermekte belki de haklıydı. Fakat bu uyarıyı herkesin önünde yaparak affedilmez bir hataya imza atıyor. Muhalefete öyle bir koz veriyor ki gitmeyeceği vardıysa bile Erdoğan artık gitmemezlik edemez.

John Kerry de hızını alamıyorsa Kandil’dekiler pekâlâ hızlarını alamayıp ceza sahasına girebilirler.

Beşer bu, şaşmaz mı şaşar tabiatıyla. CHP ve MHP gibi çözüm karşıtlarına makbule geçecek bir tek açık, çekilme kararını gölgede bırakabilir. Geri alınamaz bir yola dahi sokabilir süreci.

Gün, bir medya ordusunun önünde nutuk çekmenin şehvetine kapılıp böyle bir iletişim kazasından dili sakınma günüdür. Benden söylemesi.

Muharrem İnce’nin light Deki’liği



CHP eşrafından Süheyl Batum, “Kâğıttan kaplan” demişti. CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı, “Sizin koruyamadığınız Cumhuriyet’i biz koruyoruz” deyivermişti. Israrla darbe yapmayan, CHP’nin kışkırtmalarına rağmen demokrasiye müdahaleyi reddeden paşalara söylenebilecek en kaba sözler, başka CHP’liler tarafından söylenmişti zaten. Grup Başkanvekili Muharrem İnce’ye, kala kala diyet hakaretler kalmıştı. O da eldekiyle yetinmeyi biliyor maşallah. Koroya biraz geriden katılsa da parti geleneğini bozmuyor. ‘Light komutanlara Yalova’dan selam’ göndererek kısmetine düşen klişeyi alıyor ve en light Bay Deki olup çıkıyor. Hay aklıyla bin yaşasın, ne kadar gurur duysa az!