Kasetlerdeki itiraf oyunu

Ergenekon?da yeni bir aşamaya geçiyoruz. Korsan kasetler, giderek ahlak bozuyor. Bunun muhtemel sonuçlarını düşünelim? Asit dolu kavanoza atılan bir parça et gibi...

Ergene-kon’da yeni bir aşamaya geçiyoruz.
Korsan kasetler, giderek ahlak bozuyor.
Bunun muhtemel sonuçlarını düşünelim?
Asit dolu kavanoza atılan bir parça et gibi...
Çürütüyor, yozlaştırıyor, direnç kırıyor.
Kaçınılmaz son, çözülme olur.
Birbirlerine güvenseler bile...
Kimsenin ‘ötmeyeceğinden’ emin de olsalar...
Nereye kadar?
İçerdekiler açısından durum daha da vahim.
Girip, çıkanlara bakıyorlar.
Gelip, geçenlere...
Kuşku nasıl da kemirir insanı...
Acaba ne dediler, ne kadar dediler?
Bir de, banttan itiraflar çıkıyor.
Sinirlerle birlikte ‘sadakat ahlakı’nı da bozmaz mı?
Merak ediyorum;
Acaba, tanık koruma programına girmek isteyen...
Ceza indirimi için pazarlığa oturan...
Şöhretlilerden yeni isimler var mı?
Acaba ikinci iddianamenin, numaralı tanık sayısında patlama yaşanacak mı?
***
Diyorum ki, Ergenekon davasını itiraflar çözecek.
Oyunlar teorisinin en klasik oyunudur.
Suç ortağı iki zanlı, sorgu odalarında, hep aynı şeyi düşünür:
Ya, öbür odadaki itiraf ederse...
İkisi için de, susmak risktir.
İkisi için de akılcı olanı, itiraftır.
Sonuç: İkisi de, akılcı olanı seçer.
Konuşmaya başlarlar.
Temel iç güdüleri, fayda maksimizasyonudur.
Bireysel çıkar peşinden gitmektir.
İşbirliği teklifini, kabul ederler.
Çoğundan kurtulmak için, cezanın azına razı olurlar.
Gürbüz Çapan’ın Veli Küçük’lü ‘haraç’ itirafını duyunca...
Dedim ki, bu kasetler ‘dil’ çözecek.
İsteyerek ya da istemeyerek...
Omerta yasası, çiğnendi bile.
Bakın nasıl?
Zoraki bir itiraf oyunu oynanıyor.
Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’ya atfedilen son kaset...
Darbe itirafları...
Hem de tekmili birden...
27 Nisan’dan, 28 Şubat’a...
Oradan ta Ergenekon’a kadar geliyor.
Eğer doğruysa, zulalar patladı demektir.
Eğer doğruysa, yeni itiraflara hazır olun...
Kural şudur: Biri öttüyse, artık diğerlerini susturmak imkânsız...
Satışlar, başlar.
Oyunlar teorisinin ‘besmelesi’dir.
İtiraf oyunu...
Daha çok itiraf, daha az hapis...
Son kasette adı geçenMesut Yılmaz da, Onur Öymen de konuşacak mı?
Bence ucunda ne olduğuna bağlı...

Egemen Bağış’tan Kürtçe kaset
Herkes elindeki malzemeyi patlatma yarışında.
  Uysa da, uymasa da.. fark etmez.
İşte kaset piyasasından son haberler:
Duyduk, duymadık demeyin.
Bir siyasetçinin kaseti daha çıktı.
Devlet Bakanı-Başmüzakereci Egemen Bağış’ın kaseti piyasaya düştü.
İnternette gördüm, haberini.
Hem de, Kürtçe seslendirmeliymiş...
Yedi yıl önce, Siirt’te bir mevlit sırasında...
Kürtçe okunuyormuş da...
Egemen Bağış da dinliyormuş...
İlk tepkim şu oldu:
Yahu, Siirt’te Flamence okuyan vardı da, Egemen Bağış mı, dinlemeye gitmedi, acaba?
Gel de, İbrahim Tatlıses’e hak verme şimdi.
Bir de, görüntülerde şeyh varmış; mahkeme kurulmuş, deniyor.
Ben, kaseti görmedim, ama...
Sakın, yerde bağdaş kurarak oturan mevlithanlar..
Mahkeme divanı filan sanılmış olmasın.
Mevlit ayini de, gizli celseye benzetilmesin...
Kasetteki şeyhe gelince;
Bilesiniz, Siirt’in erkekleri ya şeyh, ya seyyiddir.
Ayindeki şeyh de, dua eden hoca olmasın.
Benden söylemesi...
Elden ele dolaşıyormuş.

Siyasette ‘cereyanlar’ kesildi
Eskiden, ödev soran öğretmene..
  ‘Cereyanlar kesildi’, derdik.
  Bakıyorum da, ders çalışmamaya mazeret, o zamandan bu zamana, çok değişmiş.
Şimdi, keskin nişancı, uçak ve araba mazeretleri revaçta.
Liderler, seçmen için görücüye çıktı.
Bahçeli de siftah yapınca...
En keyiflisi bence pazar günküydü.
Gelin, yorumsuz bakalım; siyasette cereyanlar, nasıl kesildi:
DEVLET BAHÇELİ, Mersin’de:
‘’Başbakan, meydanlara inemediğimizi, vatandaştan kaçtığımızı söylüyor; doğrudur.
Meydan yarışına daha geriden başladık. Emrimizde, devletin uçakları, helikopterleri yok. meydanlara insan toplayan kamu görevlilerimiz yok.
Bizim resmi araçlarımız, belediye zabıtalarımız yok...’’
DENİZ BAYKAL, Adıyaman’da:
‘’Meydanlarda miting toplayıp, devletin güvenlik güçlerini oraya yığıp, binaların tepesine keskin nişancılar yerleştirip..
benim aleyhimde konuşma..
çık karşıma, televizyonda konuşalım...’’
BAŞBAKAN ERDOĞAN, Kayseri’de:
‘’Terbiyem sana cevap vermeye müsaade etmez. Bilmesi lazım, milletim, adam gibi adamı Başbakan yapar. Sen, bu millete televizyondan bakarsın. Televizyondan bakınca millet görünmez...’’
NOT: Haberlere baktım. Baykal’ın mitinglerinde, polis helikopteri sürekli turlarken, çevredeki tüm binaların çatılarında keskin nişancılar varmış...