Kendi sesinden bizim Gandi

'Gandi' namıyla anılan Kemal Kılıçdaroğlu'nu bilirsiniz. 'Kanlı Dersim harekâtı'nı öven Onur Öymen'e çıkışmıştı.

‘Gandi’ namıyla anılan Kemal Kılıçdaroğlu’nu bilirsiniz.
‘Kanlı Dersim harekâtı’nı öven Onur Öymen’e çıkışmıştı.
Hatırlarsanız, gereğini yapmaya çağırmıştı Öymen’i.
Efkar-ı umumiyede bu ‘gereği’
lafı, ‘istifa etmek’ şeklinde düşünülmüş idi.
Aynı Kılıçdaroğlu dün, ‘CHP’nin saldırı altında olduğunu’ ve ‘CHP’de biat kültürü bulunmadığını’ ifşa etti.
Hülasası; ne o gidiyor, ne de Öymen’in gitmesini istiyor artık.
Peki ne diyor?
“Saldırı altındayız, birlikte müdafaa hattı kuralım” diyor.
‘Safları sıkılaştırmaya’ davet ediyor.
İcabet edeceksek, önce bakmalı, o müdafaa saflarında kimler omuz omuza duruyor?
Ben, MHP lideri Devlet Bahçeli ile Deniz Baykal’ı gördüm.
Bir de, İstanbul’da yürüyen baroları saydım.
CHP ile dayanışmaya girmişlerdi.
Önde Gürsel Tekin, Mehmet Sevigen, Şahin Mengü gibi partinin ağır topları saf tutmuş; CHP il binasından çiçekler, tezahüratlar yollanıyor...
Safları sıkılaştırmaya karar verdilerse, ‘O barolar, yoksa CHP’nin avukatlık bürosu mu?’ diye sormuyorum gayri.
***
Onur Öymen çam devirmedi, resmen ağaç katliamı yaptı, topyekûn bir ormanı tuttu ateşe verdi.
Bir anlık gaflet, dalgınlık, düşüncesizlik yahut sürçü lisan diyebilirdik.
Ama öyle bir savunma yaptı ki, özrü kabahatinden de büyük, dedirtti.
O sözleri taammüden sarf ettiğine şek şüphe bırakmadı.
Alevisi, Sünnisi ayakta... CHP’nin geleneksel tabanı, partinin yönetim kademeleri tepkili, en itaatkarları homurdanmaya başlamış, istifa çağrılarının önü alınamamış...
Devlet Bahçeli, Onur Öymen’e sahip çıkıyor.
Deniz Baykal, yanına alıp poz vererek arka çıkıyor.
Gelin de, bunun tevilini yapın bana şimdi?
***
Bahçeli’yi anlasak, Baykal’ı nereye koyacağız?
Çünkü Bahçeli, Öymen’i değil MHP’nin doğal pozisyonunu koruyor.
MHP’nin oyun alanına girip rol çalmaya kalkışan, CHP aslında.
Velev ki, ikisine de ‘eyvallah’ dedik, Dersim’i ne yapacağız?
Öyle ya, bir de gerçekler var.
İhsan Sabri Çağlayangil’in kendi sesinden itiraflar var.
‘İsyan da böyle bastırılırmış’, diyecek miyiz?
Bizzat Kemal Kılıçdaroğlu’nun İhsan Sabri Çağlayangil’le yaptığı mülakatın ses kaydını dinledim.
Sene 1987, yer Çağlayangil’in Bursa’daki evi.
Gandi Kemal soruyor, dönemin Malatya Emniyet Müdürü Çağlayangil anlatıyor:
“Yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler... Kanlı bir harekât oldu... Zehirli gaz kullandılar, mağaralarda fare gibi zehirlediler bunları...”
O gün soruları Kemal Kılıçdaroğlu sormuş.
Bugün de ben, Dersim’li Kemal’e soruyorum;
Bunları sizin sesinizden duyup dinledikten sonra, söyler misiniz;
Ben, şimdi hangi safta yer tutmalıyım?