Kim bu Genç Müminler?

Her ikisinde de sivri denilecek kadar cesur ama edepli, sert sayılacak kadar ileri ama dikkatli gördüm üslubunuzu.

İnternette bir metin dolaşıyor. ‘Kandil Dağı’nı mekân tutmuş arkadaşlar’a hitap eden uzunca bir metin. Genç Müminler imzalı. Dilindeki samimiyet hoşuma gitmedi de değil. Ve fakat ismen var, cismen yoklar. Kim bu Genç Müminler?

Yüzlerini neden saklıyorlar?

Ben de interneti mesken tutmuş bu arkadaşlara seslenmek istiyorum. Üstünüzdeki giz perdesini kaldırın.

Utangaçlıksa utanılacak bir şey yok yaptığınızda. Çekingenlikse ne çekinilecek bir yanı var yazdıklarınızın ne de korkudan kalemini sakınacak kimselere benziyorsunuz.

Geriye, sözünüzün tesirini artırmak ve daha fazla dikkat çekmek için gerçek kimliğinizi gizlediğiniz ihtimali kalıyor.

Ama bence yanılıyorsunuz. Gizem, merak uyandırmanın yanı sıra hakkınızda yersiz kuşkulara da yol açabilir.

İstemeden kötü zanna sebep olup yalan yanlış yakıştırmalara davetiye çıkarabilirsiniz.

Ete kemiğe bürünerek görünürlük kazanmanız, niyetinize dair spekülasyonları bertaraf edecektir. Ayrıca kimliğinizin bilinmesi, sözünüzün etkisini azaltmak yerine daha da arttıracaktır. Çünkü gizlilik, konuşanla dinleyen arasında güven bağının oluşmasına mani.

Belli ki konuşma ihtiyacı içindesiniz. Bunda toplum için bir fayda umuyorsunuz. Ama kim olduğunuzu gizlemeniz, tesirinizi kırıyor.

Şu ana kadar iki mektubunuzdan haberdarım. İlki, Başbakan’a yönelikti. İkincisi ise Kandil’deki akranlarınıza.

Her ikisinde de sivri denilecek kadar cesur ama edepli, sert sayılacak kadar ileri ama dikkatli gördüm üslubunuzu.

Keskin olmakla birlikte insaflısınız da. Bazen acıtıcı gelse de düşmanca değil diliniz.

Söylediklerinize harfiyen katılmam gerekmez, ses vermenizi önemsiyorum.

Sözleriniz vicdanlı ve merhametli. Ağırlıklı olarak da vicdansızlık ve merhametsizlikler karşısında vicdanın ve merhametin sesini yükseltmekten bahsediyorsunuz. Bu çağrınıza kulak vermemek, duyarlılığınıza kayıtsız kalmak ne mümkün!

Lakin ajandanızın bununla sınırlı olduğunu, arkasından tatsız başka şeyler gelmeyeceğini, altından kimimiz için nahoş sürprizler çıkmayacağını nereden bilelim?

Sizi Google’a sordum, o da tanımıyor. Sanal hüviyetiniz dışında, sanal âlem için dahi bir sırsınız.

Google’a göre, aynı isim Yemenli bir direniş grubunca da kullanılıyor. Kendilerine sizin gibi Genç Müminler diyorlar. Şii oldukları ve silaha başvurdukları için İran tarafından desteklendikleri söyleniyor. Lübnan Hizbullah’ını örnek alıyorlarmış.

İsim benzerliği hariç, aranızda herhangi bir bağ olacağını sanmıyorum. Ama acaba ismen öykünme de mi yok?

Genç Subaylar’ın rahatsızlıklarından Genç Siviller doğmuştu. Sizin rahatsızlıklarınızın kaynağı nedir peki?

Başbakan’ın dindar bir nesil yetiştirme söyleminden esinlenmiş olabilir misiniz ya da? Gerekirse Başbakan’a da içeriden eleştiriler yönelterek, dostane bazı uyarılarda bulunarak dindar gençliğin sesi olma iddiasında mısınız?

Kandil’deki akranlarınıza hitabınız etkileyiciydi. Her bir satırı içten, hissedilerek yazılmıştı. Yer yer mübalağaya kaçsa da riyadan ve yapmacıklıktan uzak.

Üslubunuza hâkim olan insani ve İslami hassasiyet, metinde hemen göze çarpıyor.

Şöyle diyorsunuz:

“Sizlerden esirgediklerimiz ve Kandil yollarına döşediğimiz taşlardan dolayı vicdanımız sızlıyor...Türk ve Kürt annelerinin çektiği acılardan dolayı vicdanımız sızlıyor.”

Yine diyorsunuz ki:

“...Vicdansızlar barış istemeyecekler. Beklentimiz ve ümidimiz, liderlerin bu defaki kararlılığının ve sizin barış isteğinizin vicdansızları bertaraf edecek kadar güçlü olması.”

Barış görüşmelerini destekliyor, başarıya ulaşması için dualar ediyorsunuz.

Sözlerinizdeki yüksek şuura, sırtladığınız mesuliyet duygusuna hiçbir şüphenin gölgesi düşmemeli. Niyetinizle ilgili kötü zanlara da bilerek sebebiyet vermemelisiniz.

Kim ne derse desin, karanlıkta kalmayı hak etmediğiniz kesin. Gelin, yüzünüzdeki örtüyü kaldırın ki ajandanıza ve motivasyonunuza dair şüpheler de ortadan kalksın.