Kuytuda bekleyen andıçlar

Racona uymaz, kuytuda adam kıstırmak. Ama bizim kavga geleneğimizde, bu var.

Racona uymaz, kuytuda adam kıstırmak.
Ama bizim kavga geleneğimizde, bu var.
Kuytuda da kıstırırız...
Gerekirse, elimizi kirletmeden karşımızdakileri birbirine de kırdırırız.
Son birkaç gündür yaşadıklarımıza bakıp, irkiliyorum.
Eyvah!.. Kavgaya gidiyoruz.
Hortlaklar, önümüzde pusu atmış...
Yüzü görünmeyen gölgelerin yolumuzu kesmek için beklediği karanlık bir köşeye doğru ilerliyoruz.
***
Bakın,  bizi oraya neler çekiyor:
* Askerin ‘irtica ile mücadele eylem planı’...
İddia o ki, Genelkurmay Harekât Başkanlığı’nca yakınlarda hazırlanmış.
Askerin, AK Parti ve Gülen’i bitirme stratejisi imiş.
AK Parti’yi bölüp parçalayacak, Gülen hareketinin önünü kesecek, memleketi ‘şeriat’ tehlikesinden kurtaracak dahiyane bir plan...
Dehşetengiz bir kurmay zekâsının ürünü olduğu aşikar.
Plan gerçek mi, sahte mi?
Genelkurmay Başkanlığı ve Askeri Savcılık, temkinli...
Fabrikasyon olma ihtimalinden söz ediyorlar.
Başbakan, haklı olarak tepkili; kamuoyu şaşkın...
Ya haber gerçekse; ya belge uydurma değilse...
***
* Başbakan’la Büyükanıt Paşa arasında geçen Dolmabahçe görüşmesi...
Durup durup aynı konu açılıyor.
O 2.5 saatte neler konuşuldu?
Başbakan, “Mahrem devlet işi, açıklanmaz” diyor.
Tabii, muhatap açmaya kalkışmazsa...
Yaşar Büyükanıt Paşa, son kez konuşuyor;
“Orada devlet işi konuşuldu, kimse üzerinden siyaset yapmasın.”
Ama Baykal bu, durur mu?
‘Açıkla da açıkla!’ diye, tutturuyor.
Çok meraklı olduğundan mı?
Haşa!...
Hükümet-asker ilişkilerine çomak sokmak istiyor da, ondan.
***
* Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın son ‘laiklik’ uyarısı...
‘Ekonomi, ekonomi’ diyenler, laikliği gündemden düşürüyorlarmış.
Bu neye benzedi, biliyor musunuz?
Maçın hakemi, oyuncuları, ceza sahasının içinde kalmaya zorluyor.
‘Burada oynayın; sakın ha, ceza sahasından dışarı çıkmayın’ diyor.
Eli de cebinde, hazır ve nazır bekliyor.
Her an penaltı vuruşu da verebilir, kırmızı kart da çekebilir.
***
* Başbakan Erdoğan’ın iki eli öne doğru uzanmış, çatık kaşlı bir resmi...
İki de bir aynı resim arşivden çekilip, basılıyor.
Altındaki haber değişse de, üstteki o görüntü hep sabit.
Denmiş oluyor ki;
‘Başbakan öfkeli, taarruz halinde...’
Bütün muhalif kesimler, uyarılıyor;
‘Herkes, kavga düzenine geçsin...’
***
‘Askerin hükümeti yıkma planı’ haberini görür görmez, onun için ‘eyvah’ dedim.
Bu işte bir bit yeniği muhakkak var.
Bizi o karanlık köşebaşına götürecek taşlar, bir bir gündeme yerleştiriliyor.
Orada boğazlanacağız, demek ki.
AK Parti, TSK’ya karşı kışkırtılıyor.
TSK, hükümetin karşısına çıkarılıyor.
Alevlerin kendi mecrasında, eceliyle solup gitmesi beklenirken...
Ergenekon ateşine, biraz daha  benzin dökülüyor.
Şahit olun;
Yeni bir kavga kızıştırılıyor.
Güpegündüz, hepimizin gözleri önünde...
AK Parti, bir hortlakla korkutuluyor.
Tek çaresi, şeffaf olmaktır.
Genelkurmay’ın bu konuda, muhataplarına ve kamuoyuna karşı samimi olması şart.
Karanlık köşelere pusu atanlar, alttan alta iş çevirenler, yumurta tokuşturmaya heveslenenler...
Gerçek yüzleri, ancak böyle çıkar ortaya.
Ömer Hayyam’ın unutulmaz rubaisindeki gibi;
Madem ki ‘sen-ben’ diye gördüklerimiz, duyduklarımız kuklaların dedikodusudur...
O halde perdeyi ortadan kaldırmak gerek.
Göreceğiz ki, ne sen varsın ardında, ne de ben.