Mayının habbesi ile kubbesi

Helal olsun şu Baykal'a; arkasında çil çil kubbeler serperek gidiyor. Ama hepsi habbeden...

Helal olsun şu Baykal’a; arkasında çil çil kubbeler serperek gidiyor.
Ama hepsi habbeden...
Pireyi
deve yapma sanatının artık doruklarında geziniyor.
Mayın tartışması kitap olsa, herhalde başlığı da şöyle olurdu:
‘Bizi nasıl aldattılar?’
***
Suriye sınırındaki mayınların
temizlenmesine dair kanun tasarısı, bu hafta TBMM’de yeniden müzakere edilecek.
‘Neler oluyor?’ diye baktığımda, gördüğüm manzara:
Son bir
haftada, gene
kendi kendimizi
rahatlattık.
Hayalet taşladık, hortlak kovaladık, bir yolunu bulup
kiri pası attık
üzerimizden.
Nişaduru
yedikten sonra
fazladan kaç tur
attık, saymadım.
Ama haybeye koşturdular bizi, onu biliyorum.
Daha kanunu geçmemişken,
ihalesi İsrail’e verilmiş gibi ayaklandırdılar bizi.
Sanki kanunda, ihalenin kime verileceği peşinen yazıyormuş gibi yaptılar.
Hükümetin tekrir-i müzakere istemesini, geri adım gibi sundular.
“Komisyona geri çekildi, askıya alındı, görüşmeler ertelendi” dediler.
‘Başardık, İsrail’e peşkeş çekilmesini önledik’ havası attılar.
Bir de ne görelim?
Meğer muhalefet, balon üstüne balon uçurmuş.
Gel de, kendini oyalanmış, kandırılmış, aldatılmış hissetme...
***
Kanun maddesine bakıyorum, içinde İsrail’in esamisi bile okunmuyor.
O topraklar, temizleyene
ihalesiz, rekabetsiz, şartsız şurtsuz
teslim mi edilecek?
Ne arar, palavra...
Bu işi yapan herkes, ihaleye
girebilecek.
En iyi teklifi veren, işi alacak.
En iyisi, para karşılığı hizmet alımı.
O olmazsa, ‘ikinci iyi’ tekliflere geçilecek.
Yani, yap-işlet-devret modeli...
Gerisi, Baykal’ın kehanetleri...
***
Hükümet, yanlıştan döndü, tasarıdan vaz mı geçti?
Dedim ya, bu da doğru çıkmadı.
Hepsi hepsi, teknik bir değişiklik yapılacakmış.
AK Parti
Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, dün açıkladı.
Kanun, ne asykıya alınmış, ne de ertelenmiş.
Mevcut tasarı,
ihale için iki yol öngörüyor.
Para karşılığı hizmet alımı ya da yap-işlet-devret modeli...
Tekrir-i müzakere ile üçüncü bir yol daha eklenecekmiş.
O da, bu işin NATO kuruluşu NAMSA üzerinden yapılması...
Kısacası, gene
ihaleyle olacak, gene yap-işlet-devret modeli geçerli alternatif, gene o mayınlar
temizlenecek.
Kanun metninde zaten olmayan bir şeyi, ‘direnerek çıkarttırdık’ diyenlere, bilmem ne demeli...
İstismar, kötü bir alışkanlık.
Harcadığımız vakte yazık.
Yalan söyleyen siyaset
utansın!..E mi?

Ahmet Arsan’a öğütler
Hani, eski mahallende serseri bir hayalet gibi dolaşıp, ortalığı velveleye verecektin.
Öyle diyorlardı.
Ama aceleci davranıp, rengini belli etmiş, kendini hemen ele vermişsin.
Habertürk’te yazan Nihal
Bengisu Karaca, gördüğü yerde
teşhis etmiş seni.
Anlaşılan tedbirsiz davranmış, fena yakalanmışsın.
Kime selam, kime kem kelam göndereyim; ‘ince ayar’ hesabı yapayım derken... açık vermişsin.
Besbelli, bulduğun yeni akıldaneler, seni bozuk para gibi harcıyor.
Her ne kadar bir mazin olduğu rivayet edilse de,  aramıza yeni katıldın.
Camiada biraz mübtedi sayılırsın.
Gerçi, daha baştan sana ‘mübtezel’ diyenler çıktı ama varsın, olsun.
Nesebin gayri sahih de olsa, ben sana ‘hergele’ yerine ‘veled’ demeyi tercih ederim.
Tabi eğer sen de kabul edersen; ‘veled’ diyebilir miyim, sana?
***
Bak, Ahmet Arsan!
Bence kesin bir hükme
varmadan evvel bekleyip, yürüyüşünü görmek lazım.
Hem bak!... Şu iki haftalık
serencamında daha içinde
mübtedi ve mübtezel sözcükleri geçen bir tek yazın çıkmadı.
Takdir etmiyorum sanma.
Bence, bir şansı hak ediyorsun.
Yalnız, madem daha yolun başındasın, gel, kulak ver bu fakire.
Vakıa, seni maymun diye bu sirkte oynatmak isteyenler çıkabilir.
Zinhar! onların vaadlerine
kanmayasın.
Şimdiden bir çetenin elinde ‘orta malı’ oyuncak olmuş gibisin.
Sende, artist olma hevesiyle evden kaçmayı kafaya koyan genç kızların halini görüyorum.
Gel, çok geç olmadan vazgeç
bu sevdadan.
Bu hülya seni yutar; kaybolur gidersin, gece âlemlerinde.
Orda, burda görenler varmış.
‘Azı karar, çoğu zarardır’ derler, bilirsin.
Bir de bakmışsın ki, zehrin kendi içine akmış... Kısa sürede sen de şöhret budalası olup çıkmışsın.
Ne kabrine gelen, ne de arkandan ağlayan bulursun sonra.
Etme, eyleme!...Gel, yol yakınken dön bu sevdadan...
Bu bayat ‘gıybet forever’ geyikleriyle alemin yıkılacağını düşünmüyorsundur, herhalde.
Kabak tadı verdi, bilesin.