Medya efelerinin raconu

Farkındaysanız sık sık medya yazmaktan kaçınıyorum. Ama, siz ne kadar uzak durmaya çalışırsanız çalışın, bazen konu gelip, sizi buluyor. Benim peşimi de medya meseleleri bir türlü bırakmıyor.

Farkındaysanız sık sık medya yazmaktan kaçınıyorum.
Ama, siz ne kadar uzak durmaya çalışırsanız çalışın, bazen konu gelip, sizi buluyor.
Benim peşimi de medya meseleleri bir türlü bırakmıyor.
Yeni bir gelişme mi oldu, biri gazete mi değiştirdi, bir başkası transfer mi oldu, münhal bir  yönetici kadrosu mu göründü?...
Gözler bana dönüyor.
Hele bir medya patronu siyasi idareyle ihtilafa düştüyse...
Hele hele Doğan Grubu’na astronomik bir vergi cezası daha kesildiyse...
İşte o zaman, seyreyleyin gümbürtüyü.
Sorguya ilk çekilen ben oluyorum.
‘Söyle bakalım’  diyorlar; ne diyorsun bu işe?
‘Elinin körü’ demiyorum işte, yetmez mi?
***
Kaderden kaçılmaz, biliyorum.
Onun için lafı hiç dolandırmayacağım.
Bakın, son cezayla ilgili tavrım nedir?
Doğan Grubu’na kesilen uçuk para cezasını, bir defa çok abartılı buluyorum.
Hesaplar, defterler, incelemeler, kanun, mevzuat... Teknik hüküm verecek bilgilere sahip değilim.
Elbette kimse de teftişten muaf olamaz.
Ama izahı zor bir rakam...
Bu sıradışı manzaradan hoşlandığımı da kesinlikle söyleyemem.
Bir de haksızlık çıkarsa maliyeci arkadaşların şapkasından, ikrah etmeye kadar gider duygularım.
Amma, doğrudan siyasi iradenin muhalif bir medya grubunu imha girişimi olarak görmüyorum bunu.
Velev ki, o medya grubunun canına kastedilmiş olsun... Ki, bunu kuvvetle muhtemel buluyorum.
Karar sahibini de, infazı yapanları da  başka yerde aramalı...
En azından işlerin nasıl yürüdüğüne vakti zamanında içeriden tanık olmuş biri olarak ben, böyle düşünüyorum.
***
Cevaplarımı tane tane sıraladıktan sonra... Ben de size bir tane sormak istiyorum;
Bedelini Aydın Doğan’ın ödeyeceği bir kavgayı başlatma, büyütme, sürdürme hakkı kimindir?
Aydın Doğan’ın kesesinden çıkacak cezanın üstünden başkası kahramanlık taslıyorsa...
Arkasında ne olduğuna bakmadan, şahsi hesaplarıyla hedef tayin edip, düşmanlığı kışkırtıyorsa...
Patronunun üstüne gereksiz husumet çekiyorsa...
Söylenecek bir tek şey kalıyor.
Efeyi efe yapan, kızanlarıdır.
Kolpacı çakalların düşmanlığı değil, dostluğu bozar efeyi.
Etrafında toplandıkları gün, efenin kirlenmeye başladığı gündür.
Efelerin değişmez yasasıdır.
Töreye, racona karşı gelinmez.
O töre der ki; tuzak kurmayacaksın, pusu atmayacaksın... Arkadan hançerlemeyecek, kiralık katil tutmayacaksın.
Bir efeyi bunu yapar hale düşürmek ya da öyle göstermek, ona yapılacak en büyük kötülüktür.
Ve çakallar, bundan başkasını akıl edemez.
Talihsiz efelerin akıbeti, çakal-meşrep kızanların eline düşmektir.
O tarz kızanların talihsizliği de, bir gün efelerinin tepesinin atacak olmasıdır.
Benden söylemesi.