Meraklısına Baykal'dan dersler

Aslında, son kez yazmıştım Dersim'i. Fakat Baykal'ın dünkü grup konuşması, bir yazıya daha mecbur etti beni.

Aslında, son kez yazmıştım Dersim’i.
Fakat Baykal’ın dünkü grup konuşması, bir yazıya daha mecbur etti beni.
Sadece meraklısına, Baykal’ın konuşmasından bakın hangi dersleri çıkardım:
* ‘Dersim benzeri hadiseler her memlekette olur’ manasına diyor ki;
“Geçmişte yaşanan acı olaylar vardır. Izdıraplar vardır. İnsanların maruz kaldıkları haksızlıklar vardır. Her toplumun tarihinde bunlar vardır. Evrensel bir gerçektir...”
O zaman oturup, haksızlıkları içimize mi sindirelim yani?
‘Ne var bunda canım, olmuşsa olmuş’ mu diyelim?
Çıkarılacak ders: Baykal, vahim bir yanılgı içindedir. Zira, kötü misal emsal olmaz. Fransa’nın Cezayir’de yaptıkları, Dersim’de yaşananlara haklılık kazandırmaz.
* Yine diyor ki;
“Böyle olaylar karşısında aklı başında ülkeler, devlet adamları toplumun hissiyatına saygı göstererek, birbirlerini suçlayacak, isyan ettirecek olaylara mahal vermez.”
Bakın bu, çok geçerli bir mantık işte. Kitabın tam ortasından konuşuyor sanki... Yalnız, küçük bir sorunumuz var; laf doğru ama, Baykal bu kez de muhatabı şaşırmış.
Hatırladığım kadarıyla hassasiyetleri tahrik eden, Baykal’ın yardımcısı Onur Öymen’di.
Eğer, Dersim’de anaların ağlatılmış olmasını normal, rutin, hatta gerekli bir işlem gibi gösteren Öymen’i kastediyorsa, tamamdır.
Yok şayet Baykal’ın hedefi, Öymen’e tepki gösterenlerse, orada biraz durup, düşünmeli.
Çıkarılacak ders: Muhatabı karıştırmak, doğru sözü bile yanlış eyler, geçerli her mantığı bozarTutarsızlıktır, çelişkidir, velhasıl kötü bir şeydir.
* Baykal durmuyor, diyor ki;
“El Beşir’in 300 bin kişiyi öldürme katliamına ‘Katliam değildir’ diyen sen, nasıl olur da, 62 yıl önce yaşanmış yüreğimizi kanatan o acı olaylar için böyle demeyi, bu sözleri nasıl içine, beynine, yüreğine sindirebilirsin. Ayıp olan bu, yanlış olan bu...”
Baykal burada kopya çekiyor, argümanın telif hakları başkasına ait ama, neyse...
Bizi ilgilendiren kısmı şu;
Üzerinde düşünülmeden, emek verilmeden ödünç alınan her fikrin yanıltma ihtimali yüksektir.
Cevaben; ‘Buna ayıp diyeceksek, Öymen’in sözlerinin içe sindirilmesine ne diyeceğiz peki sayın Baykal?’, denilebilir mesela.
Kulağa hoş gelen her sözün üzerine balıklama atlarsan, kendini sakatlarsın...
Ama uzatmayacağım...
Çıkarılacak ders: Diyelim ki, rakibin hata etti. Onun hatası, sana da hata yapma hakkı vermez. Başkasının yanlışı, senin doğrun olmaz, olamaz.
* Bu kadarla da kalmıyor, devam ediyor Baykal...
Diyor ki;
“Alevilerden sana hayır yok, başka kapıya Başbakan!...”
Kendini bir mezhebin temsilcisi, sözcüsü olarak gördüğü belli de...
Fazla açık veriyor, Alevileri de haksız yere hazır kıta konumuna düşürüyor.
Alevi oyları kendi siyasi mülküymüş, tapusu cebinde has bahçesiymiş, üzerinde de keyfince tasarrufta bulunabilirmiş gibi konuşuyor.
Aleviler adına destursuz ferman buyuruyor, esip gürlüyor...
En iyisi, biz yine sonuca geçelim;
Çıkarılacak ders: Nasıl ki bazı işler şakaya gelmez; bazı konular da siyasi rekabet kaldırmaz. Her şey, oy hesabından ibaret değildir.
***
Son sözüm, cümle ehl-i siyasete;
Siz siz olun, bu kıssadan hisse çıkarıp, aynı hatalara düşmeyin!...