Merkel'in başındaki Twitter belası

Kimse çıkıp 'Sen de medya değil misin? Web sitende ses, görüntü ve yazı yaymıyor musun? Mikroblog'unda neşriyat yapmıyor musun'diye sormasın.

Her siyasi lider Twitter’ın gazabını bir gün tadacaktır” dense yeri. Merkel’in de başına bela oldu.

İki gündür, Alman Twitter’cılarının kerameti kendinden menkul ‘orantısız zekâsı’na maruz kalıyor.

Neredeyse durduk yere başı derde girdi.

Naifliğine kurban gitti biraz da, olay tümüyle bir dil kazasıydı.

Twitter ve Facebook gibi garip fenomenlerin türediği interneti nereye koyacağını bilemedi.

Bu acayipliği tanımlamaya girişen, şaşırmasın da ne yapsın?

Radyo gibi ses de iletiyor ama radyo değil.

Görüntü yaydığı için televizyona çok benziyor ama tam olarak televizyon da değil.

Gazetenin yerini alacağına kesin gözüyle bakılıyor ama gazeteyle de bir alakası yok.

Devekuşu gibi bir şey ama deve olduğu da söylenemez.

Fakat kuş da değil. Bu başka bir şey, devekuşu gibi.

İlla isim konacaksa yeni medyadır, nam-ı diğer sosyal medya, diğer adıyla dijital mecra, ötekisiyle Twitter, berikisiyle Facebook...

İsim kolay da cismine hudut konamıyor.

İnternet âlemi, bu ele avuca gelmez tecellileriyle binbir surat Carlos gibi. Alman Şansölyesi’ni şaşkına çeviren de bu.

Uçsuz bucaksız bir ülke, nasıl çitle çevrilecek etrafı?

Başkan Obama’yla Berlin’de basına konuşurken siber güvenlik sorunlarına girmek zorunda kaldı Merkel.

Öyle bir laf etti ki Twitter’ın diline düştü, Facebook’a alay konusu oldu.

Dediği de şu: “İnternet hepimiz için yepyeni bir dünya.”

Henüz bütün yönleriyle keşfedilmemiş yeni bir toprak parçası!

Potansiyel tehlikeler gizli bağrında. Kötüye kullanılması mümkün. Özgür dünyanın, internetten gelecek tehditlere karşı korunmaya ihtiyacı var!

Yani elbette düzenlemeler olacak, elbette gözlenecek internet, şüpheli hareketler izlenecek, suçu önleyici tedbirler alınacak, kısıtlamalar getirilecek... Merkel’in dediği bu!

Sosyal medya ahalisi ayakta.

Dalga geçiyorlar, Merkel Amerika’yı yeni keşfediyormuş gibi.

Anlamadığı işlere burun sokmakla hicvediyorlar. “Bilmediğin ve kullanamadığın bir şeyi düzenlemeye teşebbüs etmek senin neyine” diye üstünde tepiniyorlar.

Yeni medya dedikleri de bu resmin kendisidir işte.

“Davul eski medyanın boynunda asılı kalsın ama tokmağı gelişigüzel biz vuralım” diyen bir idrakin toplanma yeri.

“Eski medyanın tahtını sallayalım, yerine geçip o mevkie de biz kurulalım ama aynı kanunlara, aynı kurallara tabi olmayalım” istiyorlar.
Cep telefonu üzerinden, herkes ve her şey hakkında yalan-doğru ayırmadan haber geçebilen yurttaş, gazeteci sayılsın. Yalnız bir farkla, hiçbir yasal sınırlamaya tabi tutulmasın. Yazdıklarına filtre miltre konmasın, cezai sorumluluk yüklenmesin.

Gazeteye suç olan Twitter’a serbest olsun.

Devir, dijital yayıncılığın devri. Gelecek, internet gazeteciliğinde. Eski medyanın papucu, kanunlarıyla birlikte dama atılsın.

Kimse de çıkıp “Ama niye, sen de medya değil misin? Web sitende ses, görüntü ve yazı yaymıyor musun? Mikroblog’unda neşriyat yapmıyor musun?” diye sormasın.

“Hem medyayım hem değilim, işime nasıl gelirse’ cevabı peşinen satın alınsın, bu mevzu da kapanıp gitsin. Öyle mi?

Uç diyorsun uçmuyor, kaç diyorsun kaçmıyor. Devekuşu gibi. Merkel ne yapsın!