Mesaj neydi mesaj?

'Biz de varız' deme gereği duyanların, kendi fikri de sorulsun isteyenlerin, kaale alınmamaktan yakınanların hangi birini sorsanız orada.
Mesaj neydi mesaj?

Ölüm döşeğindeki yazar Gertrude Stein’a sevgilisi soruyor:

“Gertrude, cevap ne?”

Stein cevap veriyor:

“Soru neydi?”

Ona benzemesin benimki de.

İşin sonunda, umutsuzca en başa dönmüş gibi olmayalım yani.

Neticede, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “Mesaj alınmıştır” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Gezi eylemcilerine ‘onları anladığını ve hak verdiğini’ söyledi.

Ağaç nöbeti tutanlardan, polis gazına maruz kaldıkları için özür bile diledi.

Ama soru, hâlâ bütün azametiyle karşımızda duruyor:

Sokağın vermek istediği mesaj neydi?

Herkes kendince ne anladığını söylüyor.

Olayı; ağaç sevgisiyle başlayıp yönü saptırılmış bir şiddet, bir serseri vandalizmi, başıboş marjinal grupların taşkınlığı, anarşistlerin yakıp yıkması, yabancı parmakların sokağımızı karıştırması, siyasi muhalefetin kalabalıkları tahrik ve iteklemesi, aşırı uçların masumane duyarlılıkları kışkırtıp kötüye kullanması diye görmek mümkün.

Neresinden baktığınıza bağlı.

Fotoğrafını çekip o karede kimlerin olduğuna tek tek bakmak da var.

Senaryosu değiştirilen yazarı da görürsünüz orada. Fikirleri zararlı görüleni de, burun kıvrılıp beğenilmeyeni de.

Dizisi kaldırılan oyuncu, işine karışılan yönetmen, hatta bütün set ekibi orada.

Tiyatrosu kapatılmak istenen sanatçı da, kurgusu bozulan romancı da, çizgileri muzır bulunan mizahçı da, klibi müstehcen sayılan şarkıcı ve arkadaşları da orada.

Zararlı kabul edilen şarkıların söz yazarı, bestecisi ve çalgıcısı ile ahlaksız denilen esprilerin karikatüristinden sakıncalı gösterilerin şovmeni ve stand-up’çısına kimi ararsan orada.

Toplumu yozlaştırmakla, gençleri kötü davranış ve alışkanlıklara özendirerek ahlaki çöküntüye yol açmakla suçlananların hepsi orada.
Genç kızları baştan çıkaran kıyafetlerin tasarımcıları, sokaktaki açık saçıklığın sebebi modacılar dahi orada.

Yalnız onlar mı?

Envai çeşidiyle bütün kurbanları da.

Hangi birini saymamı istersiniz?

Mahzurlu kitapların okuru mu yok, genel ahlaka aykırı tiyatro oyununun seyircisi mi, malum dizilerin izleyicisi mi!

Sakıncalı esprilere güleni de, o gayri ahlaki şarkıları çalıp o yasak kliplerle şıkıdım şıkıdım oynayanı da orada.

Davranışları, giyim ve kuşamları uygunsuz bulunan gençler ve kadınlar, kötü alışkanlık sahibi babalarla birlikte hakeza orada.

Rahatça yazıp konuşamayan gazeteciler, köşesini kaybeden kalemler, şu ya da bu sebeple baskı gördüğünü düşünenler, sesini soluğunu duyuramayanlar... Onlar da orada.

Velhasıl kendini dışlanmış, yok sayılmış, bastırılmış, itilip kakılmış hisseden gayri memnunların cümlesi orada.

Kimi bankta yan yana oturma hakkı, kimi istediği gibi giyinme özgürlüğü, kimi metroda saygı görmek, kimi de içkisi yüzünden horlanıp aşağılanmamak için orada.

“Biz de varız” deme gereği duyanların, kendi fikri de sorulsun isteyenlerin, kaale alınmamaktan yakınanların hangi birini sorsanız orada.
Dönüp bir daha bakın, yoksa mesaj da orada değil mi?