Militan gazeteciliğin intiharı

Militan gazeteciliği intihara sürükleyen olaylar silsilesi, Erdoğan'lı duyuruyla başladı. Altın vuruş gibi.

Birgün’ün yeni yazarlarını tanıtmak için yaptığı gazete kapağı, muazzam toz kaldırdı.

Ortalık yatıştığında, bu tartışmanın anlam ve önemi daha iyi anlaşılacak. Görülecek ki militan gazetecilik, kendini de sokmuş sonunda.

Cepheden, tam sayfa bir Tayyip Erdoğan fotoğrafı. Yüzü her yeri kaplıyor. Gözlerine ise siyah bant çekilmiş. Bandın üzerinde de gazetenin yazar kadrosuna katılacak yeni isimler yazıyor.

Sanki muhalif bir cephe kuruluyor, Birgün çatısı altında yeni bir siyasi oluşum start almış da ilk kampanyası bu.
Militan gazeteciliği intihara sürükleyen olaylar silsilesi, işte bu duyuruyla başladı. Altın vuruş gibi.

Gazeteciliğin Tayyip Erdoğan karşıtlığına indirgenip kaba bir muhalefet tarzı üzerine bina edilmesi, yazı faaliyetinin salt muhalif olmakla sınırlandırılması iç isyanı tetikledi.

Gazetenin müstakbel yazarlarından Ece Temelkuran, Yıldırım Türker, Nuray Mert ve Banu Güven, gıyaplarında yapılan bu tasarıma karşı geldi derhal.

Biri “Yakışıksız” dedi, öteki bantta geçen kendi ismiyle alakasını kesti, bir diğeri “Bunu istesem doğrudan siyasete girerdim” dedi.

En az iki müstakbel yazarın gazeteden çekildiklerini, Birgün macerasına daha başlamadan son verdiklerini biliyoruz. Konumlandırılma biçimlerine yüksek sesle tepki koyduklarını da.

Militanlaşmış gazeteciliğin bizim mesleğe ettiği fenalıklar saymakla bitmez.

Eleştiri şirazesinden çıktı bu zihniyetin elinde, topyekûn saldırıya, galiz aşağılamalara dönüştü.

Makul, yerinde, ölçülü, ince eleştiri eleştiri sayılmaz oldu.

Ağır yergi içermeyen, alnının çatına göstere göstere lafı çakmayan eleştirinin yüzüne dönülüp bakılmaz oldu.

“Bakın Başbakan’ı nasıl benzetiyorum, bakın ne biçim hırpalıyorum” pozu takınmadan yazılan, söylenen her şey boşa gider oldu.

Hatta eleştiride militanlar kadar ileri gitmemeniz, mesela kem sözü esirgemeniz, kaba dilden sakınmanız, üzerinde yeterince tepinmemeniz eleştirir gibi yaparken tasvip ettiğinize yorulur oldu.

Suratlara tokat gibi inen, yüzlerde şamar gibi patlayan, şeytan taşlar gibi taşlayan laf sokuşturmalara alıştırıldı çünkü okur.

Baştan ayağa giydirmekten aşağısı kurtarmaz hale geldi.

İnceden hicvi, ilkesel karşı çıkışı kaçırıyor, faydalı tenkidi ıskalıyor artık algı radarları.

“Başbakan’ı eleştiriyorum” diye adını açık açık koymadan eleştirirseniz, okkalı cinsinden dahi olsa kabul görmüyor.

Bu cümleden iğfal edilmiş dimağların hepsi, militan gazeteciliğin eseridir işte.

Neyse ki hayırlı haberlerini aldık. Zehirli iğnesiyle kendini de soktu sonunda, altın vuruşunu yaptı.

Gözleri bantlanmış o Tayyip Erdoğan fotoğrafı bu zihniyetin vefat ilanı yerine geçiyorsa şayet, Allah şimdiden taksiratını affetsin diyelim.