Mısır'da halkı, bizde sandığı tüketmece

Demokrasilerde büyük toplumsal ihtilafların nasıl giderileceği bellidir. Çatışmaya dönüşmeden sandıkta çözülür anlaşmazlıklar.

Anlaşıldı, darbe değil. Katliam da denmeyecek. İstenmeyen bir sandık sonucunu ortadan kaldırmak için yapıldığında, bu fiiller başka bir isim alıyor Batı’nın demokrasi lügatlerinde.
Darbe ve katliam yerine sendrom kelimesi kullanılabilir belki.
Sandıktan Avrupa’lara, Amerika’lara layık bir sonuç çıkıncaya dek halkın demokratik seçimlerini sokak hareketleri, dipçik ve benzeri yollarla kestirmeden ‘tüketme’ sendromu...
Bizim 50 yıllık büyük tükenememişliğimiz gibi zor bir sendrom.
Mısırlılar da 50 yıl sonra hâlâ ‘tükenemedik gitti’ diyecekler muhtemelen.
Bugünden geriye baktığımızda biz ne görüyorsak, takriben onun gibi bir şey görecekler:
İçinden çözüm yerine her defasında yeni bir çatışma çıkan seçim sandığı, yani tüketme sendromu.
Çok şükür (!), bizim de çok partili demokrasi geçmişimizde çatışmasız bir dönemimiz yok.
Demokrasilerde büyük toplumsal ihtilafların nasıl giderileceği bellidir. Çatışmaya dönüşmeden sandıkta çözülür anlaşmazlıklar.
Tüketme sendromuna yakalanan demokrasilerde ise durum biraz farklı. Ne yaparsanız yapın, sandıktan çözüm yerine mutlaka çatışma çıkar.
Sonuca razı olmaz çünkü yenilen taraf.
Şu yaşa geldik, hep böyle çatışmalı geçti ömrümüz.
Çoğunluk iradesi, türlü film ve fırıldaklarla mütemadiyen baskı altında tutuldu. Bundan oldu gerilimlerimiz.
Son birkaç yıldır, demokrasi dışı yollar kapandı kapanalı işin rengi değişmeye mi başladı ne!
Bu sefer kavga, yeni gerçeği bir türlü kabullenemeyişimizden çıkıyor.
Yeterince tükenememişiz demek.
Bir taraf iktidardan olduğuna inanamıyor, diğeri artık gerçekten iktidar olduğuna.
Çatılmış tüfeklerle çatık kaşların gölgesinde geçen eski güzel günlerin (!) bir daha geri dönmemek üzere bittiğini kabullenmekte zorlanıyoruz.
Böyle giderse sittin sene daha sandıktan çıkma şansı yok eski muktedirlerimizin.
Demokrasi umut vermediği için onlar da hâlâ bel bağlayamıyor sandığa. Çaresizlikten huysuzlanıp hırçınlaşıyorlar.
Siyasi olsa aşılır ama sosyolojik bir çaresizlik. Sayıları tutmuyor bir gün yeniden iktidar çoğunluğu oluşturmaya.
Demokrasi dışı yollar tükendi fakat biz yine de tükenemedik.
Toplumdaki iktidar çoğunluğunun siyasi iktidar açlığı da tükenmedi henüz.
Kolay mı, 80 yıllık güç özlemi var arkasında. Kuru süngerin suya hasreti gibi, emdikçe doymuyor güce.
Sandığı, sokağı, demokrasiyi ve iktidarı hep birlikte hazmetme sancıları çekiyoruz velhasıl.
Bir gün cümleten dinecek bu sancılar.
O vakte kadar az olanlar çok olanları sokakta, çok olanlar az olanları sandıkta yormaya devam edecek.
Onlar “Sandık her şey değil” diyecek, bunlar “Sandık her şeydir”de ısrar edecek.
Tükenene dek, birbirimizin fazla enerjisini son kalorisiyle tüketene dek hoyratlığa devam.
Dikkat edin, bu ibare “Birbirimizin kanını son damlasıyla tüketene dek” şeklindeydi 30 yıl önce. Oralardan geldik buraya.
Dert, Mısır’ı da işte bu dolambaçlı yollardan geçirmek. Sağ mı-sol mu diye adam tüketmece oynanacak ya...