Muhafazakârlığın Muhteşem Yüzyıl'ı

"Kumandalar da polisiye operasyonlarla hizaya getirilemez. Yani operasyon sonrası düzenin reyting sıralamalarında büyük değişiklikler beklemeyin."

Anket muhafazakârlığı’ da ‘reyting muhafazakârlığı’ da uygun düşerdi bu yazının başlığına. Şunu anlatmak istiyorum; ne yaparsanız yapın, kumandalar muhafazakâr olmadıktan sonra, gerisi boş.
Anket sorularına ya da reyting sıralamalarına muhafazakâr tepkiler verildiğine bakmayın siz. Kumandalar, muhafazakâr seçimler için kullanılmıyor. Gerçeğimiz bu ve polisiye operasyonlarla bu gerçeği değiştiremeyiz.
Bizdeki reyting yakınmaları, daha çok bir muhafazakâr toplum yanıltmacası. Bu açmazın polisiye tedbirlerle yahut denek yelpazesinin yeniden dizaynıyla kökten halli imkânsız, göreceksiniz.
Denekler hile ile ayartılmış da olabilirler, baştan kurgulanan belli bir profile göre seçilmiş de olabilirler. Yanlış yapanlardan hesap sorulsun elbette.
Fakat sorun sadece reyting sistemindeki denek dağılımında değil. Sorun görülen şey, genel izleyicide. İzleyicinin gerçek tercihleri, 3 aşağı 5 yukarı bu minvalde. Deneklerin ayartılması önlense dahi, reyting ölçümlerinde dramatik değişiklikler ortaya çıkmayacaktır.
Sorun zannettiğimiz şey, evde ve sokakta ayrı olmak üzere ikili bir TV hayatı yaşanmasından. Ekran başındaki seçimleri, izleyicinin resmi beyanlarındaki kadar muhafazakâr olmuyor. Doğruluğu tecrübeyle de sabit olan sonuç budur. SETA’nın kasım ayında açıklanan araştırmasını bu köşede aktarmıştım daha önce. Başlığı, ‘Anket muhafazakârlığında reyting tutarsızlığı’ydı. Şöyle demiştim özetle:
“Bu hacimli çalışmayı Kültür Bakanlığı, RTÜK ve TRT’nin de desteklediği anlaşılıyor. Elde edilen veriler o kadar yeni, zengin ve detaylı ki faydalanılacak çok şey bulacaklardır.
Yalnız, bu anketin sonuçları herhangi bir uygulamaya esas alınacaksa şu küçük tutarsızlığı da gidermek gerekiyor: ‘Van için tek yürek’ başlığıyla ortak yayın yapan 15 küsur TV’den hiçbiri o akşam reyting sıralamasında ilk 20’ye giremedi. Ama çokça tepki alan, hatta başlarda aşırı infialle karşılanan Muhteşem Yüzyıl dizisi gün birincisi oldu. Buna ne buyurmalı şimdi; izleyicinin dediğini mi yapmalı, yaptığını mı?
Anketörlere resmi ağızla verilen cevaplar gayet muhafazakâr ama kamuoyu araştırmalarında gördüğümüz çoğunluk tercihleri reyting sonuçlarına yansımıyor.
Umulduğu üzere, deneklerin kahir ekseriyeti TV dizilerinde fuhşiyat denilen ahlaksız tekliflerin, dağınık yatakların, çarpık ilişkilerin, yatak odası mahremiyetinin alabildiğine teşhirinden mustarip. Ekranlardaki ahlaki çöküntüden şikâyet ediyorlar. Kültürel yozlaşmayı önleyici tedbirler geliştirme fikrini de destekliyorlar. Çoluk çocuk maaile izlenebilecek ekranlar görmek istiyorlar.
Unutmadan, deneklerin yarıdan çoğu, tarihi dizilerle dönem filmleri yapılırken gerçekliğin tahrif edilmesine de tepkili. Tarihi gerçekliğe uygun hareket etmeyen kötü örnekleri kınıyor, ayıplıyor, yeriyorlar. Dahası, eğitici ve öğretici içerikte, beğenebilecekleri şeyler üretmesi için medyanın RTÜK ve kamu yayıncılığı marifetiyle yeterince özendirilmediğini de düşünüyorlar.
Beyanı esas almak kaydıyla, buraya kadar her şey çok güzel. Diyelim ki bu veriler üzerine muhteşem politikalar bina edilebilir. Fakat tatbikatta küçük bir sorun görüyorum. Anketlerde doğruyu söyleyen, ekran başında şaşıyor...
Kısacası, izleyicinin hayat pratiğiyle anket kitabilikleri birbirine uymuyor. Hangisini dikkate alacağız?..” 15 yıllık televizyonculuk tecrübeme dayanarak reyting listelerinde büyük sapmalar olmadığını söyleyebilirim. Yanlışlık başka yerde.Aradığımız yanlışlık, izleyicinin anketlere ve kumandalara iki farklı tepki vermesinden kaynaklanıyor. Bir şaşırtmaca durumu söz konusu. Hayıflanacaksak, reyting hilelerine değil ikiyüzlü ahlakçılık sorununa hayıflanalım. İlla çözüm getireceksek yanlışlık burada zira.
Gerçek beğenileri, ufak tefek oynamalarla doğru yansıtıyor reytingler. Çok seçenekli bir ortamda ise izleyicinin özgür tercihlerine müdahale edilemez. Kumandalar da polisiye operasyonlarla hizaya getirilemez. Yani operasyon sonrası düzenin reyting sıralamalarında büyük değişiklikler beklemeyin. İzleyicinin olduğu gibi görünmediğini, göründüğü gibi de olmadığını bilelim. Dediğiyle yaptığı arasında tutarsızlıklar var; izleyiciyi doğru tanıyalım evvela.
“İzleyici gerçeğimizi kabullenip oturalım aşağı” demiyorum. “Toplumsal fayda açısından doğru içerikleri bu izleyiciye daha iyi izletmenin yollarını bulmak, piyasa oyuncularının işidir” diyorum.
Ezcümle; operasyonu bırak, sen asıl rekabet etmeye bak!
Çünkü iyi olan kazanıyor.