Muvazzafsız dalgalar raporu

Güncel veriler ışığında özetlersek, 28 Şubat suçlamalarıyla örgütlü rabıtası kurulamayan hiç kimse soruşturmaya dahil edilmedi.

28 Şubat soruşturmasında, muvazzafı olmayan dalgalara geldik. Listeler kısaldı, operasyon aralıkları uzadı.
Önceki soruşturmalardan yeterince yorulduğumuz için 4. dalga, Başbakan’ın da tepkisini çekmişti. “Bu böyle, dalga dalga devam ederse ülke boğulur” demişti.
Operasyonların, haftalık periyotlarla sürüp gitmesi halinde Türkiye’nin bu huzursuzluğu, bu gerilimi fazla taşıyamayacağı anlamına geliyordu o sözler.
Ara özet
3. dalgayı geride bıraktığımız 26 Nisan tarihli yazımda, bir ‘ara özet’ çıkarmıştım.
Gözaltı listeleri, farfaraların dediği gibi intikam kokuyor muydu? Sürek avı yaygaralarını haklı çıkaracak türden ilgisiz-alakasız isimlere sıçrıyor muydu operasyonlar?
Eldeki mevcutların çetelesini tuttuğumuzda durum, kabaca şöyleydi:
İlk dalga 12 Nisan Perşembe sabahı başlamış, 31 kişi hakkında gözaltı işlemi yapılmıştı. Kıdem sıralamasına göre liste başı Çevik Bir’di. Geri kalanların hepsi de asker kişilerdi.
2. dalga, bir hafta sonra olmuştu. Yine bir perşembe sabahı, 19 Nisan’da, 13 isim gözaltına alınmıştı. Liste başına, bu kez kıdemce en üstte olan Erol Özkasnak konmuştu. 4’ü muvazzaf olmak üzere, yine hepsi asker kişilerdi.
3. dalga ise 25 Nisan sabahına rastlamıştı. Operasyon takvimi bir gün öne çekilmiş görünüyordu. 13 isim daha gözaltı uygulamasına maruz kalmıştı. Liste başını Fevzi Türkeri çekiyordu. Hepsi asker kişilerdi ve 7’si halen muvazzaftı.
Sonuç sadedinde, “Bunun burada ne işi var” dedirtecek bir ismin araya sıkıştırılmadığına hükmetmiştim.
Geçen süre zarfında 2 dalga daha yaşandı. Gelin, son durum raporunu güncelleyelim:
3’üncüsünden takriben 2 hafta sonra, 8 Mayıs’ta, 4. dalga gerçekleşti. 18 hedefe operasyon düzenlendi. Şüpheli listesi, 6’sı muvazzaf 17 asker ile bir emekli sivil memuru kapsıyordu.
5. dalga içinse yaklaşık 3 hafta daha geçmesi gerekti. Dün, yani 28 Mayıs sabahı, 9 isim için düğmeye basıldı.
Aralarında tek bir muvazzaf bile yoktu. Teoman Koman, Çetin Doğan, Engin Alan gibi eskinin şöhretli generallerine yönelikti. Bazıları, başka davalardan tutukluydu zaten.
Güncel veriler ışığında yeniden özetlersek, 28 Şubat suçlamalarıyla örgütle rabıtası kurulamayan veya zayıf bağlara sahip hiç kimse soruşturmaya dahil edilmedi.
Olağan
şüpheliler
Medyanın, ‘28 Şubat Süreci’nde ne derece faal olduğu açık. Ancak medya ahlakı açısından ağır kusura giren halleri eleştirmek, yermek, kınamak, utanca mahkûm etmek başka, cezai sorumluluk doğuracak suç isnatlarında bulunmak başkaydı.
Cunta faaliyetlerine organik ilişki içinde iştirak ettiği somutlaşmamış hiçbir isim, suç soruşturmasına karıştırılmamalıydı.
Şu ana dek de ‘olağan şüpheliler’in dışına taşmış değil dalgalar.
Nihai değerlendirmelerim, onun için değişmedi.
Ankara Adliyesi’nin özel yetkili savcıları gereksiz sansasyondan, aşırı dozdan, sınırları zorlamaktan, güç gösterilerine girmekten kaçınıyorlar.
Yetkilerini abarttıklarına dair herhangi bir emare de henüz belirmiş değil. Ne kendilerini mübalağa ediyorlar ne de şüpheli listesini olur olmaz kabartıyorlar.
Bu aşamada, soruşturmanın mecrasından saptırıldığını söylemek zor. Aksine, doğru yolda ilerliyor.