Müzakereye iade-i itibar

Müzakereyi satış pazarlığı gibi görüp gösterenler, hatırlamalı: Atatürk ve İnönü de büyük müzakerecilerdendir.

Lügatteki karşılığı konuşmak, görüşmek, fikir alıp vermek olarak geçiyor. Ama lanetli bir kavrammışçasına ondan kaçıyor bahsini duyan.

Müzakere kavramına reva görülen bu muameleyi içime sindiremiyorum. Pis ve habismiş gibi ağza almaktan, adını anmaktan niye korkuyoruz?

Çok canlar kurtulur

Kirli bir pazarlık değildir müzakere. Al gülüm-ver gülüm demek de değildir. Çok canlar kurtarmış, çok kan davasını sulha bağlamış barışçıl bir çözüm aracıdır. 

Medeniyetin, gelmiş geçmiş en büyük icatlarından biridir. Gerçek bir insan dostudur, hayat dostudur. Kaba kuvvete dayalı kahramanlık edebiyatı bile, pazarlık denilen kavram kadar ucuz ve kaypak kalır onun yanında.

Mahcup ve çekingen davranmaya gerek yok.  Kompleks yapılacak bir yanı da yok. Bütün barış adamları, bütün büyük devlet adamları, ünlerini iyi birer müzakereci olmaya borçludur. 

Başmüzakerecilik ise barış yapmayı savaş yapmaktan daha iyi bilenlere takılan bir liyakat nişanı. Utana sıkıla saklanmaz öyle, iftiharla taşınır göğüste.

En medeni çözüm

Müzakere, anlaşmazlık konusu sorunları ölmeden ve öldürmeden çözme sanatının adıdır. Daha medeni bir çözüm de henüz bulunamadı. 

Kavramı istismar için siyaseten suiistimal edecekler, dün olduğu gibi bugün de vardır. Yarın da çıkacaktır birileri.

Müzakereyi bir satış pazarlığı gibi görüp gösterenler, şunu hep hatırda tutmalı: Gandi de Mandela da Atatürk ve İnönü de büyük müzakerecilerdendir.

Eşanlamlılar olarak konuşma denmesine veya görüşme denmesine itiraz etmiyorum. Fakat
müzakere demekten de kaçınmayalım.

İinsanlığa yaptığı ve yapacağı hizmetler için onurlandırılmayı hak ediyor bu kavram. Kim ne manaya çekerse çeksin, bu eşsiz barış emektarına her türlü övgü az kalacaktır.

Huzurlarınızda, müzakerenin ruhu kadar lafzına da itibar iadesi istiyorum.