Ne liberallerle, ne liberalsiz

Şu sıralar yine gelen vuruyor, giden vuruyor. Demokratik açılım sürecini rayından çıkarmakla suçlanıyorlar.

Şu sıralar yine gelen vuruyor, giden vuruyor.
Demokratik açılım sürecini rayından çıkarmakla suçlanıyorlar.
Aşırı cüretkâr talepleriymiş, buna sebep...
MHP ile CHP’nin vukuatları da, tahriklerinin eseri.
Azgınlığa kapılıp, şımarmışlar; rahat durmuyorlarmış.
Bütün kabahat onların, vesselam...
Peki, sabit bir fikirleri yokmuş gibi görünen bu adamlar kimdir, kimlerdendir?
Neden, çevreye bu kadar rahatsızlık verirler?
***
Bir gün, başörtüsünü savunurken görürsünüz onları.
Ertesi gün, laikliğin yılmaz bekçileri olarak çıkarlar karşınıza.
Kürtlerin mağduriyetine de, terörün gaddarlığına da aynı ölçüde karşı dururlar.
Alevi’nin de, Sünni’nin de hakkı hukuku birdir, nazarlarında.
Ergenekon savcılarının da, Türkan Saylan’ın da aynı anda avukatlığına soyunurlar.
Demokrasi havarisi olurlar, reformcu partiye açıktan destek verirler.
Ama müzmin muhaliflikten de vazgeçmezler.
Belli bir siyasi görüşe sadakatleri yoktur.
Lakin kıblesiz olduklarını söyleyemeyiz.
Değişmez ve değiştirilemez ülküleri, özgürlükçülüktür.
***
Bazen o konuda, bazen bu konuda fazla ileri gittikleri düşünülür.
Bir gün ona, bir gün buna yaranırlar.
Onu da, bunu da kızdırdıkları günler ise, çok olur.
Çarşıyı, pazarı karıştırmaya bayılırlar.
Görülmüş şeydir; sık sık ortalığın altını üstüne getirirler.
Diklemesine konuşur, ricit çıkışlar yapar, genel ahlaka mugayir imza kampanyaları açarlar.
Gelenekle de, yerleşik kabullerle de başları sürekli derde girer.
Bundan ayrı bir haz aldıkları da rivayetler arasındadır.
Klişelerle, tabularla, fobilerle savaş halindedirler.
Dayak arsızı oldukları bile söylenebilir.
Her kavgada arada kalırlar; fazladan yumruklar, onların kısmetidir.
Bu durumlarına nispeten fiyakaları, her hal ve şartta yerindedir.
Adam akıllı benzetilmeyi dahi yakıştırırlar üstlerine.
Liboşturlar, dönektirler, numaralı cumhuriyetçidirler, satılmıştırlar, mandacıdırlar, yandaştırlar...
Nereden baktığınıza bağlı.
Lakapları, yer ve zamana göre değişir.
Ama kemikli adamlardır.
Bu ‘adam’ lafına da bozulurlar.
Aralarında aslan yürekli kadınlar da vardır çünkü.
Ağır abiler bile gıpta ile bakar onlara.
***
Yalnız  bir kusurları var ki, en zayıf noktalarıdır.
Muaccel ile müeccel arasındaki farkı, hep karıştırırlar ya da bilmezden gelirler.
Acil ile tecilli işleri ayırt edip, sıraya koyamazlar.
Timing’leri sorunludur yani; zamanlamayı bir türlü tutturamazlar.
Kendi takvimleri vardır.
Ayrı bir zaman diliminde yaşar, kafalarına göre takılırlar.
Kim bilir, belki saatli maarif takvimiyle büyütülseler, bugün başka türlü olurlardı...
Vakıa, son dönemlerde heveskar mukallidleri de peydah olmuştur.
Simgesel sağaltım yoluyla tedavilerine imkân, hâlâ araştırılmaktadır.
Çakmalarıyla karıştırılma tehlikesine işaret ettikten sonra...
Kabul edelim ki, ne onlarla, ne de onlarsız olmuyor işte.
Haklarını teslim edelim.
Günahlarıyla, sevaplarıyla günün sonunda  kendilerini sevdiriyor, bu arkadaşlar.
İyi ki varlar.