Obama'nın savaşa 'savaş' diyememesi

Durumu tespit etme hak ve salahiyeti, Esad'ı savunanlara mahsus. Esad'a karşı olanlara tanınmıyor bu hak.

Bizim, Nusayricilere ‘Nusayrici’ demeyi sakıncalı bulmamız gibi bir şey. Onlar da ‘savaş’ sözcüğünden öyle kaçıyor.
Suriye’ye askeri müdahale yetkisi, Senato’da oylanacak. Obama idaresi, yeminbillah “Savaş değil” diyor. Birkaç füze atmaktan ibaret olacakmış.
Bir ülkenin başka bir ülkeyi vurma eylemi kaç füzede fiske, kaçından sonra sille ve kaç adedi bulursa savaş fiili sayılır?
Sorunun absürdlüğü izahtan vareste. Ama ben yine de denemekten yanayım.
Ne var ki, Amerikan tarafından gelebilecek olası bir karşı argümanı da baştan çürütmem gerek.
Ya çıkar da “Siz daha Nusayricilik yapanlara Nusayrici bile diyemiyorsunuz” derlerse!
Esad karşıtlarının Sünnilik saikiyle hareket ettiği haydi haydi söylenebiliyor mu, söylenebiliyor.
Şam rejimine müdahaleden yana olanlar, mezhepçilik yapmakla suçlanabiliyor mu, evet teklifsiz suçlanabiliyor.
“Pekâlâ” diyorsunuz, “O zaman bu da Nusayricilik yapmak olmuyor mu? Çünkü karşıtınızı Sünnici olarak tanımlıyor ve Nusayri diktasının devamını savunuyorsunuz?”
“Yok” diyorlar, “Bizimki durum tespiti, bir vakanın adını koyuyoruz. Hem biz savaş karşıtıyız, sadece barış istiyoruz.”
Savaş karşıtlığı altında Nusayricilik yapana Nusayrici demenin ayrımcılık kastı taşımadığını, mezhepçilikle falan alakası olmadığını gelin de anlatın şimdi.
Durumu tespit etme hak ve salahiyeti, Esad’ı savunanlara mahsus. Esad’a karşı olanlara tanınmıyor bu hak.
Esad taraftarları kendilerince teşhis yapıp adını koyacaklar. Muarızları aynı şeyi yaptığında ise ayrımcılık ve nefret suçu kapsamına girecek? Buna da adil bir tartışma diyeceğiz öyle mi?
Valla bana göre hava hoş da bunu Obama ve avanesine yutturmak biraz zor.
Tavsiyem, onlara ‘vurma’nın her zaman savaş manasına gelmediği şeklindeki olağanüstü felsefelerini hatırlatmanızdır.
Dışişleri Bakanı John Kerry Kongre’yi ikna sadedinde, “Adına savaş demeyelim, sadece vuracağız” demiyor muydu?
Ne ise farkı, birkaç füze sallamayı savaştan saymıyor.
Savaşmayacak, sadece geçerken şöyle bir şaplak atacaklarmış.
Bu şaplak yaklaşımının Amerikan siyasi ve askeri literatüründeki karşılığını da biliyoruz.
Vaktiyle Clinton, ‘Çöl Tilkisi Operasyonu’ koduyla tarihe geçen bir şaplak atmıştı Saddam’a. Uzadıkça Osmanlı tokadına dönüştü.
Sonrası malum, önce Saddam’ı şamar oğlanına çevirdiler, en nihayet de adına resmen savaş dedikleri sille-i Pentagon’u aşk eyleyerek faslı bitirdiler.
Şaplakla açılan şey, yüz okşayarak ya da yanaktan sert bir makas almakla kapatılmıyor velhasıl.
Bu Amerikalılar’ın huyu pis, elleri alışmayagörsün, bir şaplak, bir tane daha derken şaplak manyağı yapıyorlar muhataplarını.
Madem aslı astarı ilanihaye saklanamayacak, adını en baştan dosdoğru niye koymazlar ki?
Kelime oyunlarının sahiden işe yaradığını düşünmüyorlardır herhalde.
Yok daha neler!