Öcalan için etüt çalışması

Sürecin nasıl geliştirildiğini, büyük bir ilgiyle izliyorum. Merkezi bir aklın devrede olduğu izlenimine sahibim.

Sürecin nasıl geliştirildiğini, büyük bir ilgiyle izliyorum.
Merkezi bir aklın devrede olduğu izlenimine sahibim.
Açık konuşacağım; bu da içimi rahatlatıyor.
Tesadüfen gelişmiş, kazara ortaya çıkmış bir sürece benzemiyor.
En azından şu saate kadar, böyle geldi.
Hükümetin, beklentileri yönetme becerisini görmüş olduk.
Fakat, asıl bundan sonrası önemli.
Öcalan’ın açıklayacağı ‘yol haritası’, her şeyi berbat edebilir.
Aynı şekilde, muazzam bir katkıya da dönüşebilir.
Ne açıklayacağına bağlı.
Önerileri, kurduğu örgütün silah bırakmasıyla sonuçlanıyorsa...
Önce kendi örgütüne sesleniyorsa...
Kendi tabanından taleplerde bulunuyorsa...
Makûl bir çözüm hâlâ mümkündür.
***
Zemin yoklamaları yapıldı.
Kamuoyunun tepkileri ölçüldü.
Etüd çalışması tamamlandığına göre, şimdi sıra Öcalan’ın açıklamalarında.
Eğer doğru okuyorsam, son günlerde uçurulanlar, kısmen balondu.
Ama hayra alamet!...
Önce muhtemel tepkilerin hesaplanabilmesi için bir deneme yapıldı.
Bu veriler, girdi olarak kullanılacaktır.
Demektir ki, hesaplanabilir risk alınacak.
Yani sabrı taşıracak, süreci berhava edecek provokatif talepler olmayacak.
El yordamıyla, hamasi güdülerle hareket edilmeyecek.
Gerçekçi bir yaklaşım sergilenecek.
Sevindirici değil mi?
***
Kamuoyu oluşturma ve yönetme çabalarını, umut verici buluyorum.
Bir mühendislik faaliyeti sözkonusu.
Süreç yönetiliyor, başıboş ilerlemiyor.
Titiz bir şekilde hassas tartılara vurulan bir açıklama gelecektir.
Büyük sürprizler beklemeyin.
Mesela, ‘öz savuma güçleri’ ne demek?
Kürtlerin üniter yapı içinde ayrı bir meşru silahlı gücü mü olsun, isteniyor?
Sanmam.
‘Kürtlerin demokratik bir ulus olarak tanınması’, ne manaya gelir?
‘Bir yanda devlet, diğer yanda Kürt ulusu olacak’ deniyor.
‘Kürt realitesi’, zaten tanınmış durumda.
Bir etnik kimlik olarak, demokratik çoğulculuk içinde meşru bir varlık alanına kavuştu.
O halde, ‘tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ ilkesine ‘tek millet’i de eklemenin ne mahzuru var?
Ayrı gayrı düşmekten yana olanlar, azınlığın azınlığı kadar bile yok.
‘Tek çatı’ altında yaşamanın koşullarını korumak, müşterek vecibemiz.
Riayet edileceğini düşünüyorum.
Ve umarım, bugün yarın hayalkırıklığına da uğramam.
Çünkü aksi, olmayacak duaya amin demekten öteye geçmez.
Ayrıca, federasyona karşı çıkarken bunu istemek, tutarsızlık olur.
***
Bana öyle geliyor ki, gidilebilecek en uç sınırı bize gösterdiler.
Bunu da, Öcalan ya da avukatlarının tek başlarına planladıkları bir iletişim faaliyeti gibi görmeyin.
Merkezi bir aklın eli değmiştir.
Eleştirmek için söylemiyorum.
Hayır, tam tersine, bu sürecin hafife alınmaması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum.
Nereye varacağı belli olmayan bir gemi gibi görünmüyor bana.
Hareket saati, rotası, durakları ve nihai menzili planlanmış bir seferle karşı karşıyayız.
Elimize yüzümüze bulaştırmadan tamamlarsak...
Türkiye, kendi göbeğini kendi kesmiş olacak.
Heyecan verici...
Bakalım Öcalan, bugün yarın ne açıklayacak?
Ya haklı çıkarım, ya da haksız.
Haksız çıkarsam kimse boşuna sevinmesin.
Kaybeden sadece ben olmam.