Olimpiyat hazımsızları beri gelsin

Hayır, siz başarmadınız diyeceğim. İstanbul'un 2020 Olimpiyatları'nı alamaması sizin marifetiniz değil. Boşuna böbürlenmeyin.

Türkiye’nin olimpiyat yenilgisinden kendine zafer payesi çıkaran fırsatçı arkadaşlara sesleniyorum. Beri gelin de konuşalım biraz.
“Başardık” havasındasınız. “Yaşasın!” çığlıkları yükseliyor saflarınızdan, arkadan tef çalacaksınız haniyse.
Fakat bu mağlubiyet, sizin başarınız mı ki haklı gururunu yaşıyorsunuz?
Gelin de sakin sakin konuşalım.
Hayır, düşündüğünüz gibi değil. Bay Deki’lik yapmayacağım. “Ayıp olmuyor mu yahu?” demeyeceğim.
“Kaybeden Türkiye oldu. Neye seviniyorsunuz, sizin gareziniz AK Parti’ye değil de Türkiye’ye mi? Düşmanlık gözünüzü o kadar mı kör etti ki AK Parti’nin kazanmaması için Türkiye’nin kaybetmesine dahi razısınız, hatta bunun için çalışıp çabalıyorsunuz?” şeklindeki kalıpların hiçbirini tekrarlamayacağım.
Bunları daha evvel çok kereler söylemiştim.
Bu sefer niyetim başka. Karşıma alıp adam akıllı konuşacağım.
Hayır, siz başarmadınız diyeceğim. İstanbul’un 2020 Olimpiyatları’nı alamaması sizin marifetiniz değil. Boşuna böbürlenmeyin.
Hakkınızı da yemeden yapacağım üstelik bunu. Emek harcadınız, gayret gösterdiniz, çırpındınız, Allah var, bunu ölesiye istediniz inkâr edemem. 

Nasıl edeyim!
Gezi olaylarının ilk günlerinde Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne cenahınızdan yapılan çağrıyı burada deşifre etmiştim.
‘Şehir Hareketleri ve Habitat Koalisyonu’ adına imzalanmış bir metindi. Diyordu ki: “Taksim’de polis, olimpik ideallere biber gazı sıkıyor. Onun için de İstanbul, 2020 Olimpiyatları listesinden derhal çıkarılmalı...” 
Dudak uçuklatmıştı çağrınız. Şeytanın bile aklına gelmezdi buradan vurmak.
Adı lazım değil, kafadarınız ve hatta sözcünüz geçinen bir gazete, kapaktan ihbarcılığa dahi soyunmuştu, “Bu kafaya mı olimpiyat vereceksiniz” parolasıyla.
Nihayet, Buenos Aires’teki otelinin önünde Başbakan ve heyetini yuhalattınız, “Ne işiniz var olimpiyatlarda, gidin Gezi’ye bakın siz” diye.
Onun için hakkınızı teslim etmemek olmaz.
AK Parti’nin fiyakasını bozmak hatırına Türkiye’nin fiyakasını bozacaktınız. Hesap buydu.
Sonuca sevinmenizi, mutluluktan havalara uçmanızı çok görmüyorum, yeridir. İstediğiniz oldu çünkü.
Siz göbek atmakta bir mahzur görmüyorsanız, benim için ne sakıncası olabilir ki!
Ancak kendinizi abartmanıza itirazım var. Mağrur olmayın, ‘dünya size hayran’ zannederek mübalağaya kaçmayın. O kadar uzun boylu değil.
Olimpiyat Komitesi sesinizi duydu, AK Parti’den hoşnutsuzluğunuza hak verdi de sizi memnun etmek için mi ev sahipliğini Tokyo’ya verdi yani? 

Yapmayın bunu!
Beri gelin de ‘niyesi’ni aramızda fısıldaşalım.
Gelirseniz söz, Deki’lik etmeyeceğim. Kulağınıza; iyisiniz, hoşsunuz, fırsatçı ve hazımsız da olabilirsiniz ama bu kadar naif olmayın diyeceğim.
Bakın, Kılıçdaroğlu bile “Gezi’ye bağlamak hafiflik olur”, “Savaşın olduğu yere olimpiyat vermezler” dedi.
Sizin değil Beşar Esad’ın başarısı yani. Göğsünüz kabarmasın, izleyen var, vaziyeti izahta müşkülat çekersiniz.