Oval Ofis'ten 4 kulis

Obama, Erdoğan'a 'Selamün aleyküm' jesti yaptı, 3 saati az buldu, baş başa görüşmeyi uzattı, gündemi sıralarken yoruldu.

Obama, Erdoğan’a ‘Selamün aleyküm’ jesti yaptı, 3 saati az buldu, baş başa görüşmeyi uzattı, gündemi sıralarken yoruldu.
Bütün bunlar, sizce bir mana ifade eder mi?
Hem rekor uzunluktaki süresi, hem de zengin muhtevasıyla Erdoğan-Obama görüşmesi, daha çok konuşulacak.
Şimdi size, tarihe ‘7 Aralık Zirvesi’ olarak geçen bu görüşmenin perde arkasından bazı detaylar aktaracağım.
Kulis bilgileri benden, yorumlaması da artık sizden olsun.
***
Bir: Kapıda ‘Selamün aleyküm’ jesti
Obama, Oval Ofis’in kapısında karşıladı Erdoğan’ı.
Önce, ‘Hoş geldiniz’ manasına ‘’Wellcome’’ dedi, ardından da şaşırtan bir jest yaptı.
Konuğunu, yüzünde hafif bir tebessümle bekleyen ABD Başkanı,  Erdoğan’a ‘Selamün aleyküm’ diyerek elini sıktı.
İki: Baş başa 45 dakika
Zirvenin yarım saat olarak planlanan ilk bölümü, 1 saat 40 dakika civarında sürdü.
Ancak, sadece heyetler halindeki görüşme, yaklaşık 50 dakikayı buldu.
Başkan Obama ile Başbakan Erdoğan, bu tür ziyaretlerde mutad olduğu üzere bir süre baş başa görüşmek istedi.
Diplomatik jargonda ‘Tet a tet’ denilen bu bire bir görüşmenin, 5 ila 10 dakikayı aşmaması bekleniyordu.
Zaten toplantı fazlasıyla uzamış, ortak basın açıklamasına da, çalışma yemeğine de geç kalınmıştı.
Ancak baş başa görüşme, tamı tamına 45 dakika sürdü.
Liderlerin yalnız kalması için, diğer heyet üyelerinin Oval Ofis’teki oturma grubundan  kalkarak, odayı boşaltması gerekiyordu.
Obama, Başkan Yardımcısı Biden ile Dışişleri Bakanı Clinton’a ‘Kal’ işareti yapmayınca, Erdoğan da kimseden kalmasını istemedi.
Üç: Gündem Obama’yı yordu
Başkan Obama, görüşmenin başında, konuşmak istediği gündem maddelerini sıraladı.
Konular malum... Afganistan’a takviye asker talebi, İran’ın nükleer program resti, Irak’ta iç barış ve istikrarın sağlanması, Ermenistan’la ilişkilerimizin normalleştirilmesi, ekonomik ilişkilerimizin geliştirilmesi, enerji alanında işbirliği ve en önemlisi PKK’nın Irak topraklarındaki varlığına son verilmesi...
Obama, gündem başlıklarını sıraladıktan sonra, şöyle dedi:
‘’Bunları sayarken bile yoruldum’’.
Ve ekledi:
‘’İşbirliğimizin ne kadar kapsamlı olduğu ortada’’...
Dört: ‘’Bize 2 gün bile yetmez’’
Başbakan Erdoğan ve heyeti, Beyaz Saray’da toplam 3 saat kaldı.
Planlanan akış şöyleydi:
Heyetler arası görüşme, baş başa görüşme, ortak basın açıklaması ve çalışma yemeği...
Görüşmelerin sarkması üzerine Obama, önceden planlı randevu programını bozmak zorunda kaldı.
Öngörülen süreyi çok aşmış olmalarına rağmen, çalışma yemeği ikram etmeden göndermedi konuklarını.
Obama, yemeğin sonunda Erdoğan’ı uğurlamaya hazırlanırken, birlikte geçirdikleri sürenin kısalığından şikayet ediyordu.
Son sözleri, şunlar oldu:
‘’Sizinle 2 gün konuşsak bitmeyecek konuları, bir kaç saate sığdırmaya çalıştık. Ama ülkenize, ABD’nin her zamanki gibi yanınızda olduğu duygusuyla dönmenizi isterim’’.
Başbakan Erdoğan da, gösterilen misafirperverliğe aynı sıcaklıkta karşılık verdi.
***
Dediğim gibi, bu kulis bilgilerini aktardıktan sonra, üstüne yorum yapmayı zaid görüyorum.
Değerlendirmeyi size bırakıyorum yani...
Hem ‘Wellcome’ hem de ‘Selamün aleyküm’ diyerek karşılaması, Obama’nın müslüman geçmişiyle barışık olduğuna mı delalet eder?... Yoksa, Erdoğan’ın muhafazakarlığını mı selamladığı anlamına gelir?... Ya da sadece basit bir jest midir?
Sarkmalardan mütevellid, planlanan akış alt üst olurken, çalışma yemeğinin arada kaynatılmamış olması, Erdoğan’a verilen önemin mi göstergesidir?... Ortak ajandamızın ne kadar kabarık, ilişkilerimizin ne kadar derin olduğuna mı alamettir?... Yahut, ‘’Dostlar alış-verişte görsün diye konuşmuyoruz, birlikte çalışmamız gereken meseleler var’’ mesajı mıdır?
Acaba, ‘’Amerika bize muhtaç’’ şeklindeki jeo-stratejik efsanemize de denk düşebilir mi bu durum?
Ve nihayet...
Obama’nın 3 saati az bulması, ‘’Bize 2 gün bile yetmez’’ demesi, ‘’Bunu saymam, tekrar beklerim’’ anlamına çekilebilir mi?
Siz karar verin...