Para darlığında 'gizli eller'

Ne zaman borsa, hızla inip çıksa... Ne zaman doların ateşi, birden fırlayıp düşse... Ne zaman para piyasaları, şöyle bir dalgalansa...

Ne zaman borsa, hızla inip çıksa...
Ne zaman doların ateşi, birden fırlayıp düşse...
Ne zaman para piyasaları, şöyle bir dalgalansa...
Sıcak parada ani giriş-çıkışlar yaşansa...
Hep sinsi oyuncular, akla gelir.
Nam-ı diğer ‘para sihirbazları’...
Ortalıkta, tevatürler dolaşır.
Alman bankaları, Rus bankerler, Amerikalı Soros, ya da Yahudi sermayesi...
Hasıl-ı kelam, ulus tanımayan sıcak paraya hükmedenler...
Manipülasyon kudretine sahip gizli oyuncular...
Ellerini açık etmeden paramızla kumar oynayıp, her seferinde kazananlar, yani...
Onlar, içimizi karıştıran namlı olağan şüphelilerimiz.
Sayelerinde, kaybetsek de içimiz rahat.
Suçlu belli, gözümüzde.
Kahvehanelerimizde bile senaryolardan, komplo teorilerinden geçilmiyorsa...
Onlara borçluyuz, biraz da.
Müphem, karanlık, meçhul suçlular...
Ne yüzlerini gören var, ne ellerine dokunabilen.
Sanki piyasalarımızda dolaşan birer hayalet  gibiler.
Ya onlar olmasaydı, ne yapardık biz?
Düşünün!...
Sonra karanlıkta iş çevirenlerimiz, hangi gölgenin arkasına saklanırdı?
***
Daha geçen hafta piyasalarımız gene çalkalandı.
Borsada ‘keriz silkeleyen’ bazı gölgelerin asıllarıyla yüzleştik.
Mali polis şubesinde karşımıza çıkarıldılar.
Gördük ki, küçük oyuncuları oyuna getirenler, yabancımız değilmiş, aslında.
Her gün orada, burada karşılaştığımız tanıdık simalar...
Çoğu, bizim sokakların insanlarıymış, meğer.
Gece silahlı, gündüz külahlı gezen tiplerden...
Bizi uyutup, tekrar sokağa çıkıyorlarmış, iyi mi?
Onca zaman Rusların, Almanların, Yahudilerin günahını boşuna mı aldık, acaba?
Boş yere mi yumrukladık, o gölgeleri?
İşte burası yine de karışık.
Hayal gücümüze hala yer var.
Hâlâ doldurulmayı bekleyen boşluklar bulabiliriz, kendimize.
Var mısınız; şöyle geçmişe doğru uzanıp açık pencerelerin birinden içeri sızmaya?
Görünmez adamların, kötü ruhların hayaletleri arasında dolaşalım mı, biraz?
***
Piyasalarımızı manipüle eden gizli ellerin varlığı, ne kadar gerçek?
Zanlılarımızın hep ‘karanlıklar prensi’ yabancılar olması, ne kadar doğru?
Çok iyi bir başlangıç noktası, bu.
Fakat kim ya da kimler?
Bunu, hiçbir zaman tam olarak öğrenemedik.
Belli ki bundan sonra da öğrenmemiz, pek muhtemel görünmüyor.
***
Manipülasyon şüphesinin mazisi, çok eskilere gider.
Düşünün ki, 1940’ların Türkiye’sinde bile...
Piyasada para darlığı yaratan gizli ellerin varlığı, tartışılmış.
Gazeteler haber yaptığında, olay olmuş.
Ama hangi ellerin cebimizde gezindiği ortaya çıkmamış ya da çıkarılamamış.
Elimde bir belge var.
23 Ağustos 1949 tarihli.
İstanbul Valisi imzasıyla İçişleri Bakanlığı makamına hitaben yazılmış.
Cevabi bir yazı, aslında.
Üstbaşlığında şöyle diyor:
“Para darlığı yaratan gizli ellere dair Vatan gazetesinde intişar eden yazı hakkında.”
Anlıyoruz ki konu, 6 Haziran tarihinde Vatan gazetesinde çıkan imzasız bir yazı.
İkinci Cihan Harbi, yeni bitmiş.
Nazi Almanyası, mağlup.
Milli Şef İsmet Paşa, harp yıllarında izlediği denge politikasını, Sovyet Rusya’dan yana bozmuş.
Tam o günlerde, Rusları zan altında bırakan bu imzasız makale çıkıyor.
Piyasaları manipüle ederek para darlığı yaratan gizli ellerin varlığına dikkat çekip...
Rusya’nın İstanbul’daki Dış Ticaret Bankası Şubesi’nin iki yöneticisini işaret ediyor.
Milli Şef, derhal araştırılması için talimat vermiş.
İki ay sonra da, o cevabi yazıda sonuç bildiriliyor.
Polis, Vatan’daki gizli kaynaklarından makaleyi Ahmet Emin Yalman’ın kaleme aldığını tespit etmiş.
Adı geçenlerin kimlik bilgilerini, şecerelerini çıkarmış.
Ama makaledeki hususların tespitine imkan hasıl olmamış.
***
Geliyoruz bugünlere...
Değişen ne var?
Gazetelerde zaman zaman çıkan haberler mi, manipülasyon?
Karanlıkta gördüklerimiz, bizim kendi gölgelerimiz mi, dersiniz?
Yoksa, şu ya da bu ülkenin bankaları mı, piyasalarımıza operasyon çekiyor?
Gerçek hangisi?
Alın size, hayalinizin özgürce at koşturabileceği koca bir karanlık dünya.
Ama dikkat edin; elinizdeki, her zaman bir filin hortumu da çıkabilir.
İhtiyatta sayısız fayda var.
Ne me lazım, sonra!..