PKK analizlerinin iflası

Bugüne dek duyduğumuz, bildiğimiz bütün PKK analizleri yetersiz kalıyor. Yerleşik çözümlemelerin iflas ettiği yerdeyiz.

Önceki gün ajanslar, Kuzey Irak’tan bir haber geçti. Heron’lar, hareketlilik tespit etmiş. TSK jetleri de sınır ötesindeki hedefleri havadan vurmuş. Zap Kampı’ndan kalabalık bir grup PKK’lı, o esnada Türkiye’ye sızma girişiminde bulunuyormuş.

Yanılmıyorsam, biz onların silah bırakmasını bekliyorduk. En azından içerideki silahlı unsurların sınır dışına çekileceğini zannediyorduk. Hemen bugün değilse bile yakın zamanda mümkün olacak diye umutlanmıştık. Bu işte bir yanlışlık olmalı ama nerede?

Yarın cenazeler kaldırılıyor.

Provokasyon korkusuyla istim üstündeyiz. Müzakere süreci her an berhava olabilir. Daha evvel Habur açılımında olmamış mıydı? Çözüm umutlarımız, gövde gösterileri uğruna havaya uçurulmamış mıydı?

O gün dağdan inen bir grubun eve dönüş coşkusu mahvetmişti her şeyi. Estirilen zafer havasıydı bir çuval inciri berbat eden.

Bugün ise eve gelen cenazeler karşısında öfke ve infiale kapılma tehlikesi var.

İki tarafta da sabır küpleri taşırılmaya müsait. Tepkilerin kontrol dışına çıkması, taşınamaz taşkınlıklara meydan verilmesi, yürüyen sürecin doğrudan sabote edilmesi demek.

Ortam barut fıçısı gibi, küçük bir kıvılcımla alev almaya hazır. Zaten maktuller de yaygın kabule göre, bir sabotaj denemesine kurban gittiler.

Cehenneme giden çoğu yolun iyi niyet taşlarıyla döşeli olduğu söylenir. Barış cennetine giden yola, onun için mi provokasyon ve sabotajdan yapılma kötü niyet taşları döşeniyor?

Bu psikolojik atmosferde, bu barış kavşağında örgüt ne yapıyordur dersiniz? Müzakere sürecinin gelişip derinleşmesine mi çalışıyordur? Yoksa hassasiyetleri mi kaşıyor, yoksa kırılgan taraflarımızın üstüne üstüne mi gidiyor?

Sızacak grup için Sakine Cansız ve iki arkadaşının katline misillemede bulunacaklardı desem olmuyor. Zübeyir Aydar bile “Katil, Türk derin devleti ya da istihbaratı değildir” görüşünde. Bazı örgüt mensupları intikam arayışı içindiyse şayet, doğru adrese gelmiyorlardı.

Öldürülen arkadaşlarına karşı son görevlerini yapmak istiyorlardı desem resme oturmuyor. Sakine Cansız, PKK’nın kurucularındandı evet. Ama Diyarbakır’daki cenazesine gerilla kıyafetleri ve teçhizatıyla katılabilecekleri fikri, dağdakilerin aklının ucundan bile geçmemiştir. Gerçeklikten de gerçekçilikten de kopmamışlardır eminim.

Misilleme denemese de Sakine Cansız’ın anısına eylem koyacakları söylenebilir mi peki? Akla yatkın durmuyor o da. Çünkü BDP’nin önde gelenleri dahi ittifakla bu cinayetin sabotaj amacıyla işlendiğine hükmediyor.

Arkasında, barış istemeyen ve İmralı’yla görüşmelerden fevkalade rahatsız bir güç odağının bulunduğunda hemen her akıl sahibi hemfikir.

Barış karşıtı bu odak, PKK’nın içinden olabilir mi ya da PKK’da birtakım uzantıları mı var? Ki herkes yüreği ağzında, yeni bir Habur olayının yaşanmaması için çaba gösterip barış umudunun üzerine titrerken ortamı provoke etmeye çalışıyor.

PKK’nın Zap Kampı’na kadar uzanabilen el ve kol, kimin eli ve koludur?

Örgütün Mardin sorumlusu neden polis ve AK Parti hedeflerine eylem hazırlığı içindeyken operasyona uğradı? Yerel unsurların hareketlenmesini neyle, hangi amaç ve gerekçeyle açıklayabiliriz?

Bugüne dek duyduğumuz, bildiğimiz bütün PKK analizleri yetersiz kalıyor. Yerleşik çözümlemelerin iflas ettiği yerdeyiz.

PKK’yı bir bilen söylesin de anlayalım. Belirtilerini görmeye başladığımız bu yeni fenomenin izahı nedir şimdi?