Rayların üstünde öpüşmek yasak

Başbakan'dan kampüslerdeki 'Girilemez' tabelasını ilkokulların da kapısına asması isteniyor.

Sinan Çetin’in son filmi ‘Kâğıt’ gösterime girmiş olsa, bu yazıya gerek kalmayacaktı.
Ama gündem sıcak ve sabırsız tartışmacıların aralık ayını beklemeye tahammülü yok. İş, başa düştü yani.
Konumuz başörtüsü yasağı; kime yasak, kime serbest olmalı? 

Akıl baliğ olmak
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül, ilkokul çocuklarının kendi istekleriyle başlarını örtemeyeceğini söylüyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de eşinin bu sözlerini destekliyor. Reşit, yani akıl baliğ olmayanlar dinen mükellef sayılmıyor zaten.
Vakıa, yıllardan beri üniversitelerdeki yasağı konuşuyoruz. Herkes saçmalığı üzerinde hemfikir.
Fakat ne zaman çözüm iradesi gelişse, kendimizi devlet daireleri, orta ve ilk mekteplerin kapısında buluyoruz. Birileri, “Oralarda da serbest olacak mı” sorusuyla çengeli takıyor aklımıza. 

Başbakan geçiştiriyor mu?
AK Parti, ısrarla uzak duruyor bu tartışmadan. Girmiyorlar; çünkü meseleyi esas mecraından çıkarmaya yönelik bir tuzak olarak görüyorlar.
Başbakan Erdoğan, tartışmalar karşısında suskun kalmakla eleştiriliyor. Kampüslerdeki ‘Girilemez’ yazısı henüz kaldırılmamışken, aynı tabelayı kendi elleriyle ilkokulların da kapısına asması isteniyor.
Fiilen var olmayan bir özgürlüğe ‘yasak’ getirmekten kaçınması, akıllıca değil mi? 

Niye yeni anayasa?
Erdoğan Kore’ye uçarken, özgürlüklerle ilgili bireysel tavır almaktansa, sorunu yeni anayasaya havale etmesi bu yüzden.
İngiltere’de kadınların toplu taşıma araçlarında çikolata yemesi, Fransa’da rayların üstünde öpüşmek, Hollanda’da olmayan nehrin setlerini aşmak, İtalya’da açık alanlarda yemin etmek yasak.
Aksine, hapishaneden kaçmaya çalışmak Danimarka’da, tabelada belirtmek kaydıyla sahte doktorluk yapmak da İzlanda’da serbest.
Bu türden saçma yasaklar ve özgürlüklerin listesini veriyor ‘Kâğıt’ filmi. Ve hayatlarımıza maliyetini sorguluyor; “Kanunlar her zaman masum değildir. Kanunzedelerin, yanlış kanunlar karşısında hakkını kim savunacak?” 

Zeytin yasaklansa
İndirgemeci mantıklar için de şöyle bir hoşluk yapıyor; “Sabah kahvaltısında zeytin yemek yasaklansa ne olur?”
Ne olacak! “Her yasak kendi isyancısını yaratır. Zeytinseverler, zeytin dallı amblemi, ‘Zeytine özgürlük’ marşı olan bir örgüt kurar.” 

Gönül maraza çıkarmak isterse
Hiç yoktan yaşamlarımızı cehenneme çeviren yeni bir sorun alanı nasıl icat edilir? Soru buysa, cevap ‘Kâğıt’ filmidir. Hem de bugüne dek verilmiş en yalın cevap.
Yıllardan beridir cehennemimize odun taşıyan fasit mekanizmanın çalışma yasaları açık: Saçma bir yasak daha koyarsınız, olur biter. 

Ateşi körüklemek
Maraza çıkarmanın yollarını iyi bilir gardiyanlar. Yoksa, kundaklayarak tutuşturursunuz yangını; varsa ateşi körükleyip büyütürsünüz alevleri. Herkes kendi derdine düşer, siz de keyif çatarsınız.
Hale bakın ki; üniversitelerde özgürlükten yana görünenler, başörtüsü yasağını yeni alanlara sıçratma gayretinde.
Sorunu yaymak, çözümü yokuşa sürmektir oysa. Gene mi aynı film!