Roma'da büyük kapışma

Uğursuz başlayan bir Roma seyahatindeydim. Görünmez güçlerin çarpıştığı bir savaşın tam ortasına düştüm.

Uğursuz başlayan bir Roma seyahatindeydim.
Görünmez güçlerin çarpıştığı bir savaşın tam ortasına düştüm.
Esrarengiz olaylar yaşanıyordu, etrafta.
Sokak başlarında, şeytanların suç ortağı ecinniler, kol geziyor...
Cadıların içine giren kötü ruhlar, her yeri sarmış...
Şer kuvvetleri, bütün meydanlarını istila etmiş, Roma’nın.
Tek tek herkesi ele geçirmek üzere...
Melekler, metruk katedrallerden bile kovulmuş.
Aydınlığın güçleri, karanlığın neferlerine karşı amansız bir kurtuluş mücadelesi veriyor.
Hangisi kazanacak?
***
Seyahatin gizemi, hafta sonu izlediğim bir sinema filminden geliyor.
Dan Brown’un çok satan romanı ‘Melekler ve Şeytanlar’ın sinema uyarlaması...
Bu filmi izleyip Roma’ya gelirseniz, sizi de benim gibi afakanlar basar.
Baktığınız her heykel, yürüdüğünüz her meydan, önünden geçtiğiniz her kilise, sonu gelmez bir savaşın acılarıyla dolu.
Bu senaryoda melek ve şeytan, din ile bilimdir.
Her heykel, her tasvir, her kilise acımasız bir cephe...
Hiçbir yer tekin değil, duvarlardaki tablolar bile.
Her kuytu köşebaşında kilise ile bilimin çatışma izleri var.
Hem de, ne kanlı çarpışmalar...
Engizisyon mahkemeleri, meydan muharebesidir.
Bugün, kimsenin hatırlamak istemediği en karanlık sayfaları tarihin.
Cadı avları...
Bilim ve sanatın meydan okumasını kılıçla, kanla bastıran bir Katolik Kilisesi...
Göğüs göğüse süngü harbine zorlanmış, bilim.
Sırf aleme ibret olsun, kimse bir daha haddi aşıp kilise haricinden gazel okuyamasın diye...
Roma, katolik ruhaniyetinin başkenti... Bu harp yüzünden bir ‘azap şehri’ görünümünde.
Ve daha havaalanından şehre girerken, Dan Brown’un melekleri karşılıyor sizi.
***
Yolunuzun üstünde, Tiber nehrinin hemen karşı kıyısında, tarihi bir kale görünüyor.
En tepesinde kanatlı bir melek, kılıcını kınına sokmakla meşgul.
Castel Sant’ Angelo, bir zamanlar Osmanlı şehzadesi Cem Sultan’ın sürgün yaşadığı mapushane.
O gün, bugün Papa hazretlerinin özel misafirleri orada yatırılıyor.
Zamanımızda çok amaçlı kullanıma sahip.
Vatikan’ın alt mahzeni...
Tehlike çanları çaldığında, Saray’dan gizli bir geçitle  kaçış yolu; bir kutsal sığınak...
Çilekeş keşişlerin, azgın suçluların, azılı düşmanların müşterek ‘işkence’ hücreleri de orada.
Filmde, papa namzedi 4 kardinal, kaçırılıp orada tutuluyor.
Sistine Şapeli’nin kapıları, ‘beyaz duman’ tütene dek mühürlenirken, nefes kesen bir macera başlıyor.
O metruk katedrallerde, korkunç cinayetler işleniyor.
Ve soluk soluğa bir kovalamaca, Aydınlık Yolu’nda...
Bilim, Engizisyon kilisesini infaz ediyor, bu kez.
Cinayet planının işaretleri, şifrelenmiş heykellerde, anagramlarda, Roma’yı saran dehşet dörtgeninde saklanmış. 
***
Aydınlık Yolu’nun sonu, Aziz Melek Kalesi’ne çıkıyor.
O kanatlı aziz, veba salgını ölüm saçarken göklerden peydah olan koruyucu meleği simgeliyor.
Kılıcın kına sokulması, mucizevi kurtuluşun sembolü.
Katolik Kilisesi, hep bir elinde o kılıçla hükmetmişti.
Roman kahramanı Profesör Robert Langdon karakterini, filmde Tom Hanks canlandırıyor.
‘Dan Brown’ın cilvesi’ deyin, ya da şakası...
Agnostik bir bilim adamını,  Vatikan’a kurtarıcı olarak gönderiyor.
İllimünati, Vatikan’ın aforoz ettiği bilim ve sanat tarikatı.
Asırlardan beri yeraltında varlığını gizlice sürdüren bu yaralı tarikat, ansızın ortaya çıkıyor.
İllimünati, can düşmanı Vatikan’dan intikam alma peşinde...
Elinde, atomdan da ölümcül bir silah...
Adı, ‘Tanrı parçacığı’...
Kilise, bu ölüm-kalım savaşından sağ çıkabilecek mi?
***
Filmin sonunda gerçek, ayan beyan anlaşılıyor, ama merak edenler gidip izlesin...
İllimünati,  kilise içindeki iktidar mücadelesine hizmet eden hayali bir tarikat mı?
Gözünü hırs bürümüş bir din adamının çılgın komplosundan başka bir şey değil mi?
Kahramanımız Robert Langdon, bu gerçeği deşifre ederek, kanlı bir iktidar mücadelesine son veriyor.
Din ile bilimi barıştırıyor, yani.
‘Bu ikisi, birbirinin düşmanı değil’, diyor.
Biri olmadan diğeri nakıs.
***
Roma’ya, çarşamba akşamı oynanan final maçı için gelmiştim.
Ama Manchester United-Barcelona karşılaşması yerine, din-bilim kapışmasını izlemek bana daha cazip geldi.
Kupa sahibini bulsa da, bu mücadele henüz bitmedi, uzatmalardayız.