Ruhani makineleri nasıl bilirsiniz?

Aşağıdaki sorulara cevabınız 'evet' ise, bu adam, tam size göre. Gönlünüze göre bir vaiziniz oldu, müjde!...

Aşağıdaki sorulara cevabınız ‘evet’ ise, bu adam, tam size göre.
Gönlünüze göre bir vaiziniz oldu, müjde!...
Henüz, kendinizi ölüme hazır hissetmiyor musunuz?
Kendinize yakıştıramıyor da, sadece başkalarının başına mı geleceğini düşünüyorsunuz?
Ebediyyet arzusu, giderek daha çok mu büyüyor içinizde?
Siz de, gerçeği olduğu gibi kabullenemeyenlerden misiniz?
İman teslimiyetinde bulamıyorsanız ya da hiç aramıyorsanız orada şifayı...
Gılgamış gibi hemen isyana kalkışmayın, sonu hüsranla bitecek çıkmaz yollara düşmeyin.
‘Madem vermeyecektin, içimdeki bu ölümsüzlük arzusunu neden kımıldattın?’ demeyin de, dinleyin önce...
Elinizden atın, o eski asilerin tabletlerini...
‘Yeni çağ’ vaizlerine kulak verin.
Çünkü kıvama geldiniz, demektir.
Ray Kurzweil’in ‘Sonsuza kadar yaşamanın 9 kuralı’na inanmaya hazırsınız...
Mucizeler göstermek yerine iki kehanette bulunsa, iknaya yeter sizi.
Artık sizler de birer ‘cyborg’ adayısınız.
Müminleri ‘makine-insan’ olan ‘New Age’ cemaatine hoşgeldiniz.
***
Ray Kurzweil’i nasıl bilirsiniz?
İşte adamınız o!
Fakat şüphe, imanı bozar.
Kurzweil’in ‘new age’i bir inançsa, mutlaka cemaatten kovulmuş hilekar bir şeytanı vardır.
O şeytan, kapınızı çalabilir, sizi de dürtebilir.
Kalbinize olmadık desiseler üfleyebilir.
Sinsice sokulup, kulağınıza şöyle fısıldayabilir mesela;
‘Ölümden ölesiye korkan bir zekânın sayıklamalarıdır...
Ezelden beri var olan ve asla gerçekleşmeyecek bir hayalin istismarıdır.
Hokkabazlıktır, sahtekârlıktır, aldatmacadır...’
Acele edip, vaiziniz hakkında yanlış karar vermeyin.
Size, ondan biraz bahsedebilirim.
Bugünlerde duymak istediğiniz en cilalı sözleri o söylüyor.
Cemaatin en gözde vaizi...
Allah’ı var, iyi kalabalık topluyor.
Baksanıza, geçen hafta açıkladığı ‘Hızlı Dönüşler Kanunu’, bizim kapak sayfalarına bile girdi.
Bilim, en büyük rüyamızı gerçekleştirmeye çalışıyor.
Bu tuhaf Amerikalı da bize, bunun pekâlâ mümkün olduğunu söylüyor.
‘Ölümsüzlüğe 20 yılımız kaldı’, diyor.
Sıradan bir fani olmanın dayanılmaz hafifliğinden olsa gerek;
Teselliye o kadar muhtaç, inanmaya o kadar teşneyiz ki...
O haberin çıktığı günü, ölümlüler dünyasının kurtuluş günü ilan edebiliriz.
Hem, uzmanı olduğu ‘yapay zekâ’nın geleceğiyle ilgili kehanetleri daha önce tutmuştu.
Neden bu da olmasın?
***
Yalnız sorun şu ki; karşılığında bedenimizin bir bölümünü ve ruhumuzu vermemiz gerekecek.
Suni bir kalp, silikondan bir beyin, yapay ciğer, böbrek vesaire...
Kısacası, ‘cyborg’lara dönüşeceğiz, makine insanlara...
Nano teknoloji, moleküler biyoloji ve genetik mühendisliği gerisini birlikte halledecek.
Bizi, yeni baştan inşa edecekler.
Tabii, bilgisayar zekâsının eşsiz ellerinde yoğrulacak hamurumuz.
Önce yaşlanmayı yavaşlatacak, sonra da durdurup tersine çevirecekler...
20 yıla kadar bu sihirbazlar, genetik yazılımımızı değiştirecek kabiliyete ulaşacaklarmış.
Çok büyük bir vaat bu!
Yazgımızı toptan değiştirecek çapta bir devrimden söz ediyorlar.
Bedenimizde yapay organlar taşıyacağız.
Hatta, bir gün yapay genlere bile kavuşacağız.
Bir bilgisayar yazılımı gibi ‘software’miz programlanacak.
Kanımızda alyuvarlar yerine nanobotlar, yani mikroskobik robotlar dolaşacak.
Et, kemik ve kandan ibaret olmayacağız.
Silikon, çelik ve ıslak sinir devreleri katılacak harcımıza.
İçimizden nano-kablolar geçecek.
Beyin hücrelerimizi, bir ‘süper algoritma’ idare edecek.
O bildiğimiz eski insan olarak kalmayacağız yani.
‘Üstün mü, değil mi?’, onu siz söyleyin;
Ama yeni bir hayat formuna, yeni bir zeka formuna bürüneceğiz.
Kehanet böyle diyor.
Hâlâ ölümsüzlük istiyor musunuz?
***
Ray Kurzweil, akıllı ve ruhani makineler çağının hayalini kuruyor.
İnsana makine ilave edebilirsiniz ama, makineye ruhaniyet kazandırma iddiası, safsatadan öteye geçmez.
Bir de, ‘Üzerinde sonsuzluk aradığımız bu dünyanın kendisi sonlu’ bahsi var ki, hiç girmeyelim.
İçinden çıkamayız...
Aynı yere geliyoruz; inanırsınız ya da inanmazsınız.