Ruhani'yi Suriye'de görecek

Türkiye, Ruhani döneminde Suriye başta olmak üzere bölgesel konularda açık ve samimi diyaloğa hazır.
Ruhani'yi Suriye'de görecek

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’yla Tahran yolunda konuştuk. Yeni Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Meclis’teki yemin töreninden hemen önce.

Ruhani, Batı medyasında ittifakla reformcu ve ılımlı bir şahsiyet olarak tanımlanıyor. Peki, bu karakterini izleyeceği politikalara yansıtabilecek mi?

Çünkü selefleri gibi o da tek ve nihai karar verici olmayacak. Malum, Tahran’da karar mekanizması çok başlı ve biraz karmaşık.
Tecrit altındaki Tahran, bu belirsizliğe rağmen Ruhani’nin Batı başkentlerindeki ‘ılımlı adam’ imajını sonuna kadar kullanmak peşinde. Yemin törenini bile dışa açılmak için büyük bir fırsata çevirdiler.

İran, ilk kez bir cumhurbaşkanı göreve başlıyor diye yabancı heyetlerin davet edildiği böyle bir merasim düzenliyor. Ahmedinecad’a yapılmamıştı mesela, daha önceki Hatemi’ye de.

Ruhani açılımı hakkında Davutoğlu’na sorulacak 4 soru vardı, dördünü de sorduk.
Bir; devlet başkanları da var törene gelenler arasında, başbakanlar da. Türkiye, dışişleri bakanı düzeyinde katılıyor; bu, bir tavır mı?
Cevap: “Hayır, katiyen. Özel bir anlam yüklememek lazım, katılım düzeyini neye göre belirleyeceksiniz, daha önce örneği yok çünkü.”

İki; Suriye, başbakan düzeyinde temsil ediliyor. Tahran’da rastlaşma ihtimaliniz var. Elini uzatırsa sıkar mısınız ya da randevu isterse görüşür müsünüz?
Cevap: “Hayır, kesinlikle! Bir teması kabul etmemiz mümkün değil.”

Üç; Ruhani büyük umutlarla geldi. Dünyayla zıtlaşmayacak, ilişkileri yumuşatacak, Batı’yla uzlaşma ve diyalog kanallarını açacak, ambargoyu kıracak ve nihayet İran’ı yalnızlaştırma politikalarına son verdirecek diye bekleniyor. Başarabilir mi, Ruhani’den bizim beklentimiz nedir?
Cevap: “Ruhani daha önceki Ahmedinecad ya da Hatemi gibi kendi çizgisini yansıtacaktır. Hatemi’nin dışa açılımcı politikaları Ahmedinecad döneminde bölgesel etkinlik politikalarına yönelme. Bunlar o şartlar içinde takip edilen çizgiler. Ruhani döneminde yeni bir dış politika çizgisine ihtiyaç olduğu herkes tarafından görülüyor.

Ruhani’den 3 farklı düzlemde beklenti var.
İçerdeki beklenti halkın beklentisi, ekonomik durumun iyileştirilmesi ve buna yönelik adımların atılması.
Uluslararası alandaki beklenti nükleer programın bir çözüm yoluna kavuşturulması ve bu konuda bir iyileşme yaşanması.
Bölgesel beklenti ise Suriye’deki politikaların gözden geçirilmesi.

Türk-İran ilişkileri de bölgenin en köklü ilişkilerinden. İkili ilişkilerde Tahran anlaşması döneminde karşılıklı bir güven ortamı vardı. Ahmedinecad döneminde karşılıklı görüş ayrılıklarına rağmen belli alanlarda ilerleme kaydedebilmiştik. Şimdi Ruhani döneminde yine görüş ayrılıklarına rağmen Suriye başta olmak üzere bölgesel konularda daha açık ve samimi bir diyaloğa hazırız. Bu anlamda yeni bir perspektif katılması önemli. Ruhani ile birlikte yeni bir diyalog imkânı olduğuna inanıyoruz.”

Dördüncü ve son soru: İran’ın Suriye politikasında ciddi bir değişiklik olası mı?
Cevap: “Değişimi öncelikle Suriye’de bekliyoruz. İran’ın Suriye politikası son dönemlerde Hizbullah’ın Suriye’de bizzat alana girerek savaşmasını da göz önüne aldığınızda herhangi bir diplomatik pozisyon alma niteliğinden çıkıp alanda doğrudan taraf olma niteliğine büründü. Bu, İran’ın bölgedeki genel imajı ve bölgeye yapacağı katkı açısından hepimizi kaygılandırıyor. Bugün bölgenin barış ve istikrara ihtiyacı var. Bu barış ve istikrarın olması açısından İran’ın tutumu önemli bir unsurdur. Bu unsurun doğru değerlendirileceğini ümit ediyoruz. Ruhani tarafından özellikle son iki yıllık politikanın ciddi bir şekilde ele alınması bölge barışına da katkı yapacaktır. Ama her şey doğru gidiyormuş gibi aynı politikalar devam ederse Ruhani’nin dönemi bölgede yeni bir hayal kırıklığına yol açabilir. Biz böyle bir hayal kırıklığı yaşanmasını istemeyiz. Ruhani geçmiş politikalar itibariyle etkili olabilecek bir birikime sahip. Hem dini gelenek içinden gelen kimliği dolayısıyla bir ağırlığı var hem de en kritik dönemlerde ciddi müzakereler yürütmüş olması dolayısıyla ağırlığı var. Dış dünyada da olumlu algılandı. Bu iki kimliği birleştiren bir lider olarak Hatemi’nin çizgisini yeni unsurlarla takviye ederek devam ettirebilir ve bu anlamda bir yeni dönem açabilir.”

Bu konuşmanın hülasası şudur: Ruhani’yle birlikte büyük bir değişim havası estiriliyor İran’da. Dünya ise bekle-gör modunda. Kimse, yayılan iyimser havanın üstüne kafadan atlamıyor.

Davutoğlu’na da benzer bir gerçekçilik hâkim. Önce icraatını görmek istiyor yeni Cumhurbaşkanı’nın. Suriye’de ne yapacak mesela, bekleyip onu görecek. Ruhani’yi Suriye’de görene kadar da ihtiyatı elden bırakmak niyetinde değil.