Şakülümüz nasıl kayıyor?

Duvar ustalarının kullandığı eski bir alettir şakül. İpin ucuna ağırlık bağlanıp, aşağı sarkıtılır. Sağa sola sallanarak düz bir çizgide durur.

Duvar ustalarının kullandığı eski bir alettir şakül.
İpin ucuna ağırlık bağlanıp, aşağı sarkıtılır.
Sağa sola sallanarak düz bir çizgide durur.
Duvarın yere karşı duruşunu, dikliğini ölçer...Yamukluk, eğrilik varsa, gösterir anında.
Gündemimiz, doğrultuyu kaybetmiş gibi sağ sol yapıyor.
Dağdan inişler, cunta belgesi filan, sanki kaderimizin ucuna bağlanmış birer ağırlık...
Anlayacağınız, şakülümüz kaymış durumda.
Bakalım nerede duracak, hangi doğrultuyu gösterecek?
***
Gelişmeleri başka türlü de okuyabiliriz.
Halimize bakıp...
Yaşadığımız şey için savrulma değil devinim, kaos değil dinamizm de diyebiliriz.
Değişim sancılarının bizi tuttuğunu da söyleyebiliriz.
Bu değişimin yönü, cumhuriyetimizin kuruluş felsefesidir.
‘Medeni milletler camiasında muteber bir mevki’, çağdaşlaşma maceramızda bir sıçrama yakalamaktır.
Haliyle bu yolculukta yalpalayanlar, savrulanlar olacak...
***
Nereye dek bu savruluş?...
Hangi raddeye kadar bu yalpalama?...
Bana göre marjlar, tahammülümüzün sınırlarını zorluyor.
Bakın hele şu işe;
Sen kalk, kardeş Pakistan’da darbe önlemeye git...
Arkandan, seni devirecek darbe planı belgesi çıksın ortaya.
Sen kalk, PKK’yı dağdan indirmeye kalkış...
Ardından, sokakların terörize edilsin.
Sen kalk, darbe planı hazırlamakla suçlanan subayına idari işlem yap...
Kesmedi deyip, komutan olarak senin istifanı istesinler.
Sen kalk ihbar edil ‘işbirlikçi’ diye, cunta belgesinin orijinal nüshasıyla tekzip ye...
Ama suçluların telaşı içinde ‘Zinhar alakamız yoktur’ deyip niyet sorgula, suçu başkalarına at.
Sen kalk, askeri her defasında kışkırt, müdahalelere gerekçeler, mazeretler bul...
Yakalanınca da, ‘Demokrasi dışı arayışlarla ilişkimiz olamaz’ de...Üstüne bir de demokrasi havariliğine soyun.
Sen kalk ‘Şov da yaparım, siyasetçiyim ben’ çıkışlarıyla meydan oku...Ajitasyonun kralını yap, manipülasyonun dik alasını icat et...
Sonra da ‘Şov yapıyorlar’ diye, tut başkalarını kına.
Sen kalk ‘Terör illetinden kurtulalım, başka şehitler olmasın, başka analar ağlamasın’ nutukları çek...
Sonra da ‘Dağdan inişleri durdurdum’ diye, göğsüne vura vura böbürlen.
Sen kalk, Murdoch’ın yerli TV’sinde ‘Olacak O Kadar’ yap...
Ama parodilerinde ‘Vatan satılıyor, memleket elden gidiyor’ diye çığlık at.
Olacak şey mi?...
Bu kadar yalpalama kadı kızına bile fazla gelir.
Hep böyle gitmeyecek.
Sallanıp duran bu şakül, elbet duracak bir yerde.
O gün geldiğinde...Kim şakülün sağına, kim soluna düşecekmiş?...
Allah ömür verirse, biz gene böyle oturup konuşacağız.
Yeter ki, Yaşasın Cumhuriyet!